Bediüzzaman Said Nursî

Said NursiBediüzzaman Said Nursi ama bazen insanlar onu diğer adlarıyla yani Sait Okur, Molla Said, Saidi-Kurdi ya da Said Nursi diyerek çağırırlardı. Kendisinin 1878 doğumlu olduğu her yerde gecerli ama ay ve güne dair değişik bilgiler vardır. Bazi tarihçiler onun 5 Ocak’ta doğduğunu söylesede bazılari 12 Mart olduğunu söylelerler.

Said Nursî aslen Kürt’tür ve islam bilginlerinden ve de Risale-i Nur Kulliyati hem kurucusu hemde yazarıdır. Zamanın Osmanlı devrinde yüksek ilim ve fıkıh âlimleri ona Bediüzzaman yani zamanin en iyisi lakabını vermiştir. Çünkü kendi yaşıtlarına göre daha akıllı, zeki ve üstündü ve bu lakap sonradan ismiyle beraber anılmaya başlandı(Bediüzzaman Said Nursi). Said Nursi 1878’de Bitlis’in Hizan ilçesine bağlı olan Nurs  bugünkü adıyla Kepirli köyünde dünyaya geldi. Said Nursi’nin babasının adı Mirza ve annesinin adı da Nuriye’dir.

 Said Nursî ilk eğitimini kendi köyünde kendi abisi Molla Abdullah‘tan almıştır. Said Nursi dokuz yaşındayken Tag köyünde, Molla Mehmed Emin Medrese‘sinde asıl eğitim hayatına başladı. Bazı tarihçiler göre Said Nursi  sonrada  bu medreseden ayrılıp köyüne dönmüstür. Buna sebep olan ise kendi üstünlüğüne çok önem vermesi ve başkalarının emirlerine tahhamül edemediği içindir. Bu yerden ayrıldıktan sonra abisi tarafından haftada bir kaç kez ders almaya başlamıştır. Said Nursi beş yıl içinde dört medrese degiştirmiştir. Bunlar sırasıyla Molla Mehmed Emin Medresesi, Mir Said Veli Medresesi  Molla Fethullah Efendi Medresesi ve son olarak Doğu Beyazıt’ta bulunan Şeyh Mehmet Celali medresesidir. Bu zaman zarfında Said Nursi her gün zamanını kitaplara vererek yüze yakın atip kitap okuduğu, Kuran’ın tamamını okuduğu söylenmektedir. Said Nursi sonradan bu medreseden diplomasını alıp ayrılmıştır.

Said Nursi medreselerde başarılarından çok hocaları ve arkadaşlarıyla yaşadığı sorunlar ile tanılır. Hatta bir gün Cezire Ağasının hizmetçisi Said Nursi’yi öldürmek için hançerine davranır ama bunu fark eden Said Nursi hemen silahına davranır fakat düşmanın bir şey yapmadığını görünce onu korkutmak için kafasını bir kaç kez suya koyup çıkartmıştır. Rivayete göre eğitiminden sonra köyüne dönen Said Nursi bir gün rüyasında kıyametin koptuğunu görür ve rüyasında kendisinin de sırat köprüsünü başında görür ve sırasıyla bütün peygamberler ile görüşür ve en son  peygamberimiz  Hz. Muhhammed’i (S.A.V) gördükten sonra uyanır. Bu rüya ona çok şey kazandırır. Çünkü bu rüyadan etkilenen Said hemen babasına danışarak eğitimine devam etmek istediğini söyler ve babasının izniyle eğitmine devam eder.

Bediüzzaman lakabı ise zamanın hocası Molla Fethullah Efendi tarafindan verilir. Said’deki dersleri kolay anlama, kitapları okuyup ezberleme gibi cevherleri gören Molla ona Bediuzamman yani zamanın en iyisi lakabını verir.

