<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>TARİHTEN NOTLAR</title>
	<atom:link href="http://www.tarihtennotlar.com/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.tarihtennotlar.com</link>
	<description>Tarih Cesurların Yanındadır</description>
	<lastBuildDate>Wed, 10 Mar 2010 00:16:34 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>TARİH VE İNSAN</title>
		<link>http://www.tarihtennotlar.com/genel/tarih-ve-insan.html</link>
		<comments>http://www.tarihtennotlar.com/genel/tarih-ve-insan.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 07 Mar 2010 23:32:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Uğur Özdemir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[allah]]></category>
		<category><![CDATA[nefis]]></category>
		<category><![CDATA[veli]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tarihtennotlar.com/?p=1568</guid>
		<description><![CDATA[Birgün üç veli, üç Allah dostu yolda karşılaşır ve arkadaş olurlar. Derler ki gelin uzaklarda bir kuytu yer bulalım ve orada Rabbimize  doya doya ibabet edelim. Nihayet uzaklarda bir mağara bulurlar ve orada inzivaya çekilirler. Günlerce ibadet ederler. Belki içlerindeki iradenin sınanması adına belki samimiyetlerinin imtihanı adına belki ulaştıkları  amudi zirvenin bir kendilerine gösterrilmesi adına belki de ne benim ne de sizlerin bilmediği bir sebepten koca bir kaya parçası gelir de mağaralarının girişini kapatır. Üçü sırt  ...


Benzer konu bulunamadı.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Birgün üç veli, üç Allah dostu yolda karşılaşır ve arkadaş olurlar. Derler ki gelin uzaklarda bir kuytu yer bulalım ve orada Rabbimize  doya doya ibabet edelim. Nihayet uzaklarda bir mağara bulurlar ve orada inzivaya çekilirler. Günlerce ibadet ederler. Belki içlerindeki iradenin sınanması adına belki samimiyetlerinin imtihanı adına belki ulaştıkları  amudi zirvenin bir kendilerine gösterrilmesi adına belki de ne benim ne de sizlerin bilmediği bir sebepten koca bir kaya parçası gelir de mağaralarının girişini kapatır. Üçü sırt sırta verir de kayayı yerinden oynatamazlar. Değil üçü otuz üç kişi de el ele verse kaya yerinden oynayacak gibi değildir. Ne yapacaklarını bilmeksizin dakikalar saatler geçer. Ümitsizliğin yes&#8217;in korkunun adeta bir atmosfer gibi kendilerini çepeçevre sardığı bu anlarda sınanan irade ortaya çıkar. İçlerinden biri der ki gelin bugüne kadar sırf Allah rızası için yaptığımız bir olayı anlatalım, anlatalım da anlattıklarımızı bir peyk, bir vesile kılalım anlattıklarımız bir burak olsun da uçup gidelim bir kaya parçası da kim oluyor ki bizim mağaramızın önünü kapasın.</p>
<p>Birisi anlatmaya başlar. Vaktiyle yanımda bir çoban çalışırdı. Hayvanlarımı otlatır çeşitli işler görürdü ben bunun karşılığında ona belli bir ücret öderdim. Neden birgün sebepsiz gitti gelmedi. Ben de alacağını hesap ettim alacağına karşılık onun adına bir koyun aldım kendi sürümüm içine koydum. Neden sonra çıktı geldi hakkını istedi ben de bu sürünün tamamı senin dedim. İnanmadı benim ki olsa olsa bir tane olabilir dedi. Ben de dedim seninkini nemalandırdım bütün bu sürü senindir dedim. Çoban memnun ayrıldı gitti. Allah&#8217;ım bunu sırf senin rıza için yapmıştım ne olur şu kaya çekilsin mağaramızın önünden der. Der demez kaya bir parça kayar fakat hala bir insanın çıkmasına yeterli değildir.</p>
<p>İkincisi anlatır. Birgün birisini görmüştüm öyle güzeldi ki aklımı başımdan almıştı kalbimi çepeçevre sarmıştı. Nihayet evlendim onunla. Vaka bir zaman sonra o sevdiğim aşık olduğum kadın anne babama eziyet etmeye onları hor görmeye başladı, onları istememeye başladı. Birgün dedi ya onlar gider ya ben giderim . Kalbim nefsim arzularım bana anne babandan vazgeç diyordu. Fakat ben senin rızan için nefsime arzularıma uymadım anne babamı nefsime ve arzularıma tercih ettim. Allah&#8217;ım benim bu tercihimde sırf senin rızan vardı ne olur gitsin şu kaya der. Ve kaya bir miktar daha gider. Fakat hala yeterli değildir.</p>
<p>Üçüncüsü anlatmaya başlar. Gençken çok yakışıklı idim. Hem çok zengin hem de itibarlı bir ailenin evladıydım. Her kadının hayranlığını celbedecek biriydim. Birgün bir kadın misafirimiz olmuştu. Bakışları bakışlarımı bulandıracak kadar güzeldi. Beni haram bir işe davet ediyordu. Nefsim bu haram davete koşar adım gitmekteydi. Bir anda yanyana geldik o haramın vuku bulmasına ramak kalmıştı ki  senin rızan aklıma geldi hemen kendime geldim doğruldum, utandım rızanı kaybetmekten ürperdim. Allah&#8217;ım ben o haram daveti sırf senin rızan için reddettim. Ne olur gitsin şu kaya der. Ve kaya o anda tuzla buz olur.</p>
<p>İşte tarihin kaydettiği üç civanperver ve tarihin benliklerini bozmaya güç yetiremediği üç insan.</p>


<p>Benzer konu bulunamadı.</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tarihtennotlar.com/genel/tarih-ve-insan.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>TARİHİN EN CESUR İNSANI</title>
		<link>http://www.tarihtennotlar.com/kisiler/tarihin-en-cesur-insani.html</link>
		<comments>http://www.tarihtennotlar.com/kisiler/tarihin-en-cesur-insani.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 07 Mar 2010 22:54:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Uğur Özdemir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarihe Yön Verenler]]></category>
		<category><![CDATA[cesur]]></category>
		<category><![CDATA[hamza]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Ali]]></category>
		<category><![CDATA[hz. muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[kahraman]]></category>
		<category><![CDATA[tarık bin ziyad]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tarihtennotlar.com/?p=1565</guid>
		<description><![CDATA[Kimdir tarihin en cesur insanı? Bu soru akıllarımıza birçok soruyu da beraberinde getirebilir. Düşünün ki en tehlikeli anlarda akıllarından korkunun zerresini bile geçirmeyen nice yiğitler gelip geçmiştir. Düşünün ki Tarık Bin Ziyad Endülüs&#8217;ü baştan başa fethetmiş İslam orduları İspanya&#8217;ya kadar ilerlemiştir. Şimdiki adıyla Cebelitarık boğazına kadar gelmiştir. Ötede nasıl bir düşmanın kendilerini beklediklerini bilmediği halde o cesur kumandan bütün gemileri yakmıştır. Yanındakiler buna hiç bir anlam veremezken o cesur kumandan artık  geriye dönüş yoktur demiştir.  ...

<br>
Benzer konular:<ol><li><a href='http://www.tarihtennotlar.com/genel/tarihin-ilk-darbeleri.html' rel='bookmark' title='Permanent Link: Tarihin İlk Darbeleri'>Tarihin İlk Darbeleri</a></li>
</ol>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kimdir tarihin en cesur insanı? Bu soru akıllarımıza birçok soruyu da beraberinde getirebilir. Düşünün ki en tehlikeli anlarda akıllarından korkunun zerresini bile geçirmeyen nice yiğitler gelip geçmiştir. Düşünün ki <span style="color: #000000;"><strong>Tarık Bin Ziyad</strong></span> Endülüs&#8217;ü baştan başa fethetmiş İslam orduları İspanya&#8217;ya kadar ilerlemiştir. Şimdiki adıyla <span style="color: #000000;"><strong>Cebelitarık</strong></span> boğazına kadar gelmiştir. Ötede nasıl bir düşmanın kendilerini beklediklerini bilmediği halde o cesur kumandan bütün gemileri yakmıştır. Yanındakiler buna hiç bir anlam veremezken o cesur kumandan artık  geriye dönüş yoktur demiştir. Arkamızda düşman gibi bir deniz önümüzde deniz gibi bir düşman vardır fakat ne olursa olsun geriye dönüş yoktur demiştir. Aklında zihninde korkunun emaresi bile yoktur.</p>
<p>Ya da <span style="color: #000000;"><strong>Hz. Ali</strong></span>&#8216;yi düşünün daha 13-14 yaşlarında iken kafirler <span style="color: #000000;"><strong>Hz. MUHAMMED</strong></span>&#8216; i öldürmek için geldiklerinde vücudunu efendimize siper etmiştir. Kafir kılıçlarının yatağa girip çıkacağını bildiği halde hiç tereddüt etmeden kafirin zilletinden zulmünden zerre korku duymadan belki ölme ihtimali söz konusu olduğu halde hiç tereddüt etmeden vücudunu yatağa siper etmiştir. Tarihte denir ki <span style="color: #000000;"><strong>Hz.Ali</strong></span> gibi yiğit, kılıcı gibi de kılıç yoktur. Ya da <span style="color: #000000;"><strong>Hz. Hamza</strong></span>&#8216;yı düşünün yürüdüğü yerde ölümün kalbini titreten Hamza. Kafirlerin yanlarından geçerken asaleti kafir kalplerini tir tir titreten Hamza, savaş meydanında düşman saflarını adeta bir ok gibi yarıp geçen Hamza. Kimdir tarihin en cusur insanı?</p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Efendimiz</strong></span> (s.a.v) bir gün bir sefer dönüşünde yoruluyor ve ağaçların mevcut bulunduğu bir yerde kılıcını bir ağaç dalına asıyor ve istirahat buyuruyor. Mübarek bedeni zemine henüz temas etmişken bir kafir sessizce yaklaşarak kılıcı daldan alarak efendimizin tepesine dikliyor. Şimdi seni benim elimden kim kurtaracak diyor. Birazdan efendimizin mübarek dudaklarından tarihin bugüne kadar kaydettiği en cesurane en korkusuz en emin cümlesi dökülüyor. Allah diyor Allah kurtaracak. Beşerin zalim elinden zalim kılıcı kim alacak? Allah. Zalimleri kim terbiye edecek? Allah. Gaddarları kim dize getitrecek? Allah diyor ve haykırıyor:<span style="color: #000000;"><strong> &#8220;Aman Allah&#8217;ım bu cesaret buna ne akıllara durgunluk veren bir yürek bu korkusuzluk bu emniyet timsali bir haldir&#8221;</strong></span>. <span style="color: #000000;"><strong>Şophen Haus </strong></span>bu olayı naklederken efendimize hayranlığını ifade etmekten gurur duyuyor. Tarih belki çok cesur görmüştür, çok yiğit kaydetmiştir sayfalarına fakat Efendimiz gibisini asla ve katta.</p>


<br><p>Benzer konular:<ol><li><a href='http://www.tarihtennotlar.com/genel/tarihin-ilk-darbeleri.html' rel='bookmark' title='Permanent Link: Tarihin İlk Darbeleri'>Tarihin İlk Darbeleri</a></li>
</ol></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tarihtennotlar.com/kisiler/tarihin-en-cesur-insani.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tarihin İlk Darbeleri</title>
		<link>http://www.tarihtennotlar.com/genel/tarihin-ilk-darbeleri.html</link>
		<comments>http://www.tarihtennotlar.com/genel/tarihin-ilk-darbeleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 06 Mar 2010 20:29:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Stratejist</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[atina]]></category>
		<category><![CDATA[darbe]]></category>
		<category><![CDATA[darbeler]]></category>
		<category><![CDATA[demagog]]></category>
		<category><![CDATA[ergenekon]]></category>
		<category><![CDATA[hakan er]]></category>
		<category><![CDATA[Pzistrat]]></category>
		<category><![CDATA[solon]]></category>
		<category><![CDATA[yunan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tarihtennotlar.com/?p=1525</guid>
		<description><![CDATA[Merhaba. Balyoz, Ergenekon falan derken gündem yine darbe oldu tabii. Hele de bol darbeli bir geçmişimiz olunca insan daha da başka düşünüyor tabii. Balyoz, Ergenekon Terör Örgütüymüş gibi saçmalıklar söylemeyeceğim size elbette. Bu yazımda tarihin ilk darbesinden bahsedeceğim.
Darbelere 2500 yıl önce rastlandı.
M.Ö 700 yıllarında eski Yunan&#8217;da asillerin yüzyıllar boyu süren egemenliği sona erdi.Denizyolları keşfedilmiş,ülkeler arası ticaret başlamıştı. Ticaret yoluyla gelen servet, ülkenin sosyal ve siyasal düzenini değiştirecekti&#8230;
İktidarı elinde tutan asiller, iş ve ticaret alanında birden  ...


