<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>TARİHTEN NOTLAR &#187; Tarihe Yön Verenler</title>
	<atom:link href="http://www.tarihtennotlar.com/category/kisiler/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.tarihtennotlar.com</link>
	<description>&#34;Tarih yazmak, tarih yapmak kadar önemlidir!&#34; - M.K.Atatürk</description>
	<lastBuildDate>Tue, 10 Jan 2012 09:05:01 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.2</generator>
		<item>
		<title>John Freely : &#8220;Fatih, Kanuni&#8217;den Daha İlginç ve Önemli Biri&#8221;</title>
		<link>http://www.tarihtennotlar.com/genel/john-freely-fatih-kanuniden-daha-ilginc-ve-onemli-biri/</link>
		<comments>http://www.tarihtennotlar.com/genel/john-freely-fatih-kanuniden-daha-ilginc-ve-onemli-biri/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 30 Jan 2011 13:26:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>alexander</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Tarihe Yön Verenler]]></category>
		<category><![CDATA[fatih sultan mehmed]]></category>
		<category><![CDATA[fohn freely]]></category>
		<category><![CDATA[Kanuni Sultan Süleyman]]></category>
		<category><![CDATA[miraç zeynep özkartal]]></category>
		<category><![CDATA[muhteşem yüzyıl]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı imparatorluğu]]></category>
		<category><![CDATA[röportaj]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tarihtennotlar.com/?p=2097</guid>
		<description><![CDATA[Milliyet Gazetesi&#8217;nden Miraç Zeynep Özkartal, Kanuni Sultan Süleyman&#8216;ın yoğun oarak tartışıldığı bugünlerde 50 yıldır Türkiye’de yaşayan, Osmanlı ve İstanbul&#8217;la ilgili birçok kitabı bulunan Amerikalı üniversite hocası John Freely ile Fatih Sultan Mehmed&#8216;i konuştu. İşte Özkartal&#8217;ın o röportajı: John Freely, Kanuni Sultan Süleyman sayesinde &#8220;meşhur oldu&#8221;. Tamam, bu biraz abartılı bir tespit. Ama &#8216;Muhteşem Yüzyıl&#8217; dizisi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Milliyet Gazetesi&#8217;nden <span style="color: #000000;"><strong>Miraç Zeynep Özkartal</strong></span>, <span style="color: #000000;"><strong>Kanuni Sultan Süleyman</strong></span>&#8216;ın yoğun oarak tartışıldığı bugünlerde 50 yıldır Türkiye’de yaşayan, Osmanlı ve İstanbul&#8217;la ilgili birçok kitabı bulunan Amerikalı üniversite hocası <span style="color: #000000;"><strong>John Freely</strong></span> ile <span style="color: #000000;"><strong>Fatih Sultan Mehmed</strong></span>&#8216;i konuştu. İşte Özkartal&#8217;ın o röportajı:</p>
<div id="attachment_2102" class="wp-caption alignleft" style="width: 160px"><a href="http://www.tarihtennotlar.com/wp-content/uploads/2011/01/john_freely.jpg"><img class="size-thumbnail wp-image-2102" title="john freely" src="http://www.tarihtennotlar.com/wp-content/uploads/2011/01/john_freely-150x150.jpg" alt="john freely" width="150" height="150" /></a><p class="wp-caption-text">John Freely</p></div>
<p>John Freely, Kanuni Sultan Süleyman sayesinde &#8220;meşhur oldu&#8221;. Tamam, bu biraz abartılı bir tespit. Ama <span style="color: #000000;"><strong>&#8216;Muhteşem Yüzyıl&#8217;</strong></span> dizisi ve hakkındaki tartışmalar başladığından beri birçok gazete onun Osmanlı tarihi hakkındaki kitaplarından alıntılara ve görüşlerine yer veriyor. Aslında Freely fizik profesörü, yıllarca Boğaziçi Üniversitesi’nde fizik tarihi dersleri verdi. Ve yazdı. Çoğu İstanbul ve Osmanlı tarihi üzerine tam 50 kitap yazdı hem de!<br />
Sabetay Sevi’den tutun da Cem Sultan’a kadar bu toprakların netameli konularını, portrelerini araştırdı ve bir kaynak yarattı. Geçtiğimiz hafta ise yeni kitabı piyasaya çıktı: Fatih Sultan Mehmed biyografisi &#8220;Büyük Türk&#8221;. Doğan Kitap etiketiyle yayımlanan kitabında, Fatih’e olan büyük hayranlığını aktarıyor Freely. Ona göre Fatih bir &#8220;Rönesans adamı&#8221;.</p>
<p><em>Kitabınızın ilk cümlelerinde Bellini’nin Fatih Sultan Mehmet portresinden söz ediyorsunuz. Fatih’e ilginiz bu portreyi görmenizle mi başladı?</em></p>
<div id="attachment_808" class="wp-caption alignleft" style="width: 212px"><a href="http://www.tarihtennotlar.com/wp-content/uploads/2009/11/405px-Sarayi_Album_10a.jpg"><img class="size-medium wp-image-808 " title="Fatih Sultan Mehmed" src="http://www.tarihtennotlar.com/wp-content/uploads/2009/11/405px-Sarayi_Album_10a-202x300.jpg" alt="Fatih Sultan Mehmed" width="202" height="300" /></a><p class="wp-caption-text">Fatih Sultan Mehmed</p></div>
<p>Evet, tam da böyle oldu. Bu resmi ilk kez 1962’de Londra National Gallery’de gördüm.<br />
O sırada İstanbul’a geleli iki yıl olmuştu. Daha sonra 1999’da yeniden karşılaştık, bu kez İstanbul’da. Yakın arkadaşım Selçuk Altun, Yapı Kredi Bankası’nın yönetim kurulu üyesiydi ve banka, portreyi İstanbul’a getirip sergiledi. Böylece Fatih’in o resmi, 100 yıl sonra İstanbul’a geri dönmüş oldu. Sergi için bir kokteyl yapıldı ve kimse o portreye bakmadı bile. Yanımda iki koruma görevlisiyle ben bakakaldım sadece.</p>
<p><em>Bu portrede sizi bu kitabı yazmaya kadar götüren ne gördünüz?</em></p>
<p>İlginç bir kişilik bir kere. Sultanların, kralların portrelerinde genelde gücün simgesini görürsünüz. Ama burada Fatih’in yüzü, ifadesi farklı. Bir de hikayesini biliyordum tabii. Birini sevmek için onu tanımalısınız. Ama bu Osmanlı sultanları için çok zor. Mektup yazmıyorlar bir kere. Şiirleri var hiç değilse&#8230; Benden 600 yıl önce yaşamış birinin zihninin içine girmeye çalıştım.</p>
<p><em>Neler keşfettiniz?</em></p>
<p>Bir insanın kütüphanesine bakarak onun nasıl biri olduğunu anlayabilirsiniz bence. Fatih’in kitaplarına bakın. Bir sultanın Aristoteles’le, St. Thomas Aquinas’la ne işi olabilir? Fatih Sultan Mehmed, muhteşem bir savaşçıyla olağanüstü bir entelektüelin birleşimi. Öğrenme aşkı var bir kere. Gerçek bir Rönesans adamı. Büyük İskender’de benzer bir kişilik görebilirsiniz. Mesela Atina’yı fethettiğinde diyor ki &#8220;Tek sorun şu: Agamemnon Truva’yı ele geçirdiğinde onu meşhur edecek bir Homeros vardı. Benim ise bir Homeros’um yok.&#8221; Çok etkileyici değil mi?</p>
<p><em>Sanırım siz Fatih Sultan Mehmed’in Türkiye’de hak ettiği değeri görmediğini düşünüyorsunuz.</em></p>
<p>Evet. Hem Türkiye’de hem de batıda. Kanuni Sultan Süleyman’a çok daha fazla önem veriliyor. Halbuki Fatih çok çok daha ilginç ve politik olarak çok daha önemli biri. Sultan Süleyman’ın zamanında imparatorluk kurulmuş, her şey tıkır tıkır çalışıyordu. Ben onun bir stratejist olduğunu düşünmüyorum. Herkes kurulu bir orduyu yönetebilir. Oysa Fatih babasından sonra o orduyu düzenleyen kişi. &#8220;Kanuni ortalıkta Brad Pitt gibi dolaşmıyordu, Hürrem’e aitti&#8221;</p>
<p><em>Peki &#8220;Muhteşem Yüzyıl&#8221; dizisiyle ilgili fikriniz nedir? Seyrettiniz mi?</em></p>
