1.Bakış açısı ;

(1034 – 1124). Tam adı Hasan bin Ali bin Muhammed bin Cafer bin Hüseyin bin Sabbah el-Hamari’dir. Büyük Selçuklu Devleti zamanında yaşamış olan, tarihin eski ezoterik ve batıni örgütü Haşhaşileri kuran ve ölene kadar liderliğini yapan İranlıdır. Tarihteki en gizemli insanlardan biri olarak adı geçer.Müridlerinin adını Seyduna olarak bildiği Hasan Sabbah gençliğinde çeşitli çelişkiler yaşamış, islamiyeti büyük ölçüde sorgulamış, tarikat ve mezheplerle ilgili birçok toplantıya katılmıştır.

Devamını okuyun »

Bookmark and Share

Nizamülmülk, teşkilat hakkında İmam-ı Gazali‘ye bazı bilgiler verdikten sonra, Nizamiye Medreseleri’ni neden kurduğunu detaylarıyla anlattı. Hasan Sabbah‘ın [1] yaymaya çalıştığı Batınilik‘in taraftar topladığını, Ehl-i Sünnet inancına aykırı bu fırka ile mücadele etmenin zaruri olduğunu söyledi:
“Hasan, bizim teşkilatımızın lider kadrosu içindeydi evladım. Teşkilata ihanet edip, kendi örgütünü kurmaya karar verdi. İnandığı sapık düşüncelerle taraftar toplamaya ve bu düşünceleri yaymaya çalışıyor. Kendisinin Mehdi olduğunu ve gerçek İslam’ı anlattığını söylüyor. Kur’an’ın hükümlerini yok sayıyor. Asıl gayesi, İslam devletlerini …

Devamını okuyun »

Büyük Selçuklu Devleti baş veziri Nizamülmülk’ün Nizamiye medreselerini Gazali’ye devrederken aralarındaki konuşmalar  büyük bir sırdan şüphelenmemize neden olabilir mi? Yazımdaki dipnotlar ile olayların gerçeğe yakın olduğunu fark edebilirsiniz aslında…

12 Kasım 1082
Nişabur, İran
İmam-ı Gazali‘nin ders okuttuğu tekkenin dış kapısında, yüzü kıbleye dönük olduğu hakde nöbet tutan genç mürit; yirmi-otuz adım ötede atından inen ve tekkeye doğru yürümeye başlayan uzun boylu zatı fark ettiğinde, yüreğine korku ile karışık bir heyecan düştü. Hocasına haber vermekle yabancının gelmesini beklemek …

Devamını okuyun »

Kayıp Kıta Mu‘nun bilinmeyenleri? Atatürk ve Mu Kıtası ? Atatürk neden Mu‘ya önem verdi? Mu ispatlanırsa tarihi yeniden mi yazmamız gerekecek?

Tüm bu soruların cevabını bu konuda araştırmalar gerçekleştiren Tarihçi-Yazar Sinan Meydan anlatıyor…

Bölüm1

Bölüm2

Bölüm3

Bölüm4

Bookmark and Share

Haçlı Seferleri – Devam

14 Oca 2010 Kategori: Medeniyetler Tarihi

Birinci Haçlı seferi
Papa bütün Avrupa ülkelerini 18 Kasım – 28 Kasım 1095 arası Fransa’da bir araya getirip onlara savaş talebinde bulunmuştur. Bu çağrıya bütün ülkeler kulak verip hazırlıklara başlamıştır ve ilk olarak 1097 yılında ilk haçlı seferini başlatmışlardır. İlk haçlı seferi Avrupalılar tarafından çok başarılı geçmistir. Çünkü Müslümanlar ve Yahudiler böyle bir saldırı beklemiyordu. Bu olaydan dolayı kadın, çocuk, yaşlı demeden çok insan kılıçtan geçirilmiştir. Dönemin Selçuklu hükümdarı 1.Kılıçarslan İznik’i haçlılara vermek zorunda kaldı ve …

Devamını okuyun »

Haçlı Seferleri

14 Oca 2010 Kategori: Medeniyetler Tarihi

Haçlı seferi sekiz kez ordulu artı bir kezde çocuk haçlı seferi olmak üzere 1095-1270 arası düzenlenmiştir ve seferler çoğunlukla gayri hristiyanlara (hristiyan olmayan insanlara) karşıdır. Bu seferler 1095 ve 1270 arasında Avrupa’nın Katolik hristiyan kralı Papa tarafından vadedilen kutsal toprakları (Filistin) geri almak için düzenlenmiştir. Haçlı seferi ilk başta Ortadoğu’daki Müslümanlar ve Yahudilere karşı düzenlendiyse de sonradan Avrupa’daki hristiyan olmayan topluluklara ve sonradan başka bir hristiyan ülkesi olan Bizans’a (İstanbul’u almak için) karşı düzenlenmiştir. Haçlı …

Devamını okuyun »

MEHMET AKİF ERSOY VE BEKLENEN GENÇLİK RUHU

11 Oca 2010 Kategori: Kişiler

Çekilen onca çile, ızdırap, sürgün edilme, hor ve hakir görülme, öz yurdunda garip kalma boşuna mıydı? Mehmet Akif Ersoy‘dan bahsediyorum. Sizce üstad tüm bunlara bir hiç uğruna mı sabır ve sebat etmişti. O’nun bu sabır ve sebatına şaşmakla beraber bu sebatın kaynağını hala anlamış değilim. Bu sabrın kaynağı kişiliğinden midir, ummansı iman dehlizinden midir, başını adadığı yüksek ideal ya da davasından mıdır? Bilemem fakat bildiğim tek şey üstadın yeni bir gençlik ruhu beklediğiydi.
O genç ki:
Hasbi …

Devamını okuyun »

NECİP FAZIL KISAKÜREK VARLIK MUHASEBESİ

7 Oca 2010 Kategori: Kişiler

Bazen bazı olaylar, nesneler, fikirlerle karşılaşırız. Biz karşılaştığımız olayın, nesnenin veya fikrin iç yüzünü görebildiğimizi sanır meseleyi anladığımızı düşünürüz. Oysa bu gerçekte böyle midir? Yani bizler her gerçeği tüm yönleriyle kavrayabiliyor muyuz? Meseleler gerçektende tüm esrarını çözmemize izin veriyor mu?
Burada bir muhasebeden bahsedeceğiz. Bu büyük bir meselenin büyük bir muhasebesi olacak. Bu muhasebe bir iç hesaplaşmaymışçasına bizi kendi gerçeğimizle karşı karşıya bırakacak.
Bazen gördüğümüz şey algıladığımız şey olmayabilir, algımız gördüğümüz şeyi kavramaya yetmeyebilir. Bazen gördüğümüz şeyin …

Devamını okuyun »

21. YÜZYIL POPÜLİZM VE ABDÜLHAMİD HAN

6 Oca 2010 Kategori: Kişiler

Günümüzde aydın diye adlandırılan bazı kimselerin olaylara ve fikirlere yaklaşımları hayret verici  düzeyde. Bu kişilerin bütün fikirlerine öncülük eden popülizm anlayışı, ki bu anlayış sosyallik ve toplumsallıktan çok farklıdır, günümüz insanının ve gençliğinin zihnini fazlasıyla meşgul edip bulandırmaktadır. Bu popülizmin öncülerince vatan haini ilan edilen Abdülhamid Han‘ı hatırlayalım.
Osmanlı İmparatorluğu‘nun en buhranlı döneminde görev almış ulu hakan. Otuz küsür yıl tahtta kalmış, bu buhranlı dönemde hasta adamı(Osmanlı Devleti’ne bu dönemde avrupa tarafından verilen ad) tekrar ayağa kaldırmış, …

Devamını okuyun »

Büyük İskender , gerçektende ismi gibi büyüktü. Yanlızca 33 yaşında ölmesine rağmen tarihe adını yazdırmayı başarabilmiştir. Zaten kendisinin istediği de buydu; unutulmamak.
Yaşadığı dönemde bir tanrı olarak kabul edilmiş ve Mısırlılar onu Firavun ilan etmiştir. Her ne kadar kendisi de inanmasa da bazıları onun Zeus‘un oğlu olduğunu söylemiştir. Bir çok halk onu kendilerinden saymıştır. Dünyayı fethetmek için yola çıkan ve bu dediğini kısmen gerçekleştirmiş olan  İskender hakkında bir çok söylence bulunmaktadır.
-İranlılar İskender’i bir masal kralı ve bir İranlı yapmışlardır. …

Devamını okuyun »

Yeni yazılardan haberdar olmak için
Email adresinizi giriniz:

"Nerede bir Türk varsa, orayı kalbinden seveceksin.” “Boyun eğmeyeceğiz! Zira öteden beri Hing-nu’lar (Hun) kuvveti takdir eder, tabi olmayı hakir görürler. Savaşcı süvari hayatımız sayesinde bri ulus olduk. Zira bilirler ki, savaşta savaşcıların kaderi ölümdür. Biz ölsek de, kahramanlığımızın şöhreti kalacak, çocuklarımız ve torunlarımız diğer kavimlerin efendisi olacaktır."
(Mete HAN)



Google Özel Arama