Benzer konu bulunamadı.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.tarihtennotlar.com/wp-content/uploads/2010/03/asker_postali_darbe_gunlukleri.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-1552" title="asker postalı darbe günlükleri" src="http://www.tarihtennotlar.com/wp-content/uploads/2010/03/asker_postali_darbe_gunlukleri-300x240.jpg" alt="" width="269" height="215" /></a>Merhaba. Balyoz, Ergenekon falan derken gündem yine darbe oldu tabii. Hele de bol darbeli bir geçmişimiz olunca insan daha da başka düşünüyor tabii. Balyoz, Ergenekon Terör Örgütüymüş gibi saçmalıklar söylemeyeceğim size elbette. Bu yazımda tarihin ilk darbesinden bahsedeceğim.</p>
<p>Darbelere <span style="color: #000000;"><strong>2500 </strong></span>yıl önce rastlandı.</p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>M.Ö 700 </strong></span>yıllarında eski Yunan&#8217;da asillerin yüzyıllar boyu süren egemenliği sona erdi.Denizyolları keşfedilmiş,ülkeler arası ticaret başlamıştı. Ticaret yoluyla gelen servet, ülkenin sosyal ve siyasal düzenini değiştirecekti&#8230;</p>
<p>İktidarı elinde tutan asiller, iş ve ticaret alanında birden etkin olanları yadırgadılar. Atina, iki büyük kampa ayrıldı. Toprağa bağlı kalanlarla, denizlere açılanlar arasında başlayan kavgalar darbelere yol açtı. İrili ufaklı darbeler işte böyle başladı..</p>
<p>Yöntem ise basitti: Birkaç tahrikçi öne geçer, bir kısım halkı ayaklandırır, elde mızraklarla önemli kişilerin evleri basılır, darbe yapanlara karşı olanlar ya öldürülür ya da kent dışına sürülürdü. Darbe birkaç saat içinde tamamlanır ve <span style="color: #000000;">&#8220;iktidar el değiştirirdi.&#8221;</span></p>
<p>Bir gün beklenmedik bir olayla karşılaşıldı. Darbelerin günlük işlerden olduğunu gören halk, bu kez lidersiz bir ayaklanma başlattı. Değişik parti yöneticileri tehlikeyi gördüler ve hepsini süpürecek bir ihtilalle karşılaştıklarını anladılar.</p>
<p>İhtilali geçiştirmek için bir<strong><span style="color: #000000;"> &#8220;hakem&#8221;</span></strong> aradılar. Hakem, hiç bir sınıfın adamı olmayacaktı. Adı <span style="color: #000000;"><strong>Solon</strong></span>&#8216;du.Ünlü yasalarını yaptı, karşı karşıya gelenlerin arasını buldu.</p>
<p>Düzen yeniden kuruldu. <span style="color: #000000;"><strong>Solon</strong></span>, Asya&#8217;da on yıl sürecek geziye çıktı.</p>
<p>İçi rahattı, &#8220;kavganın&#8221; sona erdiğini sanıyordu.</p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>M.Ö 560</strong></span>&#8216;ta döndüğünde halkının Angora&#8217;da birbiri ile yine dövüştüğünü gördü. Yanılmıştı:</p>
<p>&#8220;Atina yeni bir iç savaşın eşiğindeydi.&#8221;</p>
<p>O tarihlerde Atina&#8217;da <span style="color: #000000;"><strong>Pzistrat </strong></span>adında bir asker yaşıyordu. Zaferler kazanmış bir komutandı. Asildi ama asillerin Atina&#8217;da iktidar şansını yitirdiğini görüyordu. Kalabalıklara toprak dağıtmaktan, özel ayrıcalıklardan söz ediyor, bütün borçların ve vergilerin affedileceğini ilan ediyordu. Bir yandan da iktidardakilerle iyi ve yakın ilişkiler kurmuştu. Pzistrat nasıl bir adamdı? <span style="color: #000000;"><strong>Plütark</strong></span> yanıtlıyordu: <span style="color: #000000;"><strong>&#8220;Sevimli, hoşsohbet, yoksullara dost görünen, karşıtlarına karşı ılımlı ve yumuşak davranmayı bilen, alçakgönüllü ve çok adil tanınan, her ayaklanmanın (darbenin) aleyhinde bulunan, yeğeni Solon&#8217;un yasalarını yani kurulu düzeni koruma yeminleri eden parlak bir asker.&#8221;</strong></span></p>
<p>Oysa Pzistrat, tarihin tanıdığı en büyük, en tehlikeli<span style="color: #000000;"><strong> &#8220;demagoglarından&#8221;</strong></span> biriydi. Fakat Plütark&#8217;ın çizdiği görüntüyle Pzistrat&#8217;ın içinde kaynayan ihtirasları dışarıdan anlayabilmek hemen hemen olanaksızdı.</p>
<p>Günlerden bir gün, Atinalıların kentin alanında toplandığı bir saatte,<span style="color: #000000;"><strong> Pzistrat</strong></span> çıkageldi. Giysileri paramparçaydı, yüzü gözü kan içindeydi. Sonradan çıkan söylentilere göre, halkı heyecanlandırmak için kendi kendini yaralamıştı. Yüksek bir yere çıktı:</p>
<p><span style="color: #000000;">&#8220;Atinalılar şu halime bakın!&#8221;</span> diye haykırdı.<span style="color: #000000;"> &#8220;Kırda gezinirken üzerime atlayıp beni öldürmek isteyen düşmanlarım, bakın beni ne hale soktular. Atinalılar! Ben vatanı için canını ortaya koymuş, tehlikeli düşmanımızı yenmiş bir askerim. Bana bu muameleyi reva görecek misiniz? Hayatıma kastediyorlar, çünkü benim halka nasıl bir aşkla bağlı olduğumu biliyorlar&#8221;,</span> diye sürdürdü.</p>
<p>Kalabalık heyecanlandı, homurdanmaya başladı.Bir rastlantıyla oradan geçen Solon, &#8220;hileyi&#8221; anladı, halkı uyarmak istedi.Onu susturdular&#8230; Pzistrat kışkırtmayı sürdürdü. Halk hemen karar aldı. Hemen &#8220;iktidara el konacak ve Pzistrat&#8217;ın yaşamına kastedenler cezalandırılacaktı. &#8221; Daha önce Pzistrat&#8217;ın ayarladığı Ariston adında biri ortaya fırladı, bir öneride bulundu:</p>
<p>&#8220;Pzistrat&#8217;ı korumak için silahlı 50 adam seçelim!&#8221;</p>
<p>Bu karara karşı çıkmak amacıyla kürsüye fırlayan birkaç görevli yaka paça aşağı indirildi. Muhafızlarının sayısını Pzistrat&#8217;ın saptaması kararlaştırıldı.</p>
<p>Az sonra, ardında dört yüz silahlı muhafızıyla Pzistrat, Akropol&#8217;ü zaptediyor ve iktidara el koyuyordu.</p>
<p>Bu, ilk hükümet darbesiydi.</p>
<p>&#8220;İhtilaller ve darbeler tarihinde&#8221; anlatılan bu masalımsı hükümet darbesi, ne ilkti, ne de sonuncu olacaktı. Pzistrat, iki kez düşecek, iki kez yine darbeyle iş başına gelecekti.</p>
<p>Çağlar değişecek, uygarlık gelişecek, kuşkusuz darbeler de her çağa göre yeni yöntemlerle sürüp gidecekti. Ta, günümüze kadar..</p>
<p>Pzistrat darbesinin çizgileri, yakın tarihimizi yaşayanlarda kimi çağrışımlar yapabilir. Aslında amaç, darbelerin yüzyıllar ötesinden günümüze şapka çıkardığını anımsatmaktı&#8230;&#8230;.</p>


<p>Benzer konu bulunamadı.</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tarihtennotlar.com/genel/tarihin-ilk-darbeleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nutuk&#8217;un Gizli Şifresi</title>
		<link>http://www.tarihtennotlar.com/genel/nutukun-gizli-sifresi.html</link>
		<comments>http://www.tarihtennotlar.com/genel/nutukun-gizli-sifresi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 05 Mar 2010 20:08:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Stratejist</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[gazi mustafa kemal]]></category>
		<category><![CDATA[gizli]]></category>
		<category><![CDATA[hakan er]]></category>
		<category><![CDATA[mustafa kemal atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[nutuk]]></category>
		<category><![CDATA[nutukun gizli şifresi]]></category>
		<category><![CDATA[şifre]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tarihtennotlar.com/?p=1528</guid>
		<description><![CDATA[Merhabalar. Bu sefer konumuz ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk. Hakkında her türlü görüş bildirilmiş ancak düşmanlarının bile önünde düğme iliklediği yüce insan.. Atatürk öyle bir liderdi ki onu istediğiniz her yönden ele alabilirsiniz. İşte belki de günümüzde Atatürk&#8217;ü sadece belli bir kısmından inceleyip kendi görüşüne entegre etmeye çalışanların sebebi budur.
Dediğim gibi Atatürk her yönden ele alınabilecek bir insandır. Yüce bir insandır. İyi ama bir insan nasıl olur da tüm tarihe adını bu kadar ihtişamlı kazıyabilir,  ...


Benzer konu bulunamadı.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.tarihtennotlar.com/wp-content/uploads/2010/03/nutuk.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-1538" title="Nutuk" src="http://www.tarihtennotlar.com/wp-content/uploads/2010/03/nutuk-300x198.jpg" alt="" width="273" height="188" /></a>Merhabalar. Bu sefer konumuz ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk. Hakkında her türlü görüş bildirilmiş ancak düşmanlarının bile önünde düğme iliklediği yüce insan.. Atatürk öyle bir liderdi ki onu istediğiniz her yönden ele alabilirsiniz. İşte belki de günümüzde Atatürk&#8217;ü sadece belli bir kısmından inceleyip kendi görüşüne entegre etmeye çalışanların sebebi budur.</p>
<p>Dediğim gibi Atatürk her yönden ele alınabilecek bir insandır. Yüce bir insandır. İyi ama bir insan nasıl olur da tüm tarihe adını bu kadar ihtişamlı kazıyabilir, her konuda nasıl bu kadar deha olabilir? Şöyle söyleyeyim,  Atatürk hakkında sohbet ettiğim bir reiki master aynı zamanda spiritüel konularda bilgili birisi bana onun seçilmiş bir insan olduğunu söylemişti. Agarta soyundan geldiği (Agarta, Kayıp Kıta Mu&#8217;da bir ailedir. Atatürk&#8217;ün Mu kıtasını araştırması ne kadar da tesadüftür!). İnşallah o kardeşimizde bu yazıyı okursa aşağıya ayrıntılı bir açıklama yazar ama esas bahsetmek istediğim bu değil. Gazi Mustafa Kemal&#8217;in &#8220;Nutuk&#8221; eserindeki bilimsel olarak ispatlanmış bir şey..</p>
<p>Beyin cerrahı Dr. Muammer Yüksel ile biyofizik uzmanı Dr. Erhan Kızıltan, bir bilimsel araştırma için bir araya gelip çalışmaya baslar.<br />
Bu araştırma için gerekli olan bilgisayar programı Dr. Erhan Kızıltan yazar.</p>
<p>Programın çalışıp çalışmadığını denemek için o sırada bilgisayarda tam metni hazır olarak bulunan Atatürk&#8217;ün 15–20 Ekim 1927 tarihleri arasında CHP kongresinde okuduğu Büyük Nutuk&#8217;unu programa koyarlar. Bir süre sonra, program Nutuk&#8217;un içinde her kelimenin kaçar kez tekrarlandığını ortaya çıkarır. İki bilim adamı,  ilk olarak Nutuk&#8217;ta 19&#8242;ar kez tekrarlanan kelimeleri ilk kullanım sıralarına göre bir araya getirerek bir metin ortaya çıkarırlar.</p>
<p>19 rakamı Atatürk&#8217;ün hayatında önemli bir yer tutmaktadır.</p>
<p><span style="color: #000000;">ÇÜNKÜ:</span></p>
<ul>
<li><strong><span style="color: #000000;">Atatürk, 19.yüzyılın bitmesine 19 yıl kala 1881 de doğdu. (1881, 19&#8242;un 99 katıdır.)</span></strong></li>
<li><strong><span style="color: #000000;">1881, Rumi takvime göre 1297&#8242;ye denk gelir. (1+2+9+7=19</span></strong></li>
<li><strong><span style="color: #000000;">Selanik&#8217;te doğdu. Selanik sözcüğünün &#8221;ebced&#8221; hesabıyla (Arapçada her harfin sayısal bir değeri olduğunu belirten hesap) değeri 171&#8242;dır. (171, 19&#8242;un 19 katıdır.)</span></strong></li>
<li><strong><span style="color: #000000;">Nüfus kütüğünde sıra numarası 19&#8242;dur.</span></strong></li>
<li><strong><span style="color: #000000;">Nüfus Cüzdan numarası 999814&#8242;tü. (Bu sayı 19&#8242;un 52&#8242;306 katıdır.)</span></strong></li>
<li><strong><span style="color: #000000;">İstanbul Harp Okulu&#8217;na 1900&#8242;de kayıt oldu. (1900,19&#8242;un 100 katıdır). Bu sırada yaşı 19&#8242;du.</span></strong></li>
<li><strong><span style="color: #000000;">Harp Akademi&#8217;sine 57. ekşi devre olarak girmiştir. (57, 19&#8242;un 3 katıdır.)</span></strong></li>
<li><strong><span style="color: #000000;">Atatürk Harp Okulunu 20&#8242;nci olarak bitirdi. Subaylardan birisi yabancıydı. Bu nedenle mezun olan 19&#8242;uncu subay oldu.</span></strong></li>
<li><strong><span style="color: #000000;">Yüzbaşı olarak orduya katılış sırası 38&#8242;di. (19&#8242;un iki katıdır.)</span></strong></li>
<li><strong><span style="color: #000000;">Çanakkale Savaşları&#8217;nın zaferle sonuçlanmasında büyük rol oynayan 19.uncu tümeni kurdu.</span></strong></li>
<li><strong><span style="color: #000000;">19 Mayıs 1915&#8242; de albay oldu.</span></strong></li>
<li><strong><span style="color: #000000;">Komutanı olduğu alayın numarası da 38&#8242; di. (19&#8242;un 2 katıdır.)</span></strong></li>
<li><strong><span style="color: #000000;">Komutanı olduğu bir başka alayın numarası 57 idi. (19&#8242;un 3 katıdır.)</span></strong></li>
<li><strong><span style="color: #000000;">19 Mart 1916&#8242;da tuğgeneral oldu.</span></strong></li>
<li><strong><span style="color: #000000;">19 Aralık 1904&#8242;de Yıldız Sarayı&#8217;na çağrıldı.</span></strong></li>
<li><strong><span style="color: #000000;">19 Mayıs 1919&#8242;da Samsun&#8217;a çıkarak Kurtuluş Savasını başlattı. O zaman 38 yaşındaydı. (Yani 19&#8242;un 2 katı)</span></strong></li>
<li><strong><span style="color: #000000;">Atatürk&#8217;ü Samsun&#8217;a götüren Bandırma vapurunun 19 yolcusu vardı.</span></strong></li>
<li><strong><span style="color: #000000;">Samsun&#8217;da 19 gün kaldı.</span></strong></li>
<li><strong><span style="color: #000000;">4 Temmuz 1919&#8242;da Erzurum&#8217;a gitti.19 gün sonra 23 Temmuz&#8217;da ErzurumKongre&#8217;sini topladı.</span></strong></li>
<li><strong><span style="color: #000000;">4 Eylül 1919 Sivas Kongresi&#8217;nden 114 gün sonra 27 Aralık 1919&#8242;da Ankara&#8217;ya gitti. (19&#8242;un 6 katıdır.)</span></strong></li>
<li><strong><span style="color: #000000;">Mili Mücadele&#8217;ye başlanması için komutanlarıyla yaptığı konuşmanın tarihi 19 Kasım 1919&#8242;du.</span></strong></li>
<li><strong><span style="color: #000000;">TBMM&#8217;nin kurulmasına 19 Mart 1920&#8242;de karar verdi.</span></strong></li>
<li><strong><span style="color: #000000;">19 Eylül 1921&#8242;de mareşallik ve gazilik unvanı aldı.</span></strong></li>
<li><strong><span style="color: #000000;">Gençliğe Hitabe&#8217;de 19 cümle vardır.</span></strong></li>
<li><strong><span style="color: #000000;">Mustafa Kemal Atatürk adında 19 harf var.</span></strong></li>
<li><strong><span style="color: #000000;">10 Kasım 1938&#8242;de öldü. (1938, 19&#8242;un 102 katıdır.)</span></strong></li>
<li><strong><span style="color: #000000;">57 yıl yasadı. (19&#8242;un 3 katidir.)</span></strong></li>
<li><strong><span style="color: #000000;">Yaşının ilk 19 yılında askerliğe hazırlandı. İkinci 19 yılında asker olarak hizmet verdi. Üçüncü 19 yılında ise ülkenin kurtarıcısı ve devlet başkanı olarak görev yaptı.</span></strong></li>
<li><strong><span style="color: #000000;">Öldüğünde yatağının altında bulunan otomatik silahta 19 mermi vardı.</span></strong></li>
<li><strong><span style="color: #000000;">Cenaze namazı 19 Kasım 1938&#8242;de Dolmabahçe Camii&#8217;nde kılındı.</span></strong></li>
<li><strong><span style="color: #000000;">Atatürk&#8217;ün ölümü üzerine silah arkadaşı İsmet İnönü&#8217;nün Türk Milletine yazdığı beyanname 19 cümledir.</span></strong></li>
<li><strong><span style="color: #000000;">Cenazesinde çalınan Chopin&#8217;in cenaze marsının numarası 19&#8242; dur. Bu marsta 19 nota vardır.</span></strong></li>
<li><strong><span style="color: #000000;">Miras olarak 19.000 lira bırakmıştır. (Yani 19&#8242;un 1000 katı)</span></strong></li>
<li><strong><span style="color: #000000;">&#8221;Ne mutlu Türküm Diyene&#8221; cümlesi 19 harftir.</span></strong></li>
<li><strong><span style="color: #000000;">&#8221;İstikbal Göklerdedir&#8221; cümlesi de 19 harftir.</span></strong></li>
<li><strong><span style="color: #000000;">İstanbul Akaretler &#8216;de kaldığı evin numarası 19&#8242;dur.</span></strong></li>
</ul>
<p>İste bu nedenle, NUTUK&#8217;da 19&#8242;ar kez tekrarlanan kelimelerden bir metin oluşturan Dr. Muammer Yüksel ile Dr. Erhan Kızıltan, Osmanlıca sözcükleri günümüz Türkçesine çevirir bazı eksik cümleleri, anlamını bozmayacak şekilde tamamlar. Sonuçta ortaya su şaşırtıcı metin çıkar:</p>
<p><span style="color: #000000;"><em><strong>&#8221;TÜM SEÇKİN TEMSİLCİLER&#8217;, MİLLETE HİZMET ETMEK YERİNE, GÖREVLERİNİ YERİNE GETİRMEMEKTEDİRLER. BUNLARIN KANUNLARA BİLFİİL UYMALARI GEREKTİĞİNİ BELİRTİNİZ. ŞUNU SÖYLEYİNİZ: YAKIN ZAMANA KADAR MEVCUT FAALİYETLERİ BAŞKA GÖZLE GÖRMEYE ÇABALAYANLAR ARTIK DURUMUN FARKINA VARMIŞLARDIR. KUMANDANLARIN (ASKERLER VE YÖNETİCİLER) HİZMET ETMELERİNE SİZ ENGEL OLUYORSUNUZ. OLAYLARI TAM OLARAK DÜŞÜNEN HER KİŞİ BUNUN NEDENİNİN, HÜKÜMET OLDUĞUNU GÖRÜR. TÜM BAŞKANLIK SİSTEMİ BİZCE SUİSTİMAL EDİLMEKTEDİR. TOPLANACAK TARAFLAR SAYICA AZ OLSA BİLE AZAMİ SAYIDAKİ DÜŞMANIN KARŞIŞINDA DURMALIDIR. BU ÇAGRIYI YAPMASI GEREKEN YÜZBAŞILARDIR. BÜYÜK ŞEREFLİ CEPHE DÜŞÜNÜLMELİDİR.&#8221;</strong></em></span></p>
<p><a href="http://www.tarihtennotlar.com/wp-content/uploads/2010/03/OnuncuYilNutku1.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-1547" title="Onuncu Yıl Nutku" src="http://www.tarihtennotlar.com/wp-content/uploads/2010/03/OnuncuYilNutku1-293x300.jpg" alt="" width="193" height="195" /></a>Bu metin 2 bilim adamını çok şaşırtır. Çünkü günümüz Türkiye&#8217;si ile ilgili ipuçları vermektedir. Bir başka deyişle Atatürk, 100 yıl önceden Türkiye&#8217;de olup bitecekleri görmüş gibidir. Dr. Muammer Yüksel ve Dr. Erhan Kızıltan araştırmaları sırasında 19&#8242;ar kez tekrarlanan (Türkçe?) sözcükler de bulur. Bu sözcüklerle oluşturdukları metin ise Türkiye&#8217;deki bölücülük hareketinin ne aşamaya geleceğini 100 yıl önceden gösterir gibidir.</p>
<p><strong><em><span style="color: #000000;">&#8221;MAKSADIN ANLAŞILIYORDU. TARİHİ VİLAYETİN AHALİSİNİ BÖLÜP DİYARBAKIR KÜRT DEVLETİ&#8217;NİN KURULMASINA YOL AÇMAK. MEMLEKETİN İÇİNDE BULUNDUğU DURUM KESİNLİKLE BiRiSiNiN DURUMA MÜDAHALE ETMESiNi GEREKTİRCEKTİR. İÇİNDE BULUNULAN SOMUTSUZ KOŞULLAR GEREĞİNCE BAGIMSIZ GRUPLAR HAREKETE GEÇECEKTİR. YİRMİ VAKİT SONRASINDA BU DEGERLENDİRMEYİ KİM YAPACAK VE EYLEME GEÇECEKTİR.&#8221;</span></em></strong></p>
<p>Bu metinde yer alan &#8221;YİRMİ VAKİT&#8221; ifadesini ilgi çekici bulan iki bilim adamı bir araştırma yapar. Vardıkları sonuç şaşırtıcıdır. Güneydoğu &#8216;da bir Kürt devleti kurmak için yola çıkan Abdullah Öcalan PKK&#8217;yı 1978&#8242;de kurmuştur. Öcalan 1999&#8242;da yakalanmıştır. Bir başka deyişle eylemlere başladığı yıl ile yakalandığı yıl arasında 21 sene vardır. Bu da Atatürk&#8217;ün &#8221;YİRMİ VAKİT&#8221; deyimine uygun bir zamandır. İki bilim adamının yorumuna göre bu 20 vakit dolmuştur. Ve ülkenin bölünmesini engellemek için eyleme geçilmesi zamanı gelmiştir. Nutuk &#8216;u iki bölüm halinde kitaplaştırıldığını göze alan Dr. Muammer Yüksel ile Dr. Erhan Kızıltan, kitabin &#8216;belgeler&#8217; bölümünde de 19&#8242;ar kez geçen sözcükleri arayıp bulur ve yeni bir metin ortaya çıkarır.</p>
<p><strong><em><span style="color: #000000;">&#8221;DÜŞÜNDÜKLERİNİ AÇIKÇA SÖYLEYEN PEK ÇOK KİŞİNİN ORTAK FİKRİ; HÜKÜMETİN BUGÜN DÜNYAYA YAKIN DURMASININ ASIL NEDENİNİN, SEÇİMLE KENDİLERİNE VERİLEN GÜCÜ KULLANARAK, SİSTEME RESMEN AYKIRI FİKİRLERİ UYGULAMAYA CALIŞMASIDIR. GERCEK YÜZÜ BELLİ OLMAYAN AZINLIKTA OLAN YÖNETİM MERKEZİ&lt;, GERCEK YÖNETİMİN, ANKARA&#8217;NIN DİKKATINİ ÇEKMEK ZORUNDADIR. RÜŞVETÇİ VALİLERİN (YÖNETİCİLER) CUMHURİYET İLKELERİ YERİNE&lt;, KENDİ ÇIKARLARINA YÖNELMELERİ MÜDAHALEYİ GEREKTİRİR.&#8221;</span></em></strong></p>
<p>Dr. Muammer Yüksel ile Dr. Erhan Kızıltan bu son metni günümüz Türkiye&#8217;sini anlattığını düşünüyor. İki bilim adamı bu çalışmayı kitap haline getirdi. Kitap&#8217;tan çıkan ve &#8221;NUTUK&#8217;DAKİ GİZLİ HİTABE&#8221; adını taşıyan kitabın önümüzdeki günlerde epey tartışma yaratacağı ortada. Çünkü kitapta Atatürk&#8217;ün Gençliğe Hitabe&#8217;sinin hangi anlama geldiği ve hitabedeki uyarıların hangi zaman diliminde geçerli olacağı da yine 19 formülü ile açıklanıyor.</p>
<p>Sonuç olarak;</p>
<p><strong><em><span style="color: #000000;">ZAMANININ İLERİSİNDEKİ ADAM OLARAK NİTELENEN ULU ÖNDER MUSTAFA KEMAL ATATÜRK&#8217;ÜN 100 YIL ÖNCE YAZDIĞI NUTUK, GÜNÜMÜZ TÜRKİYE&#8217;SİNİN İÇİNDE BULUNDUĞU DURUMU ÇOK NET OLARAK ORTAYA KOYUYOR.</span></em></strong></p>


<p>Benzer konu bulunamadı.</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tarihtennotlar.com/genel/nutukun-gizli-sifresi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türk Kültürü Üzerine Bir Anı</title>
		<link>http://www.tarihtennotlar.com/medeniyetler-tarihi/turk-tarihi/turk-kulturu-uzerine-bir-ani.html</link>
		<comments>http://www.tarihtennotlar.com/medeniyetler-tarihi/turk-tarihi/turk-kulturu-uzerine-bir-ani.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 04 Mar 2010 17:55:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Stratejist</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türk Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[anı]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[hakan er]]></category>
		<category><![CDATA[kazak]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[niğde]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[türk kültürü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tarihtennotlar.com/?p=1419</guid>
		<description><![CDATA[Geçtiğimiz senelerde Niğde&#8217;nin Bor ilçesinde ki şu ana kadar varlığını bilmediğim(!) teyze ve teyze çocuklarını ziyarete gitmiştim. Baktım ki gözleri çekik. Çekik gözlülere karşı hep sempatim olmuştur.Sohbet ettikçe bizim eniştenin Kazak Türk&#8217;ü olduğunu öğrendim. İçeri girdiğimizde küçük kardeşim şaşkın gözlerle etrafa bakıyordu. Çünkü oturacak bir yer yoktu, herkes yerde oturuyordu! Sanırım bağdaş kurmak Avrupa&#8217;da da Türk oturuşu denilen oturuş bundan geliyor olmalı.
Yerde güzel işlemeleri olan minderler, yastıklar,duvarlarda kilimler,hepsi el yapımı. Gayet sıcak bir ortam..
Evin bir  ...

<br>
Benzer konular:<ol><li><a href='http://www.tarihtennotlar.com/medeniyetler-tarihi/turk-tarihi/turk-birligi-ve-ataturk.html' rel='bookmark' title='Permanent Link: Türk Birliği ve Atatürk'>Türk Birliği ve Atatürk</a></li>
<li><a href='http://www.tarihtennotlar.com/medeniyetler-tarihi/turk-tarihi/turk-destanlari.html' rel='bookmark' title='Permanent Link: Türk Destanları'>Türk Destanları</a></li>
<li><a href='http://www.tarihtennotlar.com/medeniyetler-tarihi/turk-tarihi/anzak-askerlerinin-turk-askerleri-hakkindaki-gorusleri.html' rel='bookmark' title='Permanent Link: Anzak Askerlerinin Türk Askerleri Hakkındaki Görüşleri'>Anzak Askerlerinin Türk Askerleri Hakkındaki Görüşleri</a></li>
</ol>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.tarihtennotlar.com/wp-content/uploads/2010/03/gozde_turk_bayragi.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-1579" title="gozde_turk_bayragi" src="http://www.tarihtennotlar.com/wp-content/uploads/2010/03/gozde_turk_bayragi-300x215.jpg" alt="" width="300" height="178" /></a>Geçtiğimiz senelerde Niğde&#8217;nin Bor ilçesinde ki şu ana kadar varlığını bilmediğim(!) teyze ve teyze çocuklarını ziyarete gitmiştim. Baktım ki gözleri çekik. Çekik gözlülere karşı hep sempatim olmuştur.Sohbet ettikçe bizim eniştenin Kazak Türk&#8217;ü olduğunu öğrendim. İçeri girdiğimizde küçük kardeşim şaşkın gözlerle etrafa bakıyordu. Çünkü oturacak bir yer yoktu, herkes yerde oturuyordu! Sanırım bağdaş kurmak Avrupa&#8217;da da Türk oturuşu denilen oturuş bundan geliyor olmalı.</p>
<p>Yerde güzel işlemeleri olan minderler, yastıklar,duvarlarda kilimler,hepsi el yapımı. Gayet sıcak bir ortam..<br />
Evin bir köşesinde küçük bir sofra bezi ve üzerinde sini&#8230; Üzerinde çeşitli kendi kültürlerimize öz(!) kuruyemişler. Tatları o kadar güzel ki&#8230; Birde çayları vardı; Sütlü çay.</p>
<p>Oturuyorsunuz evin hanım kızı büyük bir zarafet ve hanımefendilik içerisinde çayınızı getiriyor. Zarif hareketlerle çayı döküyor. (!)Bardağa da değil, Türk motifleriyle bezenmiş harika kaselere.. Ve siz o muhteşem tada varırken bir yandan da sinideki yemişlerle katık ediyorsunuz..<br />
Çay döküldükten sonra bir köşeye geçip iki dizinin üzerine yere oturup ellerini dizlerine koyuyorlar(!)İnsan &#8220;bu ne güzel bir terbiye&#8221; demekten kendini alamıyor doğrusu..</p>
<p>Kazakça konuşuyorlar. Bakmayın kazakça dediğime. Bildiğimiz Türkçe yahu.(!)Biraz dikkatle ne konuştuklarını rahatlıkla anlayabiliyorsunuz.. Dilimizde bir yani(!)</p>
<p>O sıcak ortamda bulunduğunuzda kendinizi eski Türk çadırlarında hissediyorsunuz. Türk’lüğün farkına iliklerinize kadar bir kez daha hissediyorsunuz. Çadır demişken, birde çeşitli yerlerde çadırları var. Duvarlarda postlar,yerlerde yine aynı güzellikte minderler,sazlar çalgılar silahlar. Çadır duvardan değil bildiğimiz keçeden. Oraya girince insan daha da bir hoş oluyor. Sanıyorsunuz ki “ben eski tarihlere gittim, Ata’larımla birlikteyim”.</p>
<p>Ve daha anlatmaya sığdıramayacağım bir çok ayrıntı bir çok duygu. İnsan konuşuyor kendi kendine:</p>
<p>-Ne kadarda güzel korumuşlar geleneklerimizi. Helal olsun! Türk’ün atasını daha başka nasıl hissedebilirim ki? Bu gelenekler bizim! Bu konuşmalar,sininin üzerindeki motifler, duvardaki post, kasedeki koku, evin köşesindeki reis benim, tüm bunlar bizim! Bizim atamızın! Bunlara sahip çıkmalıyız! Bunları çocuklarımıza öğretmeliyiz! Egemen güçlerin yobazlaştırma çabalarından uzaklaştırıp kendi köklerine inmelerini sağlamalıyız! Sokaklarda “emo” gençler değil, zarif hanımkızlarımız,efendi beylerimiz yürümeli! Tüm bunlar Türk’lüğün temeli! Temelimize sahip çıkmalıyız! Bunu diğer Türk milletleriyle iletişimi koparmayarak, onlara yakınlaşarak yapmalıyız! Türk Birliği’ni kurup asil milletimizin kültürünü, geleneğini,tarihini,dilini ilelebet muhafaza ve müdafaa etmeliyiz!</p>
<p>Gelmiş geçmiş en büyük Türk’lerden ulu önder <span style="color: #000000;"><strong>Mustafa Kemal Atatürk</strong></span>’ün “Türk” hakkında söylediği birkaç sözle yazıma son veriyor herkese teşekkür ediyorum.</p>
<blockquote><p>-Dünya üzerinde Türk&#8217;ten daha büyük, ondan daha eski, ondan daha temiz bir millet yoktur ve bütün insanlık tarihinde görülmemiştir.<br />
-Hayattaki yegâne üstünlüğüm Türk doğmaktır.<br />
-Biz doğrudan doğruya milletseveriz ve Türk milliyetçisiyiz.<br />
-Beni olağanüstü bir kişi olarak yorumlamayınız. Doğuşumdaki tek olağanüstülük Türk olarak dünyaya gelmemdir.<br />
-Türk budur: Yıldırımdır, kasırgadır, dünyayı aydınlatan güneştir.<br />
-Bu ülke, tarihte Türk&#8217;tü, bugün de Türk&#8217;tür ve sonsuza dek Türk olarak yaşayacaktır.<br />
-Yüksel Türk! Senin için yüksekliğin hududu yoktur.<br />
-Türk milletinin karakteri yüksektir. Türk milleti çalışkandır. Türk milleti zekidir.<br />
-Türklük, benim en derin güven kaynağım, en engin övünç dayanağımdır.<br />
-Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur.<br />
-İstanbul&#8217;da çıkan bir dergiyi Kaşgar&#8217;daki bir Türk de anlayacaktır.<br />
-NE MUTLU TÜRK&#8217;ÜM DİYENE!</p></blockquote>


<br><p>Benzer konular:<ol><li><a href='http://www.tarihtennotlar.com/medeniyetler-tarihi/turk-tarihi/turk-birligi-ve-ataturk.html' rel='bookmark' title='Permanent Link: Türk Birliği ve Atatürk'>Türk Birliği ve Atatürk</a></li>
<li><a href='http://www.tarihtennotlar.com/medeniyetler-tarihi/turk-tarihi/turk-destanlari.html' rel='bookmark' title='Permanent Link: Türk Destanları'>Türk Destanları</a></li>
<li><a href='http://www.tarihtennotlar.com/medeniyetler-tarihi/turk-tarihi/anzak-askerlerinin-turk-askerleri-hakkindaki-gorusleri.html' rel='bookmark' title='Permanent Link: Anzak Askerlerinin Türk Askerleri Hakkındaki Görüşleri'>Anzak Askerlerinin Türk Askerleri Hakkındaki Görüşleri</a></li>
</ol></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tarihtennotlar.com/medeniyetler-tarihi/turk-tarihi/turk-kulturu-uzerine-bir-ani.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Genç Osman</title>
		<link>http://www.tarihtennotlar.com/biyografiler/genc-osman.html</link>
		<comments>http://www.tarihtennotlar.com/biyografiler/genc-osman.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 01 Mar 2010 01:42:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Alexander</dc:creator>
				<category><![CDATA[Biyografiler]]></category>
		<category><![CDATA[genç osman]]></category>
		<category><![CDATA[hotin]]></category>
		<category><![CDATA[lehistan]]></category>
		<category><![CDATA[osman]]></category>
		<category><![CDATA[yedikule]]></category>
		<category><![CDATA[yeniçeriler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tarihtennotlar.com/?p=1512</guid>
		<description><![CDATA[Sultan Genç Osman 3 Kasım 1604’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası I. Ahmed ve annesi Mahrifuz Sultan olup  Osmanlı İmparatorluğu&#8217;nun 16. padişahıdır. Osman, Sultan I. Mustafa&#8217;nın tahttan indirilmesi üzerine tahta laik görüldü ve padişah oldu. Çok zeki bir insan olan Genç Osman Arapça, Farsça, Yunanca, Latince ve İtalyanca konuşabiliyordu.
Sultan Genç Osman, Fatih Sultan Mehmed devrine kadar yapıldığı gibi saray dışından, Şeyhülislam Es&#8217;ad Efendinin ve Pertev Paşa&#8217;nın kızları ile evlendi. Yavuz Sultan Selim devrinden itibaren padişah saray dışından evlenmediği  ...

<br>
Benzer konular:<ol><li><a href='http://www.tarihtennotlar.com/medeniyetler-tarihi/turk-tarihi/osmanli-tarihinde-ilkler.html' rel='bookmark' title='Permanent Link: Osmanlı Tarihinde İlkler'>Osmanlı Tarihinde İlkler</a></li>
</ol>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="color: #000000;"><a href="http://www.tarihtennotlar.com/wp-content/uploads/2010/03/gencosman.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-1515" title="Genç Osman" src="http://www.tarihtennotlar.com/wp-content/uploads/2010/03/gencosman.jpg" alt="" width="179" height="245" /></a>Sultan Genç Osma</span></strong><span style="color: #000000;"><strong>n</strong></span> <span style="color: #000000;"><strong>3 Kasım 1604</strong></span>’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası I. Ahmed ve annesi Mahrifuz Sultan olup  Osmanlı İmparatorluğu&#8217;nun 16. padişahıdır. Osman, Sultan I. Mustafa&#8217;nın tahttan indirilmesi üzerine tahta laik görüldü ve padişah oldu. Çok zeki bir insan olan Genç Osman Arapça, Farsça, Yunanca, Latince ve İtalyanca konuşabiliyordu.</p>
<p><strong><span style="color: #000000;">Sultan Genç Osman</span></strong>, <a href="http://www.tarihtennotlar.com/tag/fatih">Fatih Sultan Mehmed</a> devrine kadar yapıldığı gibi saray dışından, Şeyhülislam Es&#8217;ad Efendinin ve Pertev Paşa&#8217;nın kızları ile evlendi.<a href="http://www.tarihtennotlar.com/tag/yavuz"> Yavuz Sultan Selim</a> devrinden itibaren padişah saray dışından evlenmediği için bu davranış önemli bir değişiklik oldu. Kendisine planlarını uygulayacak bir sadrazam bulamadı.</p>
<p>Tarihte eşine az rastlanır bir şekilde tahtan indirilerek, Yedikule zindanlarında boğularak öldürülen Sultan Genç Osman, babası Sultan Birinci Ahmed&#8217;in Sultanahmet Camii&#8217;nin yanındaki türbesine defnedildi. Tahta çıkar çıkmaz devlet erkanı içindeki üst düzey yetkilileri değiştiren, müderris ve kadıların atanma yetkilerini şeyhülislamdan alan bir padişahtı.</p>
<p><strong><span style="color: #000000;">Sultan Genç Osman</span></strong> tahta çıktığı sırada Sadrazam Halil Paşa, İran seferindeydi. Osmanlı ordusu Pul-i Şikeste&#8217;de yenilmesine rağmen, İranlılar, mukaddes saydıkları Erdebil şehrinin Osmanlılar&#8217;ın eline geçme ihtimali üzerine barış istediler. Serav sahrasında, daha önce iki devlet arasında imzalanan Nasuhpaşa antlaşması baz alınarak imzalanan <strong><span style="color: #000000;">Serav Antlaşması&#8217;</span></strong>yla barış tekrar sağlandı. (26 Eylül 1618).</p>
<p><strong><span style="color: #000000;">Genç Osman</span></strong> Lehistan seferine çıkmış ve başarızlıkla dönmüştür. Sultan Genç Osman, Lehistan seferindeki başarısızlığının sebebi olarak askerin gayretsizliğini görüyordu. Askeri alanda bazı yenilikler yapma fikri böylece gelişti. İşe <strong><span style="color: #000000;">Kapıkulu Ocakları</span></strong> ile başladı. Yaptırdığı sayımda, asker sayısının maaş defterindeki kişi sayısından az olduğunu anlayınca fazladan para vermeyi kesti. Bu durum da, daha önce fazladan gelen paraları kendi ceplerine atan zabitlerin, Sultan Genç Osman&#8217;a düşman olmalarına yol açtı.</p>
<p><strong><span style="color: #000000;">Sultan Genç Osman</span></strong>; her şeyin farkındaydı, ancak tecrübesiz olması yüzünden istediği yenilikleri yapamıyordu. Anadolu, Mısır ve Suriye&#8217;deki Türk, Arap ve Kürtlerden oluşacak yeni bir ordu kurmak istiyordu. Aynı zamanda saray, harem ve ilmiye teşkilatlarını yeniden kurmak, yeni kanunlar çıkarmak gibi yenilikçi düşünceleri de vardı. Kapıkulu Ocakları bu durumdan rahatsızdı ve bunu belli etmekten kaçınmıyorlardı. Şeyhülislam Es&#8217;ad Efendi&#8217;nin başında bulunduğu ilmiye sınıfı ise fikir belirtmiyordu.</p>
<p><strong><span style="color: #000000;">Sultan Genç Osman</span></strong>&#8216;ın Haleb, Erzurum, Şam ve Mısır beylerbeylerine asker yazdırmak için gizli bir irade gönderdiğinin sarayda adamları olan yeniçeriler tarafından öğrenilmesi, bardağı taşıran son damla oldu. Sultan Genç Osman asker toplamak için Anadolu&#8217;ya bizzat kendisi gitmek istiyordu. Bu arada İstanbul&#8217;a, Dürzi lider Maanoğlu Fahreddin&#8217;in Lübnan&#8217;da bir isyan çıkardığı haberi geldi. Sultan Genç Osman bunu bir fırsat bilerek, isyanı bastırmak için Anadolu&#8217;ya gideceğini söyledi. Ancak<strong><span style="color: #000000;"> Sadrazam Dilaver Paşa</span></strong> ve <strong><span style="color: #000000;">Şeyhülislam Es&#8217;ad Efendi,</span></strong> koskoca padişahın küçük bir isyan için Anadolu&#8217;ya gitmesine gerek olmadığını söyleyerek, Sultan Genç Osman&#8217;ın Anadolu&#8217;ya geçmesini engellemeye çalıştılar. Başka bir çaresi kalmayan <strong><span style="color: #000000;">Sultan Genç Osman</span></strong>, hacca gideceğini ilan etti. Daha önce hiçbir padişah hacca gitmemişti. Sadrazam Dilaver Paşa ve Şeyhülislam Es&#8217;ad Efendi çok uğraştılarsa da Sultan Genç Osman fikrinde kararlıydı. Padişahın geçeceği güzergah üzerindeki vilayetlerin beylerbeyleri haberdar edildi ve hazırlık yapmaları istendi. Sultan Genç Osman&#8217;ın yanında 500 yeniçeri ve sipahi olacak, geri kalan asker İstanbul&#8217;un korunması için İstanbul&#8217;da kalacaktı. Sadrazam, defterdar, nişancı, rikab ümerası, gedikliler, 40 müteferrika ve 40 divan katibi hac kafilesinde yer alıyordu.</p>
<p>Padişah otağının Üsküdar&#8217;a kurulacağı günden bir gün önce Yeniçeriler Süleymaniye&#8217;de toplandılar. Ayaklanan yeniçeriler saraya girip bazı devlet adamlarını öldürdüler. Yeniçeri ve sipahileri ikna etmek isteyen Sultan Genç Osman, yeniçeri ağalarını merhamete getirmeye çalıştı. Ancak bunda başarılı olamadı. Yerine amcası Sultan Birinci Mustafa ikinci kez tahta çıkarıldı. İsyancılar o an için <strong><span style="color: #000000;">Sultan Genç Osman</span></strong>&#8216;ı öldürülmesini düşünmüyorlardı. Ancak Sultan Genç Osman&#8217;ın ne kadar dirayetli bir padişah olduğunu bilen isyanın elebaşları padişahın Yedikule zindanlarına götürülüp orada öldürülmesini istediler.</p>
<p><strong><span style="color: #000000;">Sultan Genç Osman</span></strong>&#8216;ın naaşı, ertesi gün Sultanahmet Camii&#8217;nde kılınan cenaze namazından sonra Sultan Ahmed Camii&#8217;nde babasının türbesine defnedildi.</p>
<p><strong><em><span style="color: #ff6600;">Kaynak : Wikipedia</span></em></strong></p>


<br><p>Benzer konular:<ol><li><a href='http://www.tarihtennotlar.com/medeniyetler-tarihi/turk-tarihi/osmanli-tarihinde-ilkler.html' rel='bookmark' title='Permanent Link: Osmanlı Tarihinde İlkler'>Osmanlı Tarihinde İlkler</a></li>
</ol></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tarihtennotlar.com/biyografiler/genc-osman.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Truva Gümüş Yayın Efendisi</title>
		<link>http://www.tarihtennotlar.com/kitaplar/truva-gumus-yayin-efendisi.html</link>
		<comments>http://www.tarihtennotlar.com/kitaplar/truva-gumus-yayin-efendisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 23 Feb 2010 22:03:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Alexander</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kitaplar]]></category>
		<category><![CDATA[andromakhe]]></category>
		<category><![CDATA[argurios]]></category>
		<category><![CDATA[david gemmell]]></category>
		<category><![CDATA[hektor]]></category>
		<category><![CDATA[helikaon]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[truva]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tarihtennotlar.com/?p=1488</guid>
		<description><![CDATA[
Yazar : David Gemmell
Kitabın açıklaması
&#8220;Truva Savaşı’nın karakterleri yeniden canlanıyor! Yiğitliğin ve korkusuzca savaşmanın, şeref ve ihanetin, kazanılan ve kaybedilen aşkın dramına David Gemmell hayat veriyor.
 O, son derece şöhretli bir adam. Kimileri ona Altın Çocuk diyor; kimileriyse Gümüş Yayın Efendisi. Dardanoslular için o Prens Aeneas. Fakat arkadaşları ona Helikaon diyor. Güçlü, çevik, hızlı düşünen, cesur bir savaşçı. Düşmanları tarafından nefret edilen, Truvalı dostlarının bile ürktüğü bir adam. Çünkü Altın Çocuk kalbinde karanlık bir yan taşıyor. Bir  ...


Benzer konu bulunamadı.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.tarihtennotlar.com/wp-content/uploads/2010/02/truvaa.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-1489" title="Truva gümüş yayın efendisi" src="http://www.tarihtennotlar.com/wp-content/uploads/2010/02/truvaa.jpg" alt="" width="153" height="228" /></a></p>
<p><strong><em><span style="color: #000000;">Yazar : David Gemmell</span></em></strong></p>
<p><strong><span style="color: #333399;"><span style="text-decoration: underline;">Kitabın açıklaması</span></span></strong></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>&#8220;Truva Savaşı’nın karakterleri yeniden canlanıyor! Yiğitliğin ve korkusuzca savaşmanın, şeref ve ihanetin, kazanılan ve kaybedilen aşkın dramına David Gemmell hayat veriyor.</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong> O, son derece şöhretli bir adam. Kimileri ona Altın Çocuk diyor; kimileriyse Gümüş Yayın Efendisi. Dardanoslular için o Prens Aeneas. Fakat arkadaşları ona Helikaon diyor. Güçlü, çevik, hızlı düşünen, cesur bir savaşçı. Düşmanları tarafından nefret edilen, Truvalı dostlarının bile ürktüğü bir adam. Çünkü Altın Çocuk kalbinde karanlık bir yan taşıyor. Bir vahşet, öyle bir vahşet ki bu bir kez uyandırılmaya görsün ancak kanla doyabilir.</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong> Mykeneli Argurios, eşi benzeri olmayan bir savaşçı, esnetilemez ilkelere ve kırılmaz bir dirence sahip. Tüm Mykene savaşçıları gibi fethetmek ve öldürmek için yaşıyor. Kral Agamemnon tarafından &#8216;altın şehir&#8217; Truva&#8217;nın savunmasını düşürmek üzere gönderilen bu asker Helikaon&#8217;un yeminli düşmanı.</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong> Andromakhe, kendi rızası dışında Truva prensi Hektor&#8217;la evlendirilen Thera rahibesi. Geleneklerden bıkmış, savaş sanatına hakim ve mükemmeliyetçi Andromakhe istediği insanı sevmeye ve gönlünce yaşamaya ant içmiş.</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Şimdiyse kader bu üçünü bir araya getirecek. Aşk ve nefretin tutkulu kıvılcımlarından tüm dünyayı saracak bir yangın yükselecek.&#8221;</strong></span></p>
<p>Baştan sona müthiş akıcı dille anlatılmış bir kitap.</p>
<p>Olaylar Aenas, Andromakhe ve Mykeneli Argurios üçlüsünün üzerinde yoğunlaşmaktadır. Aenas&#8217;a insanlar tarafından Helikaon veya Altın Çocuk olarak çağırılmaktadır.</p>
<p>Argurios, Helikaon(Aenas)&#8217;un gemisinde Truva&#8217;ya gitmek için  yolculuk etmektedir. Fakat bütün Mykenliler Helikaon&#8217;a düşmandır. Gelişen olaylar sonucunda Helikaon ve Argurios beraber aynı safta savaşacaklardır, yani dost olacaklardır. Birlikte savaştıklarında karşılarındaki düşmanı öğrenince sizde şaşıracaksınız.</p>
<p>Kitap hakkında daha fazla bilgi verip heyecanınızı kaçırmak istemiyorum. Bu eşsiz eseri sıkılmadan okuyacagınızı tahmin ediyorum.</p>


<p>Benzer konu bulunamadı.</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tarihtennotlar.com/kitaplar/truva-gumus-yayin-efendisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kür Şad ve Kırk Adamı</title>
		<link>http://www.tarihtennotlar.com/kisiler/kur-sad-ve-kirk-adami.html</link>
		<comments>http://www.tarihtennotlar.com/kisiler/kur-sad-ve-kirk-adami.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 23 Feb 2010 17:14:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Aydın Kaplan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarihe Yön Verenler]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[destan]]></category>
		<category><![CDATA[göktürk]]></category>
		<category><![CDATA[kağan]]></category>
		<category><![CDATA[kahraman]]></category>
		<category><![CDATA[Kür Şad]]></category>
		<category><![CDATA[kürşat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tarihtennotlar.com/?p=1478</guid>
		<description><![CDATA[Kür Şad, yedinci yüz yılda Doğu Göktürk Devleti’nin Kağan&#8217;ı (imparator) olan ve Çinli eşi tarafından öldürülen Culuk Kağan’ın oğludur. Kür Şad hakkındaki asıl önemli olan ve onu kahraman eden olay ise Çin sarayına kırk adamıyla baskın düzenlemesiydi. Asıl adı Su Tigin’dir ve Kür ise ok anlamına gelmektedir. Bu isim günümüzde Kürşat diye bilinir.
Kür Şad’in babası Culuk Hakan, 619-621 yılları arası Göktürklere Kağan olmuştur. Babası zehirlenerek öldürülen Kür Şad, üvey annesi olan Çinli eşinden şüpheleniyordu ve  ...


Benzer konu bulunamadı.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.tarihtennotlar.com/wp-content/uploads/2010/02/kurssad.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-1480" title="Kür Şad" src="http://www.tarihtennotlar.com/wp-content/uploads/2010/02/kurssad.jpg" alt="" width="196" height="256" /></a><span style="color: #000000;">Kür Şad</span>, yedinci yüz yılda <strong><span style="color: #000000;">Doğu Göktürk Devleti’nin Kağan&#8217;ı</span> </strong>(imparator) olan ve Çinli eşi tarafından öldürülen Culuk Kağan’ın oğludur. Kür Şad hakkındaki asıl önemli olan ve onu kahraman eden olay ise Çin sarayına kırk adamıyla baskın düzenlemesiydi. Asıl adı Su Tigin’dir ve Kür ise ok anlamına gelmektedir. Bu isim günümüzde Kürşat diye bilinir.</p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Kür Şad</strong></span>’in babası Culuk Hakan, <strong><span style="color: #000000;">619-621</span></strong> yılları arası Göktürklere Kağan olmuştur. Babası zehirlenerek öldürülen <strong><span style="color: #000000;">Kür Şad</span></strong>, üvey annesi olan Çinli eşinden şüpheleniyordu ve Türk geleneklerine göre amcası üvey annesiyle evlenince bu aile içinde sıkıntılara yol açtı. Kağanlık saltanatı <strong><span style="color: #000000;">630</span></strong> yıllarında yıkılmıştir ve sahip olunan topraklar<strong><span style="color: #000000;"> Çin</span></strong> yönetimine geçmiştir. Kağanlarları kontrol etmek için Çin İmparatorluğu onları Sangan’a yani şimdiki adıyla Sian’a göndermiştir.</p>
<p>Çinliler, Kür Şad’dan cok korkuyolardı çünkü o etkileyici, usta bir silahşördü, insanlar ondan gözünü alamıyordu. Çin İmparatoru bu durumdan korktuğu ve Kür Şad’ın sarayda veya Çin topraklarında kalmasını çok sakıncalı bulduğunu ve bunu Göktürk’lülere bildirdiği bazı kaynaklarda belirtilmektedir.</p>
<p><strong><span style="color: #000000;">Kür Şad</span></strong>’ı ilk kez halk kahramanı yapacak olay <strong><span style="color: #000000;">639</span></strong>’un <strong><span style="color: #000000;">Ağustos</span></strong> ayında gerçekleşti. Kür Şad bir grup arkadaslarıyla (bazı tarihçiler tarfından kırk kişi olduğu söylenir) Kral’ı kaçırmaya çalıştı. Çin İmparator’u bazı geceler yanında iki üç kişi alarak sokalarda dolaşırimış. Bunu bilen Kür Şad Kral’ı yakalayıp o donem Kral’ın elinde olan Türk tutsaklarını serbest bıraktırmayı planlamıştır. Eğer bu olay başarı ile sonuçlansaydı Türk Kağanlığı yeniden kurulacaktı ve başına Kür Şad’ın tutuklu yeğeni <strong><span style="color: #000000;">Urku Tilgin</span></strong> getirilecekti fakat bu gerçekleşmedi.</p>
<p>Planın gerçekleşememe sebebi ise sabah çıkan büyük fırtınaydı. Kür Şad’ın saldırmayı planladığı günün sabahı büyük bir fırtına vardı bu yüzden imparator dışarı cıkmadı. Ama Kür Şad o gün saldırıyı gerçekleştirmek istiyordu ve saraya saldırdı. Saldırı uzun sürdü ve Kür Şad’ın yanındaki arkadaşlarının çoğu hayatını kaybetmişti ve bu sebeble Kür Şad çekilmek zorunda kaldı. Kür Şad şehir dışında da mücadelesini bırakmadı ve söylene göre köprü başında hayatını kaybetti. Fakat bazı kaynaklar onun saray yakınlarında savaşırken öldüğünü söyler, hatta saygı çerçevesinde cesetlerin geri iade edildiği söylenir.</p>
<p>Çinli kaynaklar, saldırının ancak sonradan yardıma gelen askerlerle durdurulabildiğini söyler. Çin sarayları genelikle çok sayıda muhafız tarafindan korunmaktadır ve buna bir de sonradan gelen askerler eklenince olayın ne çaplı büyük olduğu göz önündedir.</p>
<p>Bu saldırı Çin tarihinde yabancılar tarafından gerçekleştirilen ilk saldırıdır. Bu olaydan sonra gözü korkan ve sarsılan Çin İmparator’u <span style="color: #000000;"><strong>Taizong</strong></span> Göktürkleri serbest bırakmış ve onların eski topraklarına gitmesine izin vermiştir. Tabi bu olay dilden dile dolaşmış ve Kür Şad kahraman ilan edilmiştir. Bu olay Türkler arasında büyük etki yapmıştır.</p>
<blockquote>
<h2><strong><span style="color: #ff6600;">Kür Şad için yazılan bazı şiirler</span></strong></h2>
<p><span style="color: #008080;">Ötüken de arslanlar var<br />
Kürşat onlardan biridir<br />
Çok yiğitler vardır ama<br />
Kürşat erlerin eridir</span></p>
<p><span style="color: #008080;">Kürşatı doğuran ana<br />
Ne emzirmiş acap ona?<br />
Erlik ululuktan yana<br />
Acun Kürşattan geridir</span></p>
<p><span style="color: #008080;">Acunda var nice çeri<br />
Kimi üstün kimi geri<br />
Kürşat adlı göktürk eri<br />
Doğuştan çeridir.</span></p>
<p><strong>(Mengüç Atsıza Yoldaş)</strong></p>
<p><span style="color: #008080;">Kılıcı yıldırım çeler<br />
Attığı ok demir deler<br />
Oğlum gelse Kürşat güler<br />
On sekiz yıldan beridir.<br />
Yiğitlikte en ileri<br />
Kalacak on bin yıl diri<br />
Göktürklerin gönülleri<br />
Şimdi Kürşatın yeridir.</span></p>
<p><strong>(Hüseyin Nihal Atsız)</strong></p></blockquote>


<p>Benzer konu bulunamadı.</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tarihtennotlar.com/kisiler/kur-sad-ve-kirk-adami.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Battal Gazi</title>
		<link>http://www.tarihtennotlar.com/kisiler/battal-gazi.html</link>
		<comments>http://www.tarihtennotlar.com/kisiler/battal-gazi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 21 Feb 2010 21:07:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Aydın Kaplan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarihe Yön Verenler]]></category>
		<category><![CDATA[battal]]></category>
		<category><![CDATA[Battal Gazi]]></category>
		<category><![CDATA[destan]]></category>
		<category><![CDATA[emeviler]]></category>
		<category><![CDATA[gazi]]></category>
		<category><![CDATA[kahraman]]></category>
		<category><![CDATA[leon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tarihtennotlar.com/?p=1469</guid>
		<description><![CDATA[Battal Gazi veya Seyyid Battal Gazi, 8. yüzyılda yaşadığı tahmin edilen ve hakkında çeşitli inanışlar bırakmış bir liderdir. Farklı kaynaklarda etnik kökeni, Arap olarak belirtilmiştir. Battal Gazi, Malatya&#8217;da doğmuştur. Doğduğu ve yaşadığı evin yeri halen mevcuttur. Yıkıntı halinde korunmaktadır. Uzun yıllar halka yemek dağıtılan hayrat yeri olarak kullanılmıştır. Evliya Çelebi&#8216;nin seyehatnamesinde bahsedilmektedir.
Battal Gazi hakkında bugüne ulaşabilmiş kaynaklar sadece mesnevi tarzı yazılmış, birbirini hem destekleyen hem de çelişen olgular içeren destanlar ve halkın hafızasında kalmış olan  ...


Benzer konu bulunamadı.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="color: #000000;"><a href="http://www.tarihtennotlar.com/wp-content/uploads/2010/02/battal_gazi.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-1472" title="battal_gazi" src="http://www.tarihtennotlar.com/wp-content/uploads/2010/02/battal_gazi.jpg" alt="" width="213" height="217" /></a>Battal Gazi</span></strong> veya <strong><span style="color: #000000;">Seyyid Battal Gazi</span></strong>, 8. yüzyılda yaşadığı tahmin edilen ve hakkında çeşitli inanışlar bırakmış bir liderdir. Farklı kaynaklarda etnik kökeni, Arap olarak belirtilmiştir. <span style="color: #000000;"><strong>Battal Gazi</strong></span>, Malatya&#8217;da doğmuştur. Doğduğu ve yaşadığı evin yeri halen mevcuttur. Yıkıntı halinde korunmaktadır. Uzun yıllar halka yemek dağıtılan hayrat yeri olarak kullanılmıştır. <strong><span style="color: #000000;">Evliya Çelebi</span></strong>&#8216;nin seyehatnamesinde bahsedilmektedir.</p>
<p><strong><span style="color: #000000;">Battal Gazi</span></strong> hakkında bugüne ulaşabilmiş kaynaklar sadece mesnevi tarzı yazılmış, birbirini hem destekleyen hem de çelişen olgular içeren <a title="Destan" href="/wiki/Destan">destanlar</a> ve halkın hafızasında kalmış olan bilgilerdir.</p>
<p><strong><span style="color: #000000;">Battal Gazi Destanı</span></strong>&#8216;nda ve halk hikâyelerinde, <a title="Emeviler" href="/wiki/Emeviler"><strong><span style="color: #000000;">Emeviler</span></strong></a> zamanında Arap ordusuyla birlikte İstanbul&#8217;u kuşattığı anlatılmaktadır. Kuşatma hem denizden hem karadan yapılmış, fakat başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Destanda Battal&#8217;ın düşmanı, Arap komutanına oyun oynayıp kuşatma başladığında İstanbul&#8217;a geçerek imparatorluğunu ilan eden <strong><span style="color: #000000;">İmparator Leon</span></strong>&#8216;dur. Arap tarihinde II. İstanbul kuşatmasının tarihi <strong><span style="color: #000000;">717-718</span></strong> olarak belirtilmektedir. Bizans tarihindeki veriler de bu tarihi doğrular niteliktedir. Ayrıca Bizans tarihinde<strong><span style="color: #000000;"> İmparator III. Leon</span></strong>&#8216;un tahta çıkma tarihi <strong><span style="color: #000000;">717</span></strong> olarak belirtilmiştir, bundan dolayı destandaki Leon&#8217;un İmparator <a title="III. Leon (sayfa mevcut değil)" href="/w/index.php?title=III._Leon&amp;action=edit&amp;redlink=1">III. Leon</a> olma olasılığı üzerinde durulmaktadır. Destanda <strong><span style="color: #000000;">Battal Gazi</span></strong>&#8216;nin kuşatma sırasında yirmili yaşlarında olduğu söylendiği için, <strong><span style="color: #000000;">Battal Gazi</span></strong>&#8216;nin doğum yılının <strong><span style="color: #000000;">690-695</span></strong> civarı olmasının olası olduğu düşünülmektedir. Battal Gazi&#8217;nin ölüm yılının <strong><span style="color: #000000;">740</span></strong> olduğunda tarihçiler mütabakata varmışlardır.</p>
<p><strong><span style="color: #000000;">740</span></strong> yılında Eskişehir&#8217;in Seyitgazi ilçesi yakınlarında savaşta aldığı yara sebebiyle şehit olmuştur. Anadolu&#8217;da İslamın yayılmasına büyük katkıları olmuştur.</p>
<p>Türkiye de Battal Gazi hakkında bir çok film bulunmaktadır.</p>
<ul>
<li><a title="Battal Gazi Geliyor (film, 1955) (sayfa mevcut değil)" href="/w/index.php?title=Battal_Gazi_Geliyor_(film,_1955)&amp;action=edit&amp;redlink=1">Battal Gazi Geliyor</a> &#8211; 1955 yapımı Türkiye filmi</li>
<li><a title="Battal Gazi (film, 1966)" href="/wiki/Battal_Gazi_(film,_1966)">Battal Gazi</a> &#8211; 1966 yapımı Türkiye filmi</li>
<li><a title="Battal Gazi Destanı (film, 1971) (sayfa mevcut değil)" href="/w/index.php?title=Battal_Gazi_Destan%C4%B1_(film,_1971)&amp;action=edit&amp;redlink=1">Battal Gazi Destanı</a> &#8211; 1971 yapımı Türkiye filmi</li>
<li><a title="Battal Gazi'nin İntikamı (film, 1972) (sayfa mevcut değil)" href="/w/index.php?title=Battal_Gazi%27nin_%C4%B0ntikam%C4%B1_(film,_1972)&amp;action=edit&amp;redlink=1">Battal Gazi&#8217;nin İntikamı</a> &#8211; 1972 yapımı Türkiye filmi</li>
<li><a title="Battal Gazi Geliyor (film, 1973) (sayfa mevcut değil)" href="/w/index.php?title=Battal_Gazi_Geliyor_(film,_1973)&amp;action=edit&amp;redlink=1">Battal Gazi Geliyor</a> &#8211; 1973 yapımı Türkiye filmi</li>
<li><a title="Battal Gazi'nin Oğlu (film, 1974) (sayfa mevcut değil)" href="/w/index.php?title=Battal_Gazi%27nin_O%C4%9Flu_(film,_1974)&amp;action=edit&amp;redlink=1">Battal Gazi&#8217;nin Oğlu</a> &#8211; 1974 yapımı Türkiye filmi</li>
</ul>


<p>Benzer konu bulunamadı.</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tarihtennotlar.com/kisiler/battal-gazi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türk Birliği ve Atatürk</title>
		<link>http://www.tarihtennotlar.com/medeniyetler-tarihi/turk-tarihi/turk-birligi-ve-ataturk.html</link>
		<comments>http://www.tarihtennotlar.com/medeniyetler-tarihi/turk-tarihi/turk-birligi-ve-ataturk.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 19 Feb 2010 11:30:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Stratejist</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türk Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[hakan er]]></category>
		<category><![CDATA[kayıp kıta mu]]></category>
		<category><![CDATA[mu]]></category>
		<category><![CDATA[sinan meydan]]></category>
		<category><![CDATA[stratejist]]></category>
		<category><![CDATA[türk piramitleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tarihtennotlar.com/?p=1417</guid>
		<description><![CDATA[Atatürk, milyonlarca millettaşımız gibi bugün mili sınırlarımız dışında kalan ve vaktiyle Osmanlı’nın idaresinde bulunan Selanik’te dünyaya gelmiştir. O’nun millet ve milliyetçilik anlayışı sadece Türkiye’de yaşayan Türkleri içine alan ve o zamanki tabirle Dış Türklere karşı ilgisiz kalan bir anlayış değildir. Atatürk, Türk Dünyası ile ilişkilerde, son derece planlı ve programlı hareket eden ve Türk Dünyası ile ilişkilerin o zamanın biricik Bağımsız Türk Devleti olan Türkiye’ye zarar vermeyecek bir şekilde yürütülmesinden yanaydı. O’nun Türk Dünyası ile  ...

<br>
Benzer konular:<ol><li><a href='http://www.tarihtennotlar.com/belgesel/kayip-kita-mu-ataturk-sinan-meydan-soylesisi.html' rel='bookmark' title='Permanent Link: Kayıp Kıta Mu ve Atatürk &#8211; Sinan Meydan Söyleşisi'>Kayıp Kıta Mu ve Atatürk &#8211; Sinan Meydan Söyleşisi</a></li>
<li><a href='http://www.tarihtennotlar.com/kisiler/dunya-liderlerinin-ataturk-hakkinda-gorusleri.html' rel='bookmark' title='Permanent Link: Dünya Liderlerinin Atatürk Hakkında Görüşleri'>Dünya Liderlerinin Atatürk Hakkında Görüşleri</a></li>
<li><a href='http://www.tarihtennotlar.com/medeniyetler-tarihi/turk-tarihi/turk-kulturu-uzerine-bir-ani.html' rel='bookmark' title='Permanent Link: Türk Kültürü Üzerine Bir Anı'>Türk Kültürü Üzerine Bir Anı</a></li>
</ol>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.tarihtennotlar.com/wp-content/uploads/2010/02/mu-kıtası.jpg"></a><span style="color: #000000"><strong><a href="http://www.tarihtennotlar.com/wp-content/uploads/2009/12/atatürk.jpg"></a><a href="http://www.tarihtennotlar.com/wp-content/uploads/2010/02/turk_birligi.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-1476" src="http://www.tarihtennotlar.com/wp-content/uploads/2010/02/turk_birligi.jpg" alt="" width="217" height="203" /></a>Atatürk</strong></span>, milyonlarca millettaşımız gibi bugün mili sınırlarımız dışında kalan ve vaktiyle <strong><span style="color: #000000">Osmanlı</span></strong>’nın idaresinde bulunan Selanik’te dünyaya gelmiştir. O’nun millet ve milliyetçilik anlayışı sadece Türkiye’de yaşayan Türkleri içine alan ve o zamanki tabirle Dış Türklere karşı ilgisiz kalan bir anlayış değildir. <strong><span style="color: #000000">Atatürk</span></strong>, Türk Dünyası ile ilişkilerde, son derece planlı ve programlı hareket eden ve Türk Dünyası ile ilişkilerin o zamanın biricik Bağımsız Türk Devleti olan Türkiye’ye zarar vermeyecek bir şekilde yürütülmesinden yanaydı. O’nun Türk Dünyası ile ilişkilerinin bir görünen bir de görünmeyen yönü vardı. <strong><span style="color: #000000">“ Pantürkizm ve Panislamizm “</span></strong> gibi görüşleri tehlikeli olarak gördüğüne ait sözleri o zamanın siyaseti gereği özellikle Rusları ürkütmemeye yönelik söylenmiş sözleridir.</p>
<p>Türk Birliği’nin bir gün mutlaka hakikat olacağına inanan Atatürk ileri görüşlü bir devlet adamı olarak çok uzun yıllar öncesinden Sovyetler Birliği’nin dağılacağını tahmin etmiş ve Türkiye’yi yönetecek olanların o günlere hazırlıklı olmalarını istemiştir ve kendisinden sonraki devlet adamlarına bir siyasi vasiyet yerine geçecek şu sözleri söylemiştir:</p>
<blockquote><p><em>Bu gün Sovyetler Birliği dostumuzdur, komşumuzdur, müttefikimizdir. Bu dostluğa ihtiyacımız vardır. Fakat yakında ne olacağını kimse kestiremez. Tıpkı Osmanlı gibi, tıpkı Avusturya-Macaristan gibi parçalanabilir, ufalanabilir. Bu gün elinde sımsıkı tuttuğu milletler avuçlarından kaçabilirler. Dünya yeni bir dengeye ulaşabilir. İşte o zaman Türkiye ne yapacağını bilmelidir. Bizim bu dostumuzun idaresinde dili bir, inancı bir, özü bir kardeşlerimiz vardır. Onlara sahip çıkmaya hazır olmalıyız. Hazır olmak yalnız o günü susup beklemek değildir. Hazırlanmak lazımdır. Milletler buna nasıl hazırlanır? Manevi köprüleri sağlam tutarak. Dil bir köprüdür; tarih bir köprüdür, inanç bir köprüdür. Köklerimize inmeli ve olayların böldüğü tarihimiz içinde bütünleşmeliyiz. Onların bize yaklaşmasını ekleyemeyiz. Bizim onlara yaklaşmamız gerekir.</em> (29 Ekim 1933)</p></blockquote>
<p><strong><span style="color: #000000">Hatay</span></strong>’ı Anavatana ilhak eden <strong><span style="color: #000000">Atatürk</span></strong>’ün <strong><span style="color: #000000">Musul</span></strong> ve <strong><span style="color: #000000">Kerkük</span></strong>’ü de Anavatan’a ilhak etmek için çalışmalar yaptığı bir dönemde İngilizlerin teşvik ve destekleri ile “Şeyh Sait İsyanı“ çıkarılmış, böylece Musul ve Kerkük meselesi çözümsüz kalmıştır.</p>
<p>Türk Birliğinin bir gün mutlaka hakikat olacağına inanan Atatürk Finlandiya’da yayın yapan <strong><span style="color: #000000">“TURAN“</span></strong> isimli bir gazete çıkarttırmış ve bizat el altından bu gazetenin finansını devlet bütçesinden sağlamıştır. Bu gazete Atatürk’ün ölümüne kadar yayınlanmış, Atatürk’ün ölümünden sonra devlet bütçesinden ayrılan tahsisata son verildiğinden yayın hayatına son vermiştir. Bu gazete Rusça, Fince ve Türkçe dâhil dört dilde yayın yapmakta ve çoğunluğu Rusya’da dağıtılmaktaydı. Bu gazetenin yayınlanmış olan birer nüshaları <strong><span style="color: #000000">Ertuğrul Zekai Öktem</span></strong>’in özel arşivinde saklanmaktadır.</p>
<p>Atatürk, Türk Birliği konusunda şöyle der:</p>
<blockquote><p><em>Türk Birliği’nin bir gün hakikat olacağına inancım vardır. Ben görmesem bile gözlerimi dünyaya onun rüyaları içinde kapatacağım. Türk Birliğine inanıyorum. Yarının tarihi, yeni fasıllarını Türk Birliği ile açacak, dünya sükûnunu bu fasıllar içinde bulacaktır. Türklüğün varlığı bu köhne âleme yeni ufuklar açacak, güneş ne demek, ufuk ne demek o zaman görülecek.(Atatürk’ün Sofrası, İsmet Bozdağ, s.138)</em></p></blockquote>
<p>Avrupalılar için nasıl ki Avrupa Birliği, Araplar için nasıl ki Arap Birliği meşru bir düşünce ve birlik ise biz Türkler için de Türk Birliği aynı derece de meşru bir ülkü ve düşüncedir.</p>
<div><strong> </strong></div>
<h2> <span style="color: #000000">Ülküler Devlet Tarafından Açıklanmaz Milletçe Yaşanır</span></h2>
<p><strong><strong><span style="color: #000000"> </span></strong></strong>Türk Birliğinin bir gün hakikat olacağına inanan Rahmetli Atatürk, Sovyetlerin bir gün mutlaka dağılacağını biliyor ve o güne hazırlıklı olmanın gereğine inanıyordu. Bu konu ile ilgili olarak kendisine sorulan soruya verdiği cevap tarihimiz ve devletimizin takip edeceği derin siyaset açısından çok önemlidir. Nitekim <strong><span style="color: #000000">1933</span></strong> yılının <strong><span style="color: #000000">29</span></strong> Ekiminde Gazi Mustafa Kemal Paşa, bir genç doktorun sorusu üstüne bu fikri – saklanması kaydı ile- açıklamıştır!</p>
<blockquote><p><em>Ülküler, devlet tarafından açıklanmaz; Millet tarafından yaşanır! Nasıl, bakarken, gözlerimizi görmüyor, onunla her şeyi görüyorsak, Ülkü de onun gibi, farkında olmadan vicdanlarımızda yaşar ve her şeyi ona göre yaparız. Ben, Devlet Başkanıyım! Sorumluluklarım vardır! Bu sorumluluklarım altında konuşamam! Bu konuda genç arkadaşlarımla ayrıca konuşacağım. </em></p></blockquote>
<p>Dr. Zeki’ye <em>“Siz şöyle bu tarafa geçin</em>“ dedi ve salona sorup:</p>
<p><span style="color: #000000"><em>-Başka konuşmak isteyen var mı?</em></span></p>
<p>Az önceki içkili, uzun boylu vatandaş, bir yerlerden ortaya çıkmayı becerdi. Olabildiğince derlenmiş, toparlanmıştı ama yine de dili hafifçe sürçmekteydi:</p>
<p><em><span style="color: #000000">-Paşam, benim büyük Paşam!</span></em></p>
<p>Atatürk gülerek elini kaldırdı:</p>
<p><em><span style="color: #000000">-Anladım deminki önerini yeniden oya koymamı isteyeceksin! Tamam. Şimdi sırasıdır. Önerini arkadaşların da kabul ettiler. Cumhuriyetimiz kutlu olsun hanımlar, beyler! </span></em></p>
<p><strong><span style="color: #000000">Atatürk</span></strong>, salonu dolduran alkışlar arasında kalktı; <strong><span style="color: #000000">Dr. Zeki</span></strong>’yi de yanına alarak Genel Müdür Odası’na geçti. Oturdular. Atatürk’ün arkasında, duvarda bir Türkiye haritası vardı. Karşısında oturan <strong><span style="color: #000000">Dr. Zeki</span></strong>’ye:</p>
<p><em><span style="color: #000000">-Benim arkamdaki haritayı görüyor musun?</span></em><span style="color: #000000"> Dedi</span></p>
<p><em><span style="color: #000000">-Evet Paşam.</span></em></p>
<p><em><span style="color: #000000">-O haritada, Türkiye’nin üstüne abanmış bir blok var; Onu da görüyormusun?</span></em></p>
<p><em><span style="color: #000000"> </span></em><br />
<span style="color: #000000">-Evet, görüyorum, Paşa hazretleri.</span></p>
<p><em><span style="color: #000000">-Hah, işte o ağırlık benim omuzlarımın üstündedir. Omuzlarımın üstünde olduğu için, ben konuşamam!</span></em></p>
<p><em><span style="color: #000000">-Düşün bir kere&#8230; Osmanlı İmparatorluğu ne oldu? Avusturya-Macaristan İmparatorluğu ne oldu? Daha dün, bunlar vardılar&#8230; Dünyaya hükmediyorlardı! Avrupa’yı ürküten Almanya’dan bu gün ne kaldı? Demek hiç bir şey, sür-git değildir. Bugün, “ölümsüz“ gibi görünen nice güçlerden, ileride belki pek az bir şey kalacaktır. Devletler ve Milletler, bu idrakin içinde olmalıdırlar.</span></em><strong> </strong></p>
<div><strong> </strong></div>
<h1><span style="color: #000000">Bugün dostumuz, ama yarın</span></h1>
<p>Bu gün <span style="color: #000000"><strong>Sovyet Rusya</strong></span>, dostumuzdur, komşumuzdur, müttefikimizdir&#8230; Devlet olarak bu dostluğa ihtiyacımız var! Fakat yarın ne olacağını kimse kestiremez. Tıpkı Osmanlı İmparatorluğu gibi, tıpkı <strong><span style="color: #000000">Avusturya-Macaristan İmparatorluğu</span></strong> gibi parçalanabilir! Bugün, elinde sımsıkı tuttuğu milletler, avuçlarından sıyrılabilirler&#8230; Dünya yeni bir dengeye ulaşabilir!</p>
<p>İşte o zaman Türkiye, ne yapacağını bilmelidir!</p>
<p>Bizim bu dostumuzun yönetiminde dili bir, inancı bir özü bir kardeşlerimiz vardır. Onları arkalamaya hazır olmalıyız!</p>
<p>“Hazır olmak“ yalnız o günü susup beklemek değildir; hazırlanmak lazımdır&#8230; Milletler, buna nasıl hazırlanırlar? Manevi köprüleri sağlam tutarak! Dil, bir köprüdür; inanç bir köprüdür; tarih bir köprüdür! Bugün biz, bu toplumlardan dil bakımından, gelenek, görenek, tarih bakımından ayrılmış, çok uzağa düşmüşüz! Bizim bulunduğumuz yer mi doğru, onlarınki mi? Bunun hesabını yapmakta fayda yoktur! Onların bize yaklaşmasını bekleyemeyiz; Bizim onlara yaklaşmamız gerekli.</p>
<p>Bunları kim yapacak?</p>
<p>Elbette Biz! Nasıl yapacağız?</p>
<p>İşte görüyorsunuz, <strong><span style="color: #000000">“Dil Encümenleri“</span></strong>, <strong><span style="color: #000000">“Tarih Encümenleri“</span></strong> kuruluyor.</p>
<p>Dilimizi, onun diline yaklaştırmaya, Tarihimiz ortak payda haline getirmeğe çalışıyoruz. Böylece, birbirimizi daha kolay anlar hale geleceğiz. Bir sevgi parlayacak aramızda; tıpkı bir vücut gibi, kaderde ve mutlulukta birbirimizi duyacağız ve arayacağız. Ortak bir dil amaçladığımız gibi, ortak bir tarih öğretimimiz olması gerekli&#8230; Ortak bir mazimiz var, bu maziyi, bilincimize taşımamız lazım. Bu sebeple okullarda okuttuğumuz tarihi, Orta Asya’dan başlattık! Bizim çocuklarımız, orada yaşayanları bilmelidirler. Orada yaşayanlar da bizi bilmeli&#8230;</p>
<p>İşte bunu sağlamak için de <strong><span style="color: #000000">“Türkiyat Enstitüsü“</span></strong> nü kurduk kültürlerimizi, bütünleştirmeğe çalışıyoruz! Ama bunlar, açıktan yapılmaz! Adı konarak yapılacak işlerden değildir. Yanlış anlaşılabildiği gibi, savaşlara da sebep olabilir. Bunlar, devletlerin ve milletlerin derin düşünceleridir.</p>
<p>İşitiyorum: Benim dil ve tarih ile uğraştığımı gören kısa düşünceli bazı vatandaşlarımız; Paşanın işi yok! dil ile tarih ile uğraşmaya başladı diyorlarmış. Yağma yok! Benim işim başımdan aşkın! Ben bugün çağdaş bir Türkiye kurmaya ne kadar çalışıyorsam, yarının Türkiye’sinin temellerini atmaya da o kadar dikkat ediyorum.</p>
<p>Bu yaptıklarımız hiç bir millete düşmanlık değildir. Barıştan yanayız, barıştan yana kalacağız! Ama durmadan değişen dünyada, yarının muhtemel dengeleri için hazır olacağız. Bunları sana, akıllı bir genç olduğun için söylüyorum. Açıktan söylemiyorum, kulağına söylüyorum. Sen bil, gerekçesini kimseye söylemeden böyle davran; çevrenin de böyle davranması için gerekeni yap! İdealler, konuşulmaz, yaşanır! Olay; İhsan Sabri Çağlayangil’den dinlenmiş, Sebati Ataman, Kılıç Ali, Tevfik Rüştü Aras, Hikmet Bayur tarafından doğrulanmıştır. (Atatürk’ün Sofrası; İsmet Bozdağ, İstanbul, s.11-26, İsmet Bozdağ Atatürk’ün Avrasya Devleti, s.30.31.32) den nakil Yusuf Koç-Ali Koç, Tarihi Gerçekler Işığında Belgelerle Mustafa Kemal Atatürk, sayfa 51-52 Ankara 2005)</p>
<p>Atatürk Türkiye dışındaki Türk devlet ve topluluklarına büyük bir önem vermekte idi. Azerbaycan elçisi İbrahim Abilof’a söylemiş olduğu aşağıdaki sözler O’nun Türkçülüğe ve Türk Birliğine verdiği önemi göstermesi açısından önemlidir:</p>
<blockquote><p>Azerbeycan Türklerinin dertleri kendi dertlerimiz ve sevinçleri kendi sevinçlerimiz gibi olduğu için, onların muratlarına nail olmaları hür ve müstakil olarak yaşamaları bizi pek ziyade sevindirir. Türk’ün saadeti ve mazlumların halası yolunda Azerbaycan Türklerinde kanını dökmeğe amade bulunduklarına dair olan beyanatınız istilacılara karşı Türk’ün ve mazlumların kuvvetini artıran pek kıymettar bir sözdür. (Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri cilt:2,s.21)</p></blockquote>
<p>Sefir Hazretleri,</p>
<p>Bugün bize meserretli bir bayram yaşattığınızdan dolayı T.B.M.M. ve Hükümeti ve şahsım namına teşekkür ederim. Bu bayram gününün benim için mesut bir ciheti daha vardır ki oda müstakil Azerbaycan Şura Hükümeti’nin sancağını çekmek şerefini bana bahşetmiş olmasıdır. (Atatürk, Azerbaycan bayrağını bizzat elleriyle göndere çekmiştir)</p>
<p>Aziz arkadaşlarım Abilof Hazretleri; bugün Azerbaycan’ın istiklalini temsil eden bayrağı çekerken ellerim bir takım hissiyat ve teessürat ile müteharrik olduğunu duyuyorum. Filhakika bayrağı çeken benim ellerimdi. Fakat ellerimi tahrik eden bugünkü bayramda manen müşterek olan bütün Türkiye halkının hakiki ve samimi kardeşlik hissiyatı idi.</p>
<p>Sefir hazretleri; Azerbaycan sancağının Türkiye sancağının yanında Türkiye semasında temevvücünü görmek bütün milletimiz için büyük bir bayramadır. Bize böyle bir bayram günü yaşattığınızdan dolayı samimi teşekküratımı tekrar ederim (Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri cilt 2, s.23-24)</p>
<p>Tıpkı Sovyetler gibi bugün Ortadoğu coğrafyasında fiilen varlığını sürdüren ABD’de dağılacak veya bir gün bu coğrafyayı tıpkı Viyatnam’ı terk ettiği gibi terk etmek zorunda kalacaktır. İşte Türkiye o gün için de hazırlıklı olmalıdır.</p>
<p><span style="color: #000000"><strong><em>Muharrem Günay Sıddıkoğlu&#8217;na teşekkürler..</em></strong></span></p>


<br><p>Benzer konular:<ol><li><a href='http://www.tarihtennotlar.com/belgesel/kayip-kita-mu-ataturk-sinan-meydan-soylesisi.html' rel='bookmark' title='Permanent Link: Kayıp Kıta Mu ve Atatürk &#8211; Sinan Meydan Söyleşisi'>Kayıp Kıta Mu ve Atatürk &#8211; Sinan Meydan Söyleşisi</a></li>
<li><a href='http://www.tarihtennotlar.com/kisiler/dunya-liderlerinin-ataturk-hakkinda-gