Persepolis’in Yakılışı

perseolisPersepolis Pers Kral’ı I.Darius tarafından M.Ö yaklaşık 400 yıllarında kurulmuştur. Persepolis Büyük Kral Darius’un krallığı döneminde yapmış olduğu en görkemli faaliyettir. Persepolis zamanının en mükemmel, en güzel şehriydi. Öyleki o zamanda Yunanlılar böyle bir güzeliği rüyalarında dahi göremezdi diye tasvir edilir.

Persepolis kuruluşundan yaklaşık 1 asır sonra Büyük İskender zamanında yakılmıştır. Genel kabul Persepolisi İskender’in yaktığıdır. Bugünkü İran’da hala bu görüş kabul görmektedir. Otoriteler bunu tekrarlayıp duruyor ve asırlar boyunca ezberletildiği için, Persepolis’i İskender’in yakmış olduğu İskender ile ilgili genel kabul görülen olaylardandır.

Eğer İskender Persepolis saraylarının yakılması emrini verdiyse bunu niçin yapmış olabilirdi? Babil, Susa ve daha sonra Ektabana’da böyle bir şey yapmamıştır.

Yunanlı ve daha sonra da Romalı tarihçilerin bu yangın hakkında değişik bir çok yorumu vardır. Thais (İskender’in subaylarından Ptolemaios’un Atinalı  metresi)’i ön plana çıkaran romantik versiyon, savaş alanlarındaki olaylardan daha çok, insan ruhunun işleyiş mekanizmalarıyla ilgilnen yetenekli yazar Plutarhos tarafından çok iyi sunulmaktadır.

persepolisPersepolis’te bulunan İskender , sevgililerini de getirmelerine izin verdiği içkili bir toplantıda subaylarını ağırladı. Bu kızların en ünlüsü, daha sonra Mısır Kralı olan Ptolemaios’un metresi  Thais’ti.Ziyafet sürerken Thais bir Atinalı olduğu için hoş görülebilecek cüretli bir konuşma yaptı. Pers saraylarında içki içiyor olmasının, Asya’da binbir güçlükle orduyu takip etmesinin bir ödülü olduğunu söyledi. Ancak eline bir meşale alıp, daha önce Atina’yı yakan Kserkses(Eski Pers Kralı)’in içinde oturdukları salonunu yaksaydı çok daha iyi olacaktı. O anda orada bulunan herkes kızın kaprislerini alkışladı. Kral kafasına bir çelenk koyduktan sonra eline bir meşale aldı. Kalabalık İskender’in peşinden dans ederek ve şarkı söyleyerek salonu dolaşmaya ve tavandan sarkan kumaşları tutuşturmaya başladı. Sarayın dışındaki Makedonlar olanları gördüklerinde ellerinde meşalelerle içeri daldılar. Bu yıkımda, krallarının barbarlar arasında kalmak için istekli olmadığını ve eve dönmeye eğilimli olduğunun işaretini gördükleri için büyük bir zevkle onlarda yangını yaktılar.

Bu manzara yüzyıllar boyunca şairlerle oyun yazarlarının ilgisini çekmiştir.

Bu olaya  daha sonraları mantıksal bir açıklma getirmeye çalışan diğer yaklaşımlar, ya yüzyıl önce Yunanistan’ın yıkılmasının öcünü almak istediğini yada Persepolis’i, Asyalıların moralini bozmak veya eski Pers hanedanın uzaklaştırıldığını ve yeni bir kralın egemenliğini tanımaları gerektiğini anlamaları için yaktığı ileri sürülmektedir.

Pers Süvarileri

persler

Pers ordusunun en önemli parçası şüphesiz suvarilerdir. Pers süverileri bir çok savaşta ortaya koydukları mücadeleyle tarihte özel bir yere sahiptir. Pers suvarileri karşısında aciz duruma düşen Romalılar Persler karşısında ağır yenilgilere uğramışlardır

Değişik terihlerde dört Roma ordusu Suriye ovasında Pers süvarisi karşısında umutsuz bir savaşın yenilgiye yol açtığını kanıtlamışlardır. Marcus Antonius (ünlü Kleopatra’nın “Mark Antony”si) dağlara çekilerek emrindeki ordunun bir bölümünü kurtarmıştır. Triumvir Crassus‘un öldürüldüğü, kıyıya Gaugamela(Büyük İskender’in kendisinin sahip olduğundan yaklaşık 5 kat daha fazla olan Pers ordusunu yendiği yer)’dan çok daha yakın olan bir yerde, Carrhea’da bir Roma ordusu aşağı yukarı tamaman yok edilmiştir.

Bir diğeri Edessa(Urfa’nın) ‘da dağıtılmış ve imparatoru Valentian esir edilmiştir. (Valerian’ı atının üzerindeki Şapur karşısında dizlerinin üzerine çökmüş durumda gösteren, Pers sanatçılarının kayalara oyarak yaptıkları en azından iki tasvir yaşamaktadır.) Dördüncü orduysa İmparator Julianus’un komutasındaki Ktesiphon’a kadar ilerleyen ve Dicle boyunca güçlükle geri dönen ordudur. Geri çekiliş sırasında imparator ölmüş ve emri altındaki ordunun yarısı yok olmuştur.