Kendi yazdığı kitaplarda Said Nursi‘nin Bitlis’e gittiğine ve orda dönemin valisi Ömer Paşa tarafından konakta bir oda verilip ona ilim çalışması için yardım edildiği söylenir. Said Nursi Bitlis’deki iki yılda ilim başarılarından dolayı  hemen diğer iller tarafından dikkat çekilir ve dönemin Van valisi Hasan Paşa tarafindan davet edilir ve Said Nursi bu şehirde on yılı aşkın süre ilimle ilgili calışmalar yapar ve bu süre zarfında kendi mederesesi olan Horhor medresinde öğrencilere ders verdiği bilinir.

1097 yılında 2. Abdulhamit’e istirhamda bulunmak için her yıl yapılan selamlık törenlerine üstünde yöresel kıyafetler, basında sarığı ve hançeri ile katıldı ama bunu gören askerler Said Nursi’yi tutukladılar ama sonra akıl hastahanesine kapatıllar. Ayını yıl serbest bırakılan Said Nursi, Abdulhamit’te karşı olan İttihat ve Terakki Cemiyeti üyeleriyle buluşmak için Selanik’e gitmiştir.

İlk başlarda İttihat ve Terakki cemiyetine sempati duysada sonradan bu sempatisi giderek düşmanlığa döndü. Çünkü 31 mart 1908 tarihindeki olaylardan dolayı cemiyete inanışını kaybetmiştir ve o yıl tutuklanmıştır. Ama sonradan serbest bırakılmıştır. Said Nursi sonradan İttihad-i Muhhamed Firkası‘na (siyasi parti) üye olmuştur.

  • 1. Dünya Savaşı

Ustad-Bediuzzaman-Said-NursiOsmanlı’nın I.Dünya Savaşı’na katılmasıyla, Said Nursi gönüllü alay kumadanı olarak orduya katılmış ve kendi milisini kurup doğuya gitmiştir. Said Nursi’nin milisi dört bin kişiden oluşmaktaydı ve onlara Keçe Küllahlılar diye hitap ediliyordu. Said Nursi Bitlis’i savunurken vücuduna üç kurşun almıştı ve de ayağı kırıldı. Sonra Rus ordusuna esir düştü ve iki buçuk yıl esir hayatı yaşadı.

Savaş esiri olan Said Nursi yaralı olduğu için hemen hastaneye kaldırıldı. Çünkü o önemli bir esirdi ve sırf onun için İstanbul’dan bakım parası yollanmıştır. Uzunca bir süre hastahanede kaldıktan sonra Rusya’nın St.Petersbourg sonra da Rusya‘nın güney batısında bulunan Kosturm‘a esir kampına götürülmüştür.

Said Nursi‘nin esir döneminde Rus Çar’ının dayısı, Kafkas komutanı Nikolas Nikolavic ziyaret etmeye gelmişti. O sırada bütün esirler ayağa kalkarken onu gören Said Nursi ayağa kalkmamıştır. Bunu gören komutan sebebinin sorduğunda ise ‘Benim inancım budur’ cevabını almıştır. Tabiki bunun üzerine mahkemeler kurulmuştur ve Said Nursi’yi Rus ordusuna saygısızlıktan idam etmek istemiştir. Herkes onun geri adım atmasını beklerken o daha fazla sevinip, gülüyordu ve bunu gören komutanlar onun gerçektende inancı için yaptığına inanıp onu affetmişlerdi.

Said Nursi‘nin kaçma dönemi ise 1917’ye dayanıyordu. O zamanlar Rusya‘da devrim olmuştu ve ortalık çok karışmışti bunu fırsat bilen Said Nursi ordan kaçmanın bir yolunu bulup önce Peterbourg’a kaçtı. Sonra ordan Varsova‘ya ve ordan da Almanya’ya geçti. Almanya’da bir süre kalan Said ordan Viyana ve Viyana’dan’da Sofya‘ya kaçtı ve oranda İstanbul’a dönmüştür. İstanbul’a döndüğünde İstanbul İngilizler tarafindan işgal altındaydı. İstanbul’dayken işgalci güçleri tarafından bir eseri yüzünden idam emri çıkarılmıştır.