<p>Hayır, o kadar çok şey duydum ki artık seyretmesem de olur. Süleyman haliyle çok meşgul bir adamdı, hayatı seferlerde geçti. Sıradan bir haremi vardı ve sonra Hürrem’e aşık oldu. Herkesi bir kenara itti ve kendini Hürrem’e adadı. Sultan Süleyman ortada Brad Pitt gibi gezmiyordu, Hürrem’e aitti. O öldüğünde oğlu Sarhoş Selim tahta geçti. Diğer şehzadelerin öldürülüp onun tahta geçmesi, Osmanlı’nın kırılma noktasıdır. Selim beceriksiz bir yöneticiydi. Aslında onun da ilginç şiirleri vardır ama benim favorim Deli İbrahim.</p>
<p><em>Fatih Sultan Mehmed’le ilgili en çok tartışılan konu, Hıristiyan olup olmadığıdır. Siz nasıl bir bilgiye ulaştınız dini konusunda?</em></p>
<p>Fatih’in pek dindar olduğu söylenemez. Galata’da St. Pietro Kilisesi’ne gidip ayinleri izlediği, komünyon ekmeğinden yediği biliniyor.</p>
<p><em>Ama kitabınızdan şu sonucu çıkardım: Ne Müslüman ne de Hıristiyandı.</em></p>
<p>Evet, öyle görünüyor. Seremoni seven bir padişah değildi. St. Pietro Kilisesi’ne genelde yalnız gidiyordu. Sultan Süleyman gibi kalabalıklarla dolaşmıyordu.</p>
<p><em>Hakkındaki kaynaklar tatmin edici miydi?</em></p>
<p>ABD’de, İngiltere’de, Almanya’da bu işi yapmaya kalksanız işiniz çok kolay. Ama Türkiye’de daha zor. O dönemler üzerine çalışan çok az tarihçi var. Fatih üzerine belgeler epeyce kısıtlı.</p>
<p><em>Türkçe okuyabiliyor musunuz?</em></p>
<p>Hayır. Türkçem Tarzanca seviyesinde. İhtiyacım olan her şey çevrilmiş, Boğaziçi Üniversitesi’nin harika bir kütüphanesi var. Kampüs içindeyken İngilizce yetiyor ama sokağa çıktığımda, Çiçek Pasajı’na gittiğimde Türkçe konuşuyorum.</p>
<p><em>Kitabı ne kadar sürede yazdınız?</em></p>
<p><a href="http://www.tarihtennotlar.com/wp-content/uploads/2009/11/fatih4.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-806" title="Fatih Sultan Mehmed" src="http://www.tarihtennotlar.com/wp-content/uploads/2009/11/fatih4-300x169.jpg" alt="Fatih Sultan Mehmed" width="300" height="169" /></a>Bir yıl. O sırada üniversitede ders vermeye devam ediyordum çünkü. Şimdi dersim yok, aynı anda dört kitap yazıyorum. Ben işçi sınıfından geliyorum, hayatım hep böyle geçti. Gençken gündüzleri çalışıyor, geceleri okula gidiyordum. Sonra da gündüzleri okula gidip akşamları yazmaya başladım. Karım Dolores harika biri, her şeyi o yapıyor. Onun sayesinde&#8230;</p>
<p><em>Fatih Sultan Mehmed hakkında pek fazla kitap yazılmayan bir padişah. Siz bu biyografiyi yazarken bunun nedenini keşfettiniz mi?</em></p>
<p>&#8220;Büyük Türk&#8221;, Fatih hakkında genel okura hitaben yazılmış ilk kitap. Hem Türk araştırmacılar hem de Batılılar Süleyman’ın daha görkemli olduğunu düşünüyorlar. Fatih çok daha kompleks bir kişilik, kolay değil.</p>
<p><strong>Lise diploması olmayan fizik profesörü</strong></p>
<p>1926 yılında, İrlanda kökenli bir ailenin oğlu olarak New York’ta doğdu. Babası mezarcı, annesi temizlikçiydi. 17 yaşında, henüz lisede okurken II. Dünya Savaşı’na katıldı. Döndüğünde Roosevelt yönetimi, savaşa katılanlara -lise mezunu olmasalar da- üniversite bursu verileceğini söyledi.</p>
<p>Böylece fizik okudu. 1951’de üniversiteden mezun olduktan sonra, dokuz yıl boyunca gündüzleri farklı işlerde çalıştı. Geceleri de New York ve Princeton üniversitelerine devam ederek mastır ve doktorasını tamamladı.</p>
<p>Bu sırada eşi Dolores’le evlendi, üç çocuğu oldu. 1960 yılında İstanbul’a ilk defa Robert Kolej’de fizik öğretmenliği yapmak üzere geldi. 1976’da ayrıldı, 1988’de bu kez Koç Lisesi’ne geldi. 1991-1993 arasında Venedik’ye yaşadıktan sonra Boğaziçi Üniversitesi’ne geri döndü. Çocukları bugün farklı ülkelerde yaşıyor. Orhan Pamuk romanlarının İngilizce çevirmeni olan kızı Maureen Freely İstanbul’u sık sık ziyaret ediyor.</p>
<p><strong>&#8216;ABD’nin insanları aptal. Sarah Palin’e baksanıza!&#8217;</strong></p>
<p><em>İlk geldiğiniz 1960’tan bu yana İstanbul nasıl değişti?</em></p>
<p>Biz buraya geldiğimizde 1,5 milyonluk, çok romantik, çok güzel bir şehirdi. Şimdi ise bir şey güzelse diğeri çirkin.</p>
<p><em>Türkiye ana hedefi olan Batılılaşmayı ne oranda başardı sizce?</em></p>
<p>Batılılaşma burada çok abartılıyor bana kalırsa. ABD’nin insanları aptal, Sarah Palin’e baksanıza! Umuyorum Türkiye onlara benzemek istemiyordur. Bu modernleşme ve batılılaşma sözcükleri Türklere büyüklük taslamak için kullanılıyor. Türkiye’de karanlık güçler var, evet. Ama ABD’de de var.</p>
<p><em>İstanbul hakkındaki en iyi gezi kitaplarından biri sizi Hillary Sumner Boyd ile birlikte yazdığınız &#8220;Strolling Through İstanbul&#8221;dur. Sumner Boyd’un CIA ajanı olduğu söylenir, bu konuda ne biliyorsunuz?</em></p>
<p>Bu bir hurafe. Hillary ajan olacak son kişiydi herhalde. Oxford’da okurken, okulun Troçki kulübünün başındaydı, komünistti. ABD’den gelen herkes için böyle düşünülüyor. Eğer yabancıysan ajansındır.</p>
<p><em>Siz ajan mısınız?</em></p>
<p>Benimle ilgili de bu hurafe çok çıktı. Hatta birisi benim Einstein’in laboratuar asistanı olduğumu bile uydurmuştu. Halbuki en fazla Princeton kampüsünde bir kez karşılaşmışızdır.</p>
<h4><span style="color: #000000;"><em><strong>(Miraç Zeynep Özkartal / Milliyet)</strong></em></span></h4>
<p><span style="color: #000000;"><a href="http://foto.ekolay.net/foto-galeriler/4/22666/Fatih-Kanuniden-daha-ilginc-ve-onemli-biri-1.aspx">Ekolay.net</a>&#8216; ten alıntıdır. </span><span style="color: #000000;"><br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tarihtennotlar.com/genel/john-freely-fatih-kanuniden-daha-ilginc-ve-onemli-biri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>AHİLİK &#8211; CÖMERT KARDEŞLER</title>
		<link>http://www.tarihtennotlar.com/genel/ahilik-comert-kardesler/</link>
		<comments>http://www.tarihtennotlar.com/genel/ahilik-comert-kardesler/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 25 Jan 2011 21:04:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nycaglar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Medeniyetler Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Tarihe Yön Verenler]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[ahi evran]]></category>
		<category><![CDATA[ahilik]]></category>
		<category><![CDATA[medeniyet]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[Selçuklu]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[türk tarihi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tarihtennotlar.com/?p=2080</guid>
		<description><![CDATA[CÖMERT KARDEŞLER Öyle bir bina kurulsun ki temelinde kardeşlik olsun. Öyle bir bina düşünün ki bütün tuğlalar kardeşlikle birbirine tutunsunlar, dahası o binanın tüm tuğlaları evet tüm tuğlaları kardeş olsun. Şimdi sormak istiyorum. Sizce böyle bir bina kolay kolay yıkılabilir mi? Böyle bir bina yüzyıllarca ayakta kalmaz mı? Felsefesi kardeşlik olan, “kardeşim” anlamına gelen “ahi” [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>CÖMERT KARDEŞLER</p>
<p>Öyle bir bina kurulsun ki temelinde kardeşlik olsun. Öyle bir bina düşünün ki bütün tuğlalar kardeşlikle birbirine tutunsunlar, dahası o binanın tüm tuğlaları evet tüm tuğlaları kardeş olsun. Şimdi sormak istiyorum. Sizce böyle bir bina kolay kolay yıkılabilir mi? Böyle bir bina yüzyıllarca ayakta kalmaz mı? Felsefesi kardeşlik olan, “kardeşim” anlamına gelen “ahi” kelimesini örgütlerinin adı kabul eden bir topluluk&#8230; İşte bu topluluk yüzyıllar boyunca varlığını devam ettirmiş, başta ticaret olmak üzere, toplumun her alanında da söz sahibi olmuştur.</p>
<p>Kardeşlik, Ahilik kurumunun temelinde tasavvufi değerlerin yer alması sonucunda vazgeçilmez bir kural olmuştur. Evet, Ahilik kurumunun her bir ferdi kardeşti, onlar kardeştiler. Kardeşlik demek sadece bir anadan doğmak değildir. Sadece aynı kanı taşımak demek, aynı soydan gelmek demek değildir. Ahiler, kardeşliği, cömertliğe, yardımlaşmaya ve dostluğa dayanan bir duygu olarak nitelendirmişler ve yaşatmışlardır. Dini, mesleki, karakterli bir kurum olan “Ahilik”, görüşlerini bilhassa kişiler arasındaki düşmanlıkların kalkmasını ve bu düşmanlıkların yerine kardeşlik duygusunun hakim olmasını teşvik eden Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;den ve Hz. Muhammed&#8217;in hadisi şeriflerinden alır. Ahiler benimsedikleri görüş çerçevesinde tüm insanlar arasında dayanışma ve yardımlaşma kurmaya çalışmışlardır.</p>
<p>Ahiliğin temel öğeleri din ve meslektir. Daha doğrusu Ahilik dini kurallar çerçevesinde mesleki yapılanmadır. Ahilikte temel meslek sahibi olmayan bir ahi tasvir edilemez. Her şahıs, becerisine, imkânlarına göre bir mesleğin maharet ve hünerlerini kazanır, o işin piri olur ve hem kendine hem de topluma katkı sağlar. Mesleği olmayan birinin ne kendine ne topluma faydası olur.<br />
Ahilik gibi bir kurumun oluşturulmasındaki temel amaç insanlığa hizmet etmektir.</p>
<p>Mükemmel toplumlara ancak ahlakla yoğrulmuş, kardeşlikle pişmiş fertler yetiştirerek ulaşabilirsiniz. Fertler mükemmel olursa onlardan meydana gelen topluluklar da mükemmel olur.Bunu gerçekleştirdiğiniz zaman dünyayı düzene sokabilirsiniz. Bu yüzden Ahilikte öncelik,  fertlerin kişiliklerini bir düzene sokmaktadır.</p>
<p>Ahi olmayı seçen birinin üç şeyi bağlanır, üç şeyi açılır: gözü harama, ağzı günah söze, eli zulme bağlanır; kapısı konuklara, kesesi ihtiyacı olanlara, sofrası aç olanlara açılır.</p>
<p>Aslında ahilik başlı başına bir yaşam biçimi oluşturmuştur. Temel ilkeleriyle 300’e yakın görgü kurallarıyla her millete örnek olacak bir yaşam biçimi.</p>
<p>Ahilik; kardeşliktir, adalettir, yardımseverliktir, insan haklarına saygı duymaktır. . Ahilik devletini ve tüm insanları seven, kudretli, şefkatli, çalışkan, yardımsever, ekmeği bol ve sofrası açık iyi insanların birliğidir.</p>
<p>Günümüz dünyasının yükselen onlarca değerinin önemli bir kısmının temelinde ahiliğin ana ilkeleri bulunmaktadır. Tüketici hakları, sivilleşme, kooperatifçilik,  gibi kavramları dünyaya aktaran birikim, ahilik kültürüdür. Bu yönüyle de ahilik, yalnızca Türk Milletinin değil, dün olduğu gibi bugün de bütün dünya toplumlarının örnek alması gereken bir ahlak sistemidir.</p>
<p>Yazımı kardeşliği, eşitliği, Mevlana’nın “Ne olursan ol yine gel!” görüşünü kendisine temel edinmiş güzel bir ahi sözüyle bitirmek istiyorum:</p>
<blockquote><p>“Hak ile sabır dileyip bize gelen bizdendir,<br />
Akıl ve ahlak ile çalışıp bizi geçen bizdendir.”</p></blockquote>
<p>Yavuz ÇAĞLAR</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tarihtennotlar.com/genel/ahilik-comert-kardesler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>TİMUR&#8217;UN 12 DÜSTURU</title>
		<link>http://www.tarihtennotlar.com/kisiler/timur-12-dusturu/</link>
		<comments>http://www.tarihtennotlar.com/kisiler/timur-12-dusturu/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 06 Oct 2010 14:08:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ASLAN_BEY</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarihe Yön Verenler]]></category>
		<category><![CDATA[12]]></category>
		<category><![CDATA[kanun]]></category>
		<category><![CDATA[timur]]></category>
		<category><![CDATA[timurun 12 kanunu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tarihtennotlar.com/?p=2000</guid>
		<description><![CDATA[Allahın dinini yaydım. Her zaman her yerde  islamı tuttum. Etrafımındaki adamları 12 ye ayırdım. Fethettim yerlerin idaresi konusunda onlara danıştım. Düşman ordularını mağlup ve eyaletleri fethetmekte alimlerle istişare ihtiyat uyanıklık ve faaliyet bana çok yardım etti. Devlet idaresinde  tahamül insaniyet ve sabırla hareket ettim. Kurallara ve kanunlara uymak benim iktidarımı o kadar sağlamlaştırdi ki  vezirler [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<ol>
<li>Allahın dinini yaydım. Her zaman her yerde  islamı tuttum.</li>
<li>Etrafımındaki adamları 12 ye ayırdım. Fethettim yerlerin idaresi konusunda onlara danıştım.</li>
<li>Düşman ordularını mağlup ve eyaletleri fethetmekte alimlerle istişare ihtiyat uyanıklık ve faaliyet bana çok yardım etti. Devlet idaresinde  tahamül insaniyet ve sabırla hareket ettim.</li>
<li>Kurallara ve kanunlara uymak benim iktidarımı o kadar sağlamlaştırdi ki  vezirler emirler askerler ve halk  üst sınıfa geçmek için can atar değildi.</li>
<li>Subay ve asklerlerimi gayretlendirmek için  onlara altın ve kıymetli şeyler dağıtmaktan çekinmedim. Onları kendi soframa oturttum . Onlarda benim için can verdiler.</li>
<li> Adalet ve tarafsızlık ile yüce ALLAH(C.C)kullarının iyiliklerini isteyen bir kişi oldum. Suçsuzlara olduğu kadar kabahatlilere de iyi davrandım. Mazlumu zalimin elindenn kurtardım.</li>
<li>Seyittlere ilim adamlarına fakihlere düşünürlere ve tarihçiler farklı muamelede bulundum.</li>
<li>Her teşebüsümü sonuçlandırmakta  sabırlıydım. Bir fikri bir kere kabul etimmi bütün zihnim ona yönelirdi.</li>
<li>Halkımı halini iyi anlardım. Büyüklere kardeşim küçükler çoçuğum gibi davrandım.</li>
<li>Bir kabile veya bir Arap ve İran göçebesi benim nüfusm altına girrmek isteyince  şerefle kabul ettim. İyililerine iyilikle ve kötülerine ise fenalık ettim.</li>
<li>Oğul torun dost mütefik benimle bağlılığı olan herkes kazandı. Benim şanve şöhret olmam  onları unuturmadı.</li>
<li> Gerek leh veya aleyhte hareket etsin. Her zaman askerlere  hürmet ettim. Ebedi saadeti çabucak geçen  adamlara şükretmek borçtur.</li>
</ol>
<p>İşte bunlar Timurun 12  kanunudur.</p>
<p>NOT : Kanunların bazıları çok uzun olduğu için tamamını yazmadım.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tarihtennotlar.com/kisiler/timur-12-dusturu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yahya Kemal’in Ziya Gökalp’a Verdiği Sert Cevap</title>
		<link>http://www.tarihtennotlar.com/kisiler/yahya-kemal%e2%80%99in-ziya-gokalp%e2%80%99a-verdigi-sert-cevap/</link>
		<comments>http://www.tarihtennotlar.com/kisiler/yahya-kemal%e2%80%99in-ziya-gokalp%e2%80%99a-verdigi-sert-cevap/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 06 Oct 2010 00:13:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ASLAN_BEY</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarihe Yön Verenler]]></category>
		<category><![CDATA[Cafer Bey]]></category>
		<category><![CDATA[dünya savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[ittihat]]></category>
		<category><![CDATA[sert cevap]]></category>
		<category><![CDATA[terraki]]></category>
		<category><![CDATA[yahya kemal]]></category>
		<category><![CDATA[Yat kulub]]></category>
		<category><![CDATA[ziya gökalp]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tarihtennotlar.com/?p=1985</guid>
		<description><![CDATA[Yahya Kemal Beyatlı son dönem yakın tarihimiz açısından oldukça önemli simalardan bir tanesidir. O, daha çok şiirleri ve şiire olan bağlılığı ile tanınır. Nitekim onun en yakın dostları kendisinin vefatından sonra kaleme aldıkları hatıralarda bu meseleye çok kez temas etmişlerdir. Fakat şiire olan yakınlığının yanında onun tarihe olan merakı daha çok ikinci planda kalmıştır. Yine [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>
<div>
<p>Yahya  Kemal Beyatlı son dönem yakın tarihimiz açısından oldukça önemli  simalardan bir tanesidir. O, daha çok şiirleri ve şiire olan bağlılığı  ile tanınır. Nitekim onun en yakın dostları kendisinin vefatından sonra  kaleme aldıkları hatıralarda bu meseleye çok kez temas etmişlerdir.</p>
<p>Fakat şiire olan yakınlığının yanında  onun tarihe olan merakı daha çok ikinci planda kalmıştır. Yine onun  yakın dostları, Yahya Kemal’in şahsi kütüphanesinde, sadece İstanbul’un  fethiyle alâkalı olmak üzere ve yalnızca Fransızca yazılmış onlarca  kitaptan bahsederler.  Bununla beraber şairin, siyasî anlamda da ön  planda olması, aynı zamanda Beyatlı’nın son dönem mühim portreleriyle  olan samimi dostluğuna tekaddüm eder. Bunlardan bir tanesi de İttihad ve  Terakki’nin “fikir babası” olarak kabul gören  Ziya Gökalp’tır…</p>
<p>Sadece Yahya Kemal hakkında hatıralar,  monografiler yazılmamıştır. Bizzat Yahya Kemal de yaşadıklarını kimi  zaman kaleme almıştır. Bunlardan bir tanesi de, günün birinde Ziya  Gökalp ile yaşadığı, biraz gergin ve biraz da derin mânâlar içeren bir  bir sükûnet ile sona eren diyaloğudur.</p>
<p>Yer, “Yat Kulüb”dür ve sohbet oranın  oyun salonu olan “Lobi Evi”nde devam etmektedir. Beyatlı, Gökalp ve  Cafer Bey beraberdirler. Bir ara sofranın verdiği heyecandan olsa gerek,  Ziya Gökalp, Yahya Kemal’e dönerek:</p>
<p>-Mesela sen bu harb uğrunda (I. Dünya  Savaşı’nı kastediyor) kendini halk nazarında yıpratır endişesi ile bir  yazı yazmaktan korkarsın! der.</p>
<p>Çünkü Ziya Gökalp, muhatabının Enver  Paşa hakkında pek de olumlu diyemeyeceğimiz görüşlerini bilmektedir ve  böyle bir şeyi söyleme cür’etini kendisinde sonuna kadar bulmaktadır.  Devam ederek:</p>
<p>-Korkarsın! Mesela Enver Paşa hakkında bir yazı yazmaktan çekinirsin!</p>
<p>Yahya Kemal, latife sınırını aşan bu sözler karşısında artık dayanamaz ve cevaben şunları söyler:</p>
<div><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2010/02/YahyaKemalBeyatl%C4%B1.jpg"><img class="alignleft" title="Yahya Kemal" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2010/02/YahyaKemalBeyatl%C4%B1.jpg" alt="yahya kemal tarih" width="204" height="224" /></a>Yahya Kemal</p>
</div>
<p>-Ziya Bey! Ya ben korkağım, yahut da siz  korkaksınız! Bunu yarın tecrübe edelim.Ben bu akşam odama kapanacağım.  Enver hakkında ne düşünüyorsam yazacağım.</p>
<p>Türk milletini Enver Paşa’nın kendi  hırsına nasıl feda ettiğini, Alman ittifakına eli kolu bağlı attığını,  dövüşmesi katıyyen icab etmeyen cephelerde kırdırdığını, Mısır’ın,  Kafkas’ın daha bilmem nerelerin fethi gibi, bugün Türk milletinin asla  kudreti ve ihtiyacı olmayan bir macerada tepelediğini, üstelik bizzat  kendi, bu cidâlde hiç bir askerî kıymet gösteremediğini, en güzîde ve  muvaffak kumandanlarımızın şereflerini ketmettiği (sakladığı) halde  akrabasını öne sürdüğünü, bu dakikada vatan vaziyetinin bir facia  olduğunu, lâkin bununla kalmayıp bu zât yüzünden devletin batacağını,  ben bu akşam yazacağım! Yani Enver hakkında arzu ettiğiniz gibi  korkmayarak fikrimi söyleyeceğim! Yazacağım bu makaleyi, yarın sabah  size teslim edeceğim!</p>
<p>Siz bu makaleyi “Tanin”de yahut başka bir gazetede neşretmelisiniz. Eğer neşretmezseniz korkaksınız!</p>
<div><a href="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2010/02/ziyagokalp.jpg"><img class="alignleft" src="http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2010/02/ziyagokalp.jpg" alt="ziya gökalp tarih" width="180" height="252" /></a>Ziya Gökalp</p>
</div>
<p>Bu sözlerin de akabinde Yahya Kemal  konuşmasını şu şekilde sürdürür: Ziya Bey söylediklerimi derin bir  teessürle dinledikten sonra donmuş gibi bana bakıyordu. Aramızda aşılmaz  bir uçurum açıldığını, orada üçümüz de hissediyorduk. Cafer Bey  kımıldanıp, kalktı, çekildi. İkimize de birden bire ağır bir sükûn  çökmüştü. Kadehlerimizden birkaç yudum daha içtik, konuşamıyorduk. Az  sonra Ziya Bey titrek bir sesle: “Vakit geç, artık gidelim” dedi.  Kalktık, dalgın dalgın bahçe kapısına kadar gittik. Ayrılmamız dakikası  gelmişti. Ziya Bey buna nasıl bir şekil vereceğini düşünür gibi  müteredditti (tereddütteydi). Kapı önünde acı bir gülümseme ile elimi  sıktı:</p>
<p>-“Bu akşam rahat edelim; yarın ben inmeyeceğim, sizi ararım… Biraz gezmeye çıkarız!” dedi.</p>
<p>Bibliyografya:<br />
Yahya Kemal, Siyasî ve Edebî Portreler</p>
<p>Devamı için <a href="http://tarihvemedeniyet.org/2010/02/yahya-kemal%e2%80%99in-ziya-gokalp%e2%80%99a-verdigi-sert-cevap/#idc-container#ixzz11VXw3rQ4" target="_blank">tıklayın</a>:</p>
</div>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tarihtennotlar.com/kisiler/yahya-kemal%e2%80%99in-ziya-gokalp%e2%80%99a-verdigi-sert-cevap/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yavuz&#8217;dan Günümüze Ders</title>
		<link>http://www.tarihtennotlar.com/kisiler/yavuzdan-gunumuze-ders/</link>
		<comments>http://www.tarihtennotlar.com/kisiler/yavuzdan-gunumuze-ders/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 14 Aug 2010 20:03:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kaiser</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarihe Yön Verenler]]></category>
		<category><![CDATA[bezirgan]]></category>
		<category><![CDATA[milletvekili]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[tarihte borç]]></category>
		<category><![CDATA[torpil]]></category>
		<category><![CDATA[yavuz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tarihtennotlar.com/?p=1942</guid>
		<description><![CDATA[Yavuz Sultan Selim Han, Mısır seferine çıkmıştı. Bu sefer, her konuda zor ve çetin geçmişti. Hazine çok sıkıntıya düşmüştü, para bakımından tam takırdı. Hazinedar durumu padişaha arz etmeden önce işi halletme yoluna gitmiş, bir bezirgândan borç para almıştı. Sefer dönüşü bezirgânın parası ödenecekti. Öyle de oldu. Hazine sorumlusu, bezirgânı çağırmış ve borç olarak verdiği miktarı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="color: #000000;"><a href="http://www.tarihtennotlar.com/wp-content/uploads/2010/08/YAVUZ-SULTAN-SELIM-MISIR-FETHI-KARTPOSTALI__11268850_0.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-1943" title="YAVUZ-SULTAN-SELIM-MISIR-FETHI-KARTPOSTALI__11268850_0" src="http://www.tarihtennotlar.com/wp-content/uploads/2010/08/YAVUZ-SULTAN-SELIM-MISIR-FETHI-KARTPOSTALI__11268850_0-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a>Yavuz Sultan Selim Han</span></strong>, <strong><span style="color: #000000;">Mısır </span></strong>seferine çıkmıştı. Bu sefer, her konuda zor ve çetin geçmişti. Hazine çok sıkıntıya düşmüştü, para bakımından tam takırdı. Hazinedar durumu padişaha arz etmeden önce işi halletme yoluna gitmiş, bir bezirgândan borç para almıştı. Sefer dönüşü bezirgânın parası ödenecekti. Öyle de oldu. Hazine sorumlusu, bezirgânı çağırmış ve borç olarak verdiği miktarı kendisine ödemişti. Bezirgân hazine sorumlusuna şöyle bir teklifte bulunur: Devletin sayesinde servetim çoğaldı. Varis olarak bir oğlumdan başka kimsem yok. Size borç olarak verdiğim parayı devlete bağışlıyorum, karşılığında da oğluma devlette bir iş verin. Bu teklifi hazinedar iyi karşılamış, durumu Padişaha bildirmek üzere huzura çıkmıştı. Hazinedarını dinleyen <strong><span style="color: #000000;">Yavuz</span></strong>, öfkeyle ayağa kalktı ve bağırdı: <strong><em><span style="color: #000000;">&#8220;Bana böyle ahlâksız bir teklifle nasıl gelirsiniz?&#8221;</span></em></strong> Bu tekliften dolayı seni de bezirgânı da cezalandırırdım. Ancak benim için,<strong><span style="color: #000000;"> &#8220;Servetine tamah ettiği için cezalandırdı.&#8221; </span></strong>demelerinden çekindim. Derhal bezirgânın parasını verin ve bir daha da bana böyle yakışıksız tekliflerle gelmeyin. Bezirgânın Yahudi olduğu konusunda tarihçilerin notu vardır.</p>
<p>Yavuz’un bu olayından çıkarılacak çok ders var aslında. <strong><span style="color: #000000;">Osmanlı Devleti’</span></strong>nin neden uzun ömürlü bir devlet <a href="http://www.tarihtennotlar.com/wp-content/uploads/2010/08/yavuz+sultan+selim.jpg"><img class="size-medium wp-image-1944 alignright" title="yavuz+sultan+selim" src="http://www.tarihtennotlar.com/wp-content/uploads/2010/08/yavuz+sultan+selim-193x300.jpg" alt="" width="180" height="244" /></a>olduğu, neden Türkiye’nin Osmanlı olamayacağını şu küçücük olaydan çıkarmak mümkün olacaktır. Devlet zor anında bir bezirgandan borç almak zorunda kalıyor. Bezirgan tüm servetini bağışlıyor karşılığında oğluna bir memurluk istiyor, tüm servetine karşılık sadece bir memurluk çok bir şey istemiyor gibi. Sizce de öyle değil mi nedir ki tüm servetine karşılık bir memurluk? Ama işte o gün <span style="color: #000000;"><strong>Yavuz</strong></span>’un yaptığı adam kayırma torpil gibi günümüzde ülkemizin kangren olan bürokratik yapısı ve yönetimde beceriksiz insanların görev alması sonucu ülkemizin potansiyelini iyi kullanamamasının ilacıdır. O gün Yavuz’un yaptığını ülkemizde <span style="color: #000000;"><strong>Atatürk</strong></span>’ten sonra hiç kimse yapmadı. Eğer yapmış olsalardı belki yeni bir <span style="color: #000000;"><strong>Osmanlı </strong></span>olacaktık.</p>
<p>Yıllardır bir milletvekilinin kartı, bir bakanın yakınıdır ibaresi, bir bürokratın telefon açması tüm kapıları açıyor. Kapılar açıldıkça ülkemiz küçülüyor, milli sermayemiz kendini bilmezlerin elinde eriyor. İnsanlar siyasete ülkemizi daha iyi yerlere getirmek için değil gücüne güç katmak için, servetine yenilerini katmak için giriyor.</p>
<p>Tüm bunlara dur diyecek bir <strong><span style="color: #000000;">Yavuz </span></strong>gelecek mi? Ya da bu adam kayırma ne zaman bitecek, milletvekillerinin yeğenleri hiç mi bitmeyecek?</p>
<blockquote><p>Ey gönül! Başkasından yardım ve dostluk umarak yaşama düşmanında da korkma! Devlet ve saltanat ancak Allah ( c.c.) verdiğidir.</p>
<p><span style="color: #000000;">(<strong>Yavuz Sultan Selim</strong>)</span></p></blockquote>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tarihtennotlar.com/kisiler/yavuzdan-gunumuze-ders/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>8</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Oradan Böyle Geçilir!</title>
		<link>http://www.tarihtennotlar.com/kisiler/mustafa-kemal-ataturk-kisiler/oradan-boyle-gecilir/</link>
		<comments>http://www.tarihtennotlar.com/kisiler/mustafa-kemal-ataturk-kisiler/oradan-boyle-gecilir/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 06 May 2010 15:14:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Hakan Er - Stratejist</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mustafa Kemal Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[anafartalar]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[çanakkale]]></category>
		<category><![CDATA[efe]]></category>
		<category><![CDATA[hakan er]]></category>
		<category><![CDATA[mehmetçik]]></category>
		<category><![CDATA[stratejist]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tarihtennotlar.com/?p=1703</guid>
		<description><![CDATA[İngilizler Çanakkale’de Anafartalar Grubu’nu mağlup edip de cepheyi sökemeyince, yeni bir harekete giriştiler, bu cepheyi sağdan çevirmek istediler. Düşmanın planını bozmak için Kireç Tepe’yi tutmak lazımdı; halbuki oraya giden tek bir dar yol savaş gemileri tarafından makaslama ateş altında tutuluyordu. Her an gülleler korkunç patlayışlarla ortalığı alt üst ediyor, ölüm saçıyordu. Bir insanın değil, bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.tarihtennotlar.com/wp-content/uploads/2010/05/mehmetcik1.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-1705" title="mehmetcik1" src="http://www.tarihtennotlar.com/wp-content/uploads/2010/05/mehmetcik1-300x222.jpg" alt="" width="242" height="180" /></a>İngilizler <span style="color: #000000;"><strong>Çanakkale</strong></span>’de <span style="color: #000000;"><strong>Anafartalar </strong></span><span style="color: #000000;"><strong>Grubu</strong></span>’nu mağlup edip de cepheyi sökemeyince, yeni bir harekete giriştiler, bu cepheyi sağdan çevirmek istediler. Düşmanın planını bozmak için Kireç Tepe’yi tutmak lazımdı; halbuki oraya giden tek bir dar yol savaş gemileri tarafından makaslama ateş altında tutuluyordu. Her an gülleler korkunç patlayışlarla ortalığı alt üst ediyor, ölüm saçıyordu. Bir insanın değil, bir kuşun bile geçmesine imkan görülemiyordu. Kireç Tepe’yi tutmak emrini alan Türk subay ve askerleri tereddüt içindeydiler; fırsat gözetiyorlardır. Fakat düşmanın ateşi bir an bile kesilmiyordu.</p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Mustafa Kemal</strong></span> bu hali görünce siperlere koştu, askerlerin arasına karıştı ve sordu:</p>
<p><strong><span style="color: #000000;">-Niçin geçmiyorsunuz?</span></strong></p>
<p>İçlerinden biri cevap verdi:</p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>-Düşman ölüm saçıyor, geçilemez!</strong></span></p>
<p>Mustafa Kemal zerre kadar korku ve tereddüt göstermeden:</p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>-Oradan böyle geçilir! Dedi ve ileri fırladı.</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Mehmetçik </span>artık durur mu? O da kumandanının arkasından ileri atıldı. Toz,duman,alev ve ölüm kasırgasını yaran askerler karşıya vardılar, tepeyi tuttular.</p>
<p>Yani diyeceğim o ki, Lider Olmak için cesur ve kararlı olmak gerekir!! Tıpkı ulu önder gibi..</p>
<p>Zaten Ata’mıza ne derler?<span style="color: #000000;"><strong> “Sarı Zeybek”</strong></span></p>
<p>-Peki zeybek yemininde ne derler?</p>
<p>-Efe: İnsan dünyaya niçin gelir?</p>
<p>Kızanlar: Ölmek için!</p>
<p>Efe: Doğupta ölmekten kuşkulanan bebeler, dertlenip hortlamaya….</p>
<p>Daha söze gerek var mı?</p>
<p>Sevgiler.</p>
<p>Hakan Er &#8211; www.twitter.com/aynaninsirri , www.aynaninsirri.tumblr.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tarihtennotlar.com/kisiler/mustafa-kemal-ataturk-kisiler/oradan-boyle-gecilir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Atatürk ile İtalyan Sefiri</title>
		<link>http://www.tarihtennotlar.com/kisiler/mustafa-kemal-ataturk-kisiler/ataturk-ile-italyan-sefiri/</link>
		<comments>http://www.tarihtennotlar.com/kisiler/mustafa-kemal-ataturk-kisiler/ataturk-ile-italyan-sefiri/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 04 May 2010 22:20:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Hakan Er - Stratejist</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mustafa Kemal Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[başkumandan]]></category>
		<category><![CDATA[hakan er]]></category>
		<category><![CDATA[mussolini]]></category>
		<category><![CDATA[mustafa kemal atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[stratejist]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tarihtennotlar.com/?p=1701</guid>
		<description><![CDATA[Merhaba .Bundan sonra sizlere ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’ten de anılar anlatarak onun düşünce yapısını daha iyi anlaşılmasına vesile olmaya çalışacağım. Her zaman söylediğim bir şey vardır ki eğer Atatürk’ü öğrenmek istiyorsanız onun tarlada karga kovaladığını değil, kaç yılında ne yaptığını değil onun düşüncelerini, anılarını, karakterini, amaçlarını, ideallerini öğreniniz. İşte o zaman Atatürk’ü tanımış olursunuz. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba .Bundan sonra sizlere ulu önder <span style="color: #000000;"><strong>Mustafa Kemal Atatürk</strong></span>’ten de anılar anlatarak onun düşünce yapısını daha iyi anlaşılmasına vesile olmaya çalışacağım.</p>
<p>Her zaman söylediğim bir şey vardır ki eğer Atatürk’ü öğrenmek istiyorsanız onun tarlada karga kovaladığını değil, kaç yılında ne yaptığını değil onun düşüncelerini, anılarını, karakterini, amaçlarını, ideallerini öğreniniz. İşte o zaman Atatürk’ü tanımış olursunuz. Zaten Atatürk’ünde söylediği bu değimlidir?</p>
<blockquote><p>&#8220;<span style="color: #000000;">Beni görmek demek, mutlaka yüzümü görmek demek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız, bu kafidir (yeterlidir).</span>&#8221;</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;"><em> </em></span><em>M.K.Atatürk</em></strong></p></blockquote>
<p><a href="http://www.tarihtennotlar.com/wp-content/uploads/2010/05/Baskumandan.jpg"><img class="alignleft  size-medium wp-image-1711" title="Baskumandan Mustafa Kemal Atatürk" src="http://www.tarihtennotlar.com/wp-content/uploads/2010/05/Baskumandan-300x210.jpg" alt="" width="204" height="142" /></a>İtalya’nın Akdeniz vilayetlerimize göz diktiği sıralardaydı. İtalyan Sefiri, <span style="color: #000000;"><strong>Atatürk</strong></span>’ün huzurunda, <span style="color: #000000;"><strong>Mussolini</strong></span>’nin bazı iddialarını söylemek cesaretini göstermişti.</p>
<p>Atatürk bir müddet dinledikten sonra:</p>
<p>-Birkaç dakika sonra konuşalım&#8230; diyerek öbür odaya geçmiş, tekrar döndüğü zaman, <strong><span style="color: #000000;">“Harp sahnelerinde harikalar yaratan Başkumandan”</span> </strong>olarak, askeri elbiselerini giymiş bulunuyordu.</p>
<p>-Şimdi istediğiniz gibi konuşabiliriz sefir hazretleri dedi.</p>
<p>Sefirin ne hale geldiğini lüzum yok&#8230; Rengi atmıştı.</p>
<p>Hakan Er &#8211; www.twitter.com/aynaninsirri , www.aynaninsirri.tumblr.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tarihtennotlar.com/kisiler/mustafa-kemal-ataturk-kisiler/ataturk-ile-italyan-sefiri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>TARİHİN EN CESUR İNSANI</title>
		<link>http://www.tarihtennotlar.com/kisiler/tarihin-en-cesur-insani/</link>
		<comments>http://www.tarihtennotlar.com/kisiler/tarihin-en-cesur-insani/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 07 Mar 2010 22:54:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Uğur Özdemir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarihe Yön Verenler]]></category>
		<category><![CDATA[cesur]]></category>
		<category><![CDATA[hamza]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Ali]]></category>
		<category><![CDATA[hz. muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[kahraman]]></category>
		<category><![CDATA[tarık bin ziyad]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tarihtennotlar.com/?p=1565</guid>
		<description><![CDATA[Kimdir tarihin en cesur insanı? Bu soru akıllarımıza birçok soruyu da beraberinde getirebilir. Düşünün ki en tehlikeli anlarda akıllarından korkunun zerresini bile geçirmeyen nice yiğitler gelip geçmiştir. Düşünün ki Tarık Bin Ziyad Endülüs&#8217;ü baştan başa fethetmiş İslam orduları İspanya&#8217;ya kadar ilerlemiştir. Şimdiki adıyla Cebelitarık boğazına kadar gelmiştir. Ötede nasıl bir düşmanın kendilerini beklediklerini bilmediği halde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kimdir tarihin en cesur insanı? Bu soru akıllarımıza birçok soruyu da beraberinde getirebilir. Düşünün ki en tehlikeli anlarda akıllarından korkunun zerresini bile geçirmeyen nice yiğitler gelip geçmiştir. Düşünün ki <span style="color: #000000;"><strong>Tarık Bin Ziyad</strong></span> Endülüs&#8217;ü baştan başa fethetmiş İslam orduları İspanya&#8217;ya kadar ilerlemiştir. Şimdiki adıyla <span style="color: #000000;"><strong>Cebelitarık</strong></span> boğazına kadar gelmiştir. Ötede nasıl bir düşmanın kendilerini beklediklerini bilmediği halde o cesur kumandan bütün gemileri yakmıştır. Yanındakiler buna hiç bir anlam veremezken o cesur kumandan artık  geriye dönüş yoktur demiştir. Arkamızda düşman gibi bir deniz önümüzde deniz gibi bir düşman vardır fakat ne olursa olsun geriye dönüş yoktur demiştir. Aklında zihninde korkunun emaresi bile yoktur.</p>
<p>Ya da <span style="color: #000000;"><strong>Hz. Ali</strong></span>&#8216;yi düşünün daha 13-14 yaşlarında iken kafirler <span style="color: #000000;"><strong>Hz. MUHAMMED</strong></span>&#8216; i öldürmek için geldiklerinde vücudunu efendimize siper etmiştir. Kafir kılıçlarının yatağa girip çıkacağını bildiği halde hiç tereddüt etmeden kafirin zilletinden zulmünden zerre korku duymadan belki ölme ihtimali söz konusu olduğu halde hiç tereddüt etmeden vücudunu yatağa siper etmiştir. Tarihte denir ki <span style="color: #000000;"><strong>Hz.Ali</strong></span> gibi yiğit, kılıcı gibi de kılıç yoktur. Ya da <span style="color: #000000;"><strong>Hz. Hamza</strong></span>&#8216;yı düşünün yürüdüğü yerde ölümün kalbini titreten Hamza. Kafirlerin yanlarından geçerken asaleti kafir kalplerini tir tir titreten Hamza, savaş meydanında düşman saflarını adeta bir ok gibi yarıp geçen Hamza. Kimdir tarihin en cusur insanı?</p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Efendimiz</strong></span> (s.a.v) bir gün bir sefer dönüşünde yoruluyor ve ağaçların mevcut bulunduğu bir yerde kılıcını bir ağaç dalına asıyor ve istirahat buyuruyor. Mübarek bedeni zemine henüz temas etmişken bir kafir sessizce yaklaşarak kılıcı daldan alarak efendimizin tepesine dikliyor. Şimdi seni benim elimden kim kurtaracak diyor. Birazdan efendimizin mübarek dudaklarından tarihin bugüne kadar kaydettiği en cesurane en korkusuz en emin cümlesi dökülüyor. Allah diyor Allah kurtaracak. Beşerin zalim elinden zalim kılıcı kim alacak? Allah. Zalimleri kim terbiye edecek? Allah. Gaddarları kim dize getitrecek? Allah diyor ve haykırıyor:<span style="color: #000000;"><strong> &#8220;Aman Allah&#8217;ım bu cesaret buna ne akıllara durgunluk veren bir yürek bu korkusuzluk bu emniyet timsali bir haldir&#8221;</strong></span>. <span style="color: #000000;"><strong>Şophen Haus </strong></span>bu olayı naklederken efendimize hayranlığını ifade etmekten gurur duyuyor. Tarih belki çok cesur görmüştür, çok yiğit kaydetmiştir sayfalarına fakat Efendimiz gibisini asla ve katta.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tarihtennotlar.com/kisiler/tarihin-en-cesur-insani/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kür Şad ve Kırk Adamı</title>
		<link>http://www.tarihtennotlar.com/kisiler/kur-sad-ve-kirk-adami/</link>
		<comments>http://www.tarihtennotlar.com/kisiler/kur-sad-ve-kirk-adami/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 23 Feb 2010 17:14:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Aydın Kaplan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarihe Yön Verenler]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[destan]]></category>
		<category><![CDATA[göktürk]]></category>
		<category><![CDATA[kağan]]></category>
		<category><![CDATA[kahraman]]></category>
		<category><![CDATA[Kür Şad]]></category>
		<category><![CDATA[kürşat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tarihtennotlar.com/?p=1478</guid>
		<description><![CDATA[Kür Şad, yedinci yüz yılda Doğu Göktürk Devleti’nin Kağan&#8217;ı (imparator) olan ve Çinli eşi tarafından öldürülen Culuk Kağan’ın oğludur. Kür Şad hakkındaki asıl önemli olan ve onu kahraman eden olay ise Çin sarayına kırk adamıyla baskın düzenlemesiydi. Asıl adı Su Tigin’dir ve Kür ise ok anlamına gelmektedir. Bu isim günümüzde Kürşat diye bilinir. Kür Şad’in [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.tarihtennotlar.com/wp-content/uploads/2010/02/kurssad.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-1480" title="Kür Şad" src="http://www.tarihtennotlar.com/wp-content/uploads/2010/02/kurssad.jpg" alt="" width="196" height="256" /></a><span style="color: #000000;">Kür Şad</span>, yedinci yüz yılda <strong><span style="color: #000000;">Doğu Göktürk Devleti’nin Kağan&#8217;ı</span> </strong>(imparator) olan ve Çinli eşi tarafından öldürülen Culuk Kağan’ın oğludur. Kür Şad hakkındaki asıl önemli olan ve onu kahraman eden olay ise Çin sarayına kırk adamıyla baskın düzenlemesiydi. Asıl adı Su Tigin’dir ve Kür ise ok anlamına gelmektedir. Bu isim günümüzde Kürşat diye bilinir.</p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Kür Şad</strong></span>’in babası Culuk Hakan, <strong><span style="color: #000000;">619-621</span></strong> yılları arası Göktürklere Kağan olmuştur. Babası zehirlenerek öldürülen <strong><span style="color: #000000;">Kür Şad</span></strong>, üvey annesi olan Çinli eşinden şüpheleniyordu ve Türk geleneklerine göre amcası üvey annesiyle evlenince bu aile içinde sıkıntılara yol açtı. Kağanlık saltanatı <strong><span style="color: #000000;">630</span></strong> yıllarında yıkılmıştir ve sahip olunan topraklar<strong><span style="color: #000000;"> Çin</span></strong> yönetimine geçmiştir. Kağanlarları kontrol etmek için Çin İmparatorluğu onları Sangan’a yani şimdiki adıyla Sian’a göndermiştir.</p>
<p>Çinliler, Kür Şad’dan cok korkuyolardı çünkü o etkileyici, usta bir silahşördü, insanlar ondan gözünü alamıyordu. Çin İmparatoru bu durumdan korktuğu ve Kür Şad’ın sarayda veya Çin topraklarında kalmasını çok sakıncalı bulduğunu ve bunu Göktürk’lülere bildirdiği bazı kaynaklarda belirtilmektedir.</p>
<p><strong><span style="color: #000000;">Kür Şad</span></strong>’ı ilk kez halk kahramanı yapacak olay <strong><span style="color: #000000;">639</span></strong>’un <strong><span style="color: #000000;">Ağustos</span></strong> ayında gerçekleşti. Kür Şad bir grup arkadaslarıyla (bazı tarihçiler tarfından kırk kişi olduğu söylenir) Kral’ı kaçırmaya çalıştı. Çin İmparator’u bazı geceler yanında iki üç kişi alarak sokalarda dolaşırimış. Bunu bilen Kür Şad Kral’ı yakalayıp o donem Kral’ın elinde olan Türk tutsaklarını serbest bıraktırmayı planlamıştır. Eğer bu olay başarı ile sonuçlansaydı Türk Kağanlığı yeniden kurulacaktı ve başına Kür Şad’ın tutuklu yeğeni <strong><span style="color: #000000;">Urku Tilgin</span></strong> getirilecekti fakat bu gerçekleşmedi.</p>
<p>Planın gerçekleşememe sebebi ise sabah çıkan büyük fırtınaydı. Kür Şad’ın saldırmayı planladığı günün sabahı büyük bir fırtına vardı bu yüzden imparator dışarı cıkmadı. Ama Kür Şad o gün saldırıyı gerçekleştirmek istiyordu ve saraya saldırdı. Saldırı uzun sürdü ve Kür Şad’ın yanındaki arkadaşlarının çoğu hayatını kaybetmişti ve bu sebeble Kür Şad çekilmek zorunda kaldı. Kür Şad şehir dışında da mücadelesini bırakmadı ve söylene göre köprü başında hayatını kaybetti. Fakat bazı kaynaklar onun saray yakınlarında savaşırken öldüğünü söyler, hatta saygı çerçevesinde cesetlerin geri iade edildiği söylenir.</p>
<p>Çinli kaynaklar, saldırının ancak sonradan yardıma gelen askerlerle durdurulabildiğini söyler. Çin sarayları genelikle çok sayıda muhafız tarafindan korunmaktadır ve buna bir de sonradan gelen askerler eklenince olayın ne çaplı büyük olduğu göz önündedir.</p>
<p>Bu saldırı Çin tarihinde yabancılar tarafından gerçekleştirilen ilk saldırıdır. Bu olaydan sonra gözü korkan ve sarsılan Çin İmparator’u <span style="color: #000000;"><strong>Taizong</strong></span> Göktürkleri serbest bırakmış ve onların eski topraklarına gitmesine izin vermiştir. Tabi bu olay dilden dile dolaşmış ve Kür Şad kahraman ilan edilmiştir. Bu olay Türkler arasında büyük etki yapmıştır.</p>
<blockquote>
<h2><strong><span style="color: #ff6600;">Kür Şad için yazılan bazı şiirler</span></strong></h2>
<p><span style="color: #008080;">Ötüken de arslanlar var<br />
Kürşat onlardan biridir<br />
Çok yiğitler vardır ama<br />
Kürşat erlerin eridir</span></p>
<p><span style="color: #008080;">Kürşatı doğuran ana<br />
Ne emzirmiş acap ona?<br />
Erlik ululuktan yana<br />
Acun Kürşattan geridir</span></p>
<p><span style="color: #008080;">Acunda var nice çeri<br />
Kimi üstün kimi geri<br />
Kürşat adlı göktürk eri<br />
Doğuştan çeridir.</span></p>
<p><strong>(Mengüç Atsıza Yoldaş)</strong></p>
<p><span style="color: #008080;">Kılıcı yıldırım çeler<br />
Attığı ok demir deler<br />
Oğlum gelse Kürşat güler<br />
On sekiz yıldan beridir.<br />
Yiğitlikte en ileri<br />
Kalacak on bin yıl diri<br />
Göktürklerin gönülleri<br />
Şimdi Kürşatın yeridir.</span></p>
<p><strong>(Hüseyin Nihal Atsız)</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tarihtennotlar.com/kisiler/kur-sad-ve-kirk-adami/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Battal Gazi</title>
		<link>http://www.tarihtennotlar.com/kisiler/battal-gazi/</link>
		<comments>http://www.tarihtennotlar.com/kisiler/battal-gazi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 21 Feb 2010 21:07:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Aydın Kaplan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarihe Yön Verenler]]></category>
		<category><![CDATA[battal]]></category>
		<category><![CDATA[Battal Gazi]]></category>
		<category><![CDATA[destan]]></category>
		<category><![CDATA[emeviler]]></category>
		<category><![CDATA[gazi]]></category>
		<category><![CDATA[kahraman]]></category>
		<category><![CDATA[leon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tarihtennotlar.com/?p=1469</guid>
		<description><![CDATA[Battal Gazi veya Seyyid Battal Gazi, 8. yüzyılda yaşadığı tahmin edilen ve hakkında çeşitli inanışlar bırakmış bir liderdir. Farklı kaynaklarda etnik kökeni, Arap olarak belirtilmiştir. Battal Gazi, Malatya&#8217;da doğmuştur. Doğduğu ve yaşadığı evin yeri halen mevcuttur. Yıkıntı halinde korunmaktadır. Uzun yıllar halka yemek dağıtılan hayrat yeri olarak kullanılmıştır. Evliya Çelebi&#8216;nin seyehatnamesinde bahsedilmektedir. Battal Gazi hakkında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="color: #000000;"><a href="http://www.tarihtennotlar.com/wp-content/uploads/2010/02/battal_gazi.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-1472" title="battal_gazi" src="http://www.tarihtennotlar.com/wp-content/uploads/2010/02/battal_gazi.jpg" alt="" width="213" height="217" /></a>Battal Gazi</span></strong> veya <strong><span style="color: #000000;">Seyyid Battal Gazi</span></strong>, 8. yüzyılda yaşadığı tahmin edilen ve hakkında çeşitli inanışlar bırakmış bir liderdir. Farklı kaynaklarda etnik kökeni, Arap olarak belirtilmiştir. <span style="color: #000000;"><strong>Battal Gazi</strong></span>, Malatya&#8217;da doğmuştur. Doğduğu ve yaşadığı evin yeri halen mevcuttur. Yıkıntı halinde korunmaktadır. Uzun yıllar halka yemek dağıtılan hayrat yeri olarak kullanılmıştır. <strong><span style="color: #000000;">Evliya Çelebi</span></strong>&#8216;nin seyehatnamesinde bahsedilmektedir.</p>
<p><strong><span style="color: #000000;">Battal Gazi</span></strong> hakkında bugüne ulaşabilmiş kaynaklar sadece mesnevi tarzı yazılmış, birbirini hem destekleyen hem de çelişen olgular içeren <a title="Destan" href="/wiki/Destan">destanlar</a> ve halkın hafızasında kalmış olan bilgilerdir.</p>
<p><strong><span style="color: #000000;">Battal Gazi Destanı</span></strong>&#8216;nda ve halk hikâyelerinde, <a title="Emeviler" href="/wiki/Emeviler"><strong><span style="color: #000000;">Emeviler</span></strong></a> zamanında Arap ordusuyla birlikte İstanbul&#8217;u kuşattığı anlatılmaktadır. Kuşatma hem denizden hem karadan yapılmış, fakat başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Destanda Battal&#8217;ın düşmanı, Arap komutanına oyun oynayıp kuşatma başladığında İstanbul&#8217;a geçerek imparatorluğunu ilan eden <strong><span style="color: #000000;">İmparator Leon</span></strong>&#8216;dur. Arap tarihinde II. İstanbul kuşatmasının tarihi <strong><span style="color: #000000;">717-718</span></strong> olarak belirtilmektedir. Bizans tarihindeki veriler de bu tarihi doğrular niteliktedir. Ayrıca Bizans tarihinde<strong><span style="color: #000000;"> İmparator III. Leon</span></strong>&#8216;un tahta çıkma tarihi <strong><span style="color: #000000;">717</span></strong> olarak belirtilmiştir, bundan dolayı destandaki Leon&#8217;un İmparator <a title="III. Leon (sayfa mevcut değil)" href="/w/index.php?title=III._Leon&amp;action=edit&amp;redlink=1">III. Leon</a> olma olasılığı üzerinde durulmaktadır. Destanda <strong><span style="color: #000000;">Battal Gazi</span></strong>&#8216;nin kuşatma sırasında yirmili yaşlarında olduğu söylendiği için, <strong><span style="color: #000000;">Battal Gazi</span></strong>&#8216;nin doğum yılının <strong><span style="color: #000000;">690-695</span></strong> civarı olmasının olası olduğu düşünülmektedir. Battal Gazi&#8217;nin ölüm yılının <strong><span style="color: #000000;">740</span></strong> olduğunda tarihçiler mütabakata varmışlardır.</p>
<p><strong><span style="color: #000000;">740</span></strong> yılında Eskişehir&#8217;in Seyitgazi ilçesi yakınlarında savaşta aldığı yara sebebiyle şehit olmuştur. Anadolu&#8217;da İslamın yayılmasına büyük katkıları olmuştur.</p>
<p>Türkiye de Battal Gazi hakkında bir çok film bulunmaktadır.</p>
<ul>
<li><a title="Battal Gazi Geliyor (film, 1955) (sayfa mevcut değil)" href="/w/index.php?title=Battal_Gazi_Geliyor_(film,_1955)&amp;action=edit&amp;redlink=1">Battal Gazi Geliyor</a> &#8211; 1955 yapımı Türkiye filmi</li>
<li><a title="Battal Gazi (film, 1966)" href="/wiki/Battal_Gazi_(film,_1966)">Battal Gazi</a> &#8211; 1966 yapımı Türkiye filmi</li>
<li><a title="Battal Gazi Destanı (film, 1971) (sayfa mevcut değil)" href="/w/index.php?title=Battal_Gazi_Destan%C4%B1_(film,_1971)&amp;action=edit&amp;redlink=1">Battal Gazi Destanı</a> &#8211; 1971 yapımı Türkiye filmi</li>
<li><a title="Battal Gazi'nin İntikamı (film, 1972) (sayfa mevcut değil)" href="/w/index.php?title=Battal_Gazi%27nin_%C4%B0ntikam%C4%B1_(film,_1972)&amp;action=edit&amp;redlink=1">Battal Gazi&#8217;nin İntikamı</a> &#8211; 1972 yapımı Türkiye filmi</li>
<li><a title="Battal Gazi Geliyor (film, 1973) (sayfa mevcut değil)" href="/w/index.php?title=Battal_Gazi_Geliyor_(film,_1973)&amp;action=edit&amp;redlink=1">Battal Gazi Geliyor</a> &#8211; 1973 yapımı Türkiye filmi</li>
<li><a title="Battal Gazi'nin Oğlu (film, 1974) (sayfa mevcut değil)" href="/w/index.php?title=Battal_Gazi%27nin_O%C4%9Flu_(film,_1974)&amp;action=edit&amp;redlink=1">Battal Gazi&#8217;nin Oğlu</a> &#8211; 1974 yapımı Türkiye filmi</li>
</ul>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tarihtennotlar.com/kisiler/battal-gazi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

