BİR ERDEM ANITI: MEHMET AKİF!

BİR ERDEM ANITI: MEHMET AKİF!

Yazı Boyutu ( Arttır | Azalt )

BİR ERDEM ANITI

20 Aralık’ıdır 1873 yılının. Kale kapılarını zorlayan bir ordu misali bir hareketlenme ve heyecan vardır beyaz örtünün derinlerinde. Bir ses duyulur, bir çığlık; geçmişten bugüne ve hatta geleceğe doğru bir haykırış. Ve nihayet adına yakışan azmiyle en büyük engelini de aşar artık; delerek “Yedi Tepeli Şehir”in kar tabakasını, gülücükler savurur bulutlar arkasından el sallayan güneşe. Böylece bir çiçek daha hayat bulmuştur bu taşı toprağı altın şehirde. Bembeyaz karları hatta ve hatta gökteki yıldızları kıskandıracak bir güzellikle doğmuştur. Bir kardelen açmıştır bugün Devlet-i Aliye’nin kalbinde.

Yaşamı da doğumundan farklı değildi O’nun. Gönlünü verdiği ülkü denen nazlı geline giden yolda, karşısına sıralanan başı dumanlı dağlara inat onlardan daha yüce; üzerine çullanan beyaz örtüye inat kardelen cesaretinde ve yine bir kardelen azminde geçen, yüzyılların mayaladığı ve dahi kendinden sonraki yüzyıllara maya olacak 63 yıllık bir yaşam.

Mehmet Akif!

63 yıldan asırlara taşan hürriyet pınarının coşkun türküsü: Mehmet Akif.

Balıkesir’de, Konya’da, Kastamonu’da çıktığı mihraptan gönüllerde kıvılcım oluşturarak ateşi Anadolu semasını kaplayan hürriyet meşalesidir Mehmet Akif!

Bağrına saplanan hançerin nefes aldırmadığı bir milletin derin, depderin; yerin yedi kat altından, göğün yedi kat üstüne kadar derin nefesidir.

Mehmet Akif; ulu kartallara sırdaş, ak güvercinlere yoldaş, al bayrağımın ebedi sedasıdır semada.

Gönlüne damlayan gözyaşını kalemine mürekkep kılarak bu millete en güzel hediyeyi veren büyük şairdir Mehmet Akif.

Hak ile batıl arasındaki büyük savaşta kalemimizi imanımızla bileyip kılıçtan keskin eylemeyi öğrendiğimiz ulu öğretmenimizdir Mehmet Akif!

Bölmeden, ayırmadan koskoca bir milleti kucaklayarak; gölgesinde çakalı, kurdu, kuşuyla tıpkı bir bayrak gibi yaşayan hakiki bir münevverdir Mehmet Akif!

Makam, mevki, şan ve şöhreti bir kenara bırakıp Kayışzade Osmanlar’ın Kuran’ı göz nuru ile çoğalttıkları; Galibler’in Naat, Süleyman Çelebiler’in Mevlid yazdıkları; sütunları, kemerleri, kubbeleri ile Sinanlar’ın dönüp geldikleri, kubbelerinden tekbirlerin taştığı ve kubbelerine aminlerin dolduğu, diriliş çağının aşığı ve bu çağın yolcularının at seyisliğine talip olmayı dahi şeref bilmiş mütevazı bir fikir işçisidir Mehmet Akif!

Arkadaş!

Beni, seni, onu -bizi- sevdasında yelken açmaya davet eden sonsuz bir umman; yelkenimizi şişiren, tarihle yaşıt bir bayrağa yeniden can veren, ezelden gelip ebede giden ulu bir rüzgârdır Mehmet Akif!

Yavuz ÇAĞLAR

(Üstad’ı son yolculuğunda yalnız bırakmayan,  vefayı sadece İstanbul’da bir semt sananlara tokat mahiyetinde  Akif’in tabutuna sel olup akan aziz Türk Gençliği’ne nacizane hediyemdir…)





Benzer Konular :

  1. MEHMET AKİF ERSOY VE BEKLENEN GENÇLİK RUHU
  2. Fatih Sultan Mehmet Han’ın Namaz Hakkındaki Fermanı
  3. Türk Kültürü Üzerine Bir Anı

Yazar : nycaglar

2 Yorum »

  1. Tek kelimeyle mükemmel bir yazı olmuş …

    [Cevapla]

    avatar nycaglar yanıtı :
    Mart 19th, 2011

    Teşekkürler efendim….

    [Cevapla]

    comment-bottom

Bu yazıya yapılan yorumlar için RSS beslemeleri. TrackBack URL

Yorum yap