Türkiye‘nin zaferinden sonra Atatürk, Said Nursi’yi Ankara’da bulunan TBMM’ye davet etmiştir ve bu davet sırasında Said Nursi meclis üyelerine on maddelik İslam’a sahip çıkılması gerektiren ifadeler kullanmıştır. Sonradan Ankara’yi terk ederek Van’a yerleşen Said Nursi, öğrencilere ders vermeye başlar.

  • Sürgün ve Hapis Hayatı

Özellikle cumhuriyet yıllarının ilk başlarında uygulanan politikalar, halkı isyana sürüklemişdi. Bunlardan biride Şeyh Said(Burada bahsi geçen kişi Said Nursi değildir.)  isyanıydı. Hilafetin kaldırılmasıyla Anadolu‘daki birçok komitede ortaya çıkmıştı bunlardan biri de Kürt İstiklal Komitesi‘ydi. Çok kişi bu olaydan sonra tutuklanıp idam edildi  ya da sürgün edildi. Bunlardan biri ise Said Nursi idi. Said Nursi 1925 yılında Burdur‘a sürgün edilmiştir. Said Nursi‘nin burda Nur’un İlk Kapısı adlı eserini yazdı ama bu onun sonrada Barla‘ya sürgün olmasına neden oldu. Eskişehir ağır ceza mahkemesi tarafından Said Nursi’ye gizli örgüt kurmak , cumhuriyet temmelerini yıkmak iddiasıyla dava açıldı ve dava sonucu Tesettur Risalesi’ nden dolayı onbir ay hapis yatarken kendi öğrencileri ise altı ay ceza aldı. Said Nursi orda tek başına bir hücrede kaldığı yani tecrid altında kaldığı bilgileri yer almakatdır. Eskişehir hapis günleri bittikten sonra devlet Said Nursi’yi yedi yıl gibi bir süre zarfında said-nursiKastamonu‘da sürgün hayatı yaşatmıştır. Bu yıllarda Said Nursi’ye rejimin temel düzenini yıkmak suçuyla dava açılır ve bu davadan Said Nursi dokuz ay hapis cezasi alır. 1944 yılında zorunlu olarak Emirdağ’a götürüldü. Burda da zorunlu ikamete mahkum edildi. 1947 yılına gelindiğinde bu sefer hakkında ayni suçlardan yine dava açıldı ve bazı talebeleriyle beraber yirmi ay Afyon cezaevinde hapis hayatı yaşadı. Ordan sonra yine Emirdağ‘a götürüldü. Hapis yıllarından sonra genellikle Emirdağ ve Isparta‘da yaşayan Said Nursi bir kaç kez İstanbulu ziyaret etti. 23 Mart 1960’a gelindiğinde Said Nursi Şanlıurfa‘da hayatını kaybetti ve burda Halil-ur Rahman Dergahı’na defnedildi. 27 mayıs darbesinden sonra hükümet tarafindan 12 Temmuz‘da mezarı yıktırıldı.

“Bediüzzaman Said Nursî” için 13 yorum

  1. Kardeş yazı güzel ama burada bir şeye açıklık getirmem lazım şeyh said isyanındaki said ile beddiüzzaman said nursi ayrı kişiler yazından bu anlaşılmıyor.Yazıda isyanı yapanın said nursi olduğu izlenimi var düzeltirsen sevinirim.Başarılarının devamını dilerim.

    1. Rahmetli Mehmet Âkif’in”Fatih Kürsüsü’nde” adlı şiirinin,
      “Vâiz Kürsüde” bölümündeki sözleri:

      Lisân-ı pâk-i Nebî’den yalanlar uyduruyor!
      Sıkılmadan da “sevâb işledim” deyip duruyor!
      Düşünmedin mi girerken şerîatin kanına?
      Cinâyetin kalacak zanneder misin yanına?
      Sevâb ümid ediyor ha! Deyin ki nâmerde:
      “Sevâbı sen göreceksin huzûr-ı mahşerde!
      Tepende gezdirecek ra’d-ı intikamını Hak,
      Ki yıldırımları beyninde kaynayıp duracak!
      Yakandan inmeyecek dest-i kahrı husrânın…
      Nasıl iner ki, önünden kaçıp da nîrânın,
      Civâr-ı nûr-ı nübüvvette mültecâ bulsan;
      Bu türlü kurtuluş imkânı yok ya, kurtulsan!
      Şu izdihâmın elinden -ki belki bir milyar
      Nüfûs-ı hâsiredi-, kaçmak ihtimali mi var?
      Bugün fesâdına kurban olan zavallıların
      Vebâli boynuna yüklenmesin mi yoksa, yarın?
      Kolay mı ümmeti idlâl edip, sefîl etmek?
      Kolay mı dîni hurâfât içinde inletmek?
      Niçin Kitâb-ı İlâhî’yi pâyimâl ettin?
      Niçin şerîati murdâr elinle kirlettin?
      Çıkıp tepinmeye yok muydu başka bir sâha?
      Nedir bu salladığın çifte, Kâbetullâh’a?
      Herif! Şu millet-i mâsûmeden ne isterdin,
      Ki doğru yol diye tuttun, dalâli gösterdin!”
      Bu lâflar Said-i Kürdî’nin peşine takılan uyduruk şeyhler ve müritlerine de hitaptır.
      Tabii anlayana!..

      1. Mehmet Akif Bediüzzaman hakkında Viktor Hugolar Shaeksper ler onun ancak talebesi olabilirler demiştir. Ayrıca Hayatında hep onu örnek almak istemistir. O yüzden alakasız şeyleri birbirine bağlamaya çalışıp Mehmet Akife de iftira atma.

  2. Cok guzel makale yazmis kardesimiz, bilgi dolu yazilar, devamini beklerim cok beyendim, ileride basarilarini dilerim.  

  3. Gercektende Saidi nursinin daha fazla
    tanima firsati verdiniz icin sagolun
    ve birinci dunya savasinda hakkiinda saidi nursinin hakkinda bisey bilmiyodum ama bu sitenin sayesinde ogrendim ve tarihten notlarin devemlarini ve basarililarini bekliyoruz ve obur yazinizda seyh saidi hayatininda bu tarihi notlarda bulunmasini istiyorum sagolun

  4. bazıları Said Nursi yi karalama kampanyası başlatarak. Said Nursi nin kürt olduğunu öne sürerek Kürdistan dan felan bahsediyor. Bu şekilde saçma oyunlara gelmeyelim.

  5. dumanlar kardes ne dedigini tam anlayamadim. çünkü benim makalem içinmi dedin yoksa genel yorummu yaptin anlayamadim ondan cevap verirsen sevinirim

  6. bediüzzaman said nursi kendi zamanın ve geleceğin gençlerin ve bütün insanların imanın kurtarmak için büyük mücadeleler vermiştir.bazı kendini bilmezlerde ona karşı çıkmıştır.ama bu çabaları yetmemiş sonunda said nursi kazanmıştır.bu süzünüde unutmamak gerekir TÜRKİYE BATIYA BATIDA İSLAMA GEBEDİR.onun için hak dinimize dürt elle sarılmalıyız.

  7. (Bediuzamman) yani zamanın en iyisi.
    Manası verilmiş bu çok yanlıştır.
    (Bedi)=açıklama manasınadır.
    (Bediüzzman = Zamanın açıklayıcısı) demektir.
    Zamanın en yisi değil.Zamanın açıklayıcısı demektir.
    (Bedi’)Kelimesinin son harfi (Ayın)Harfidir.
    Doğrusu budur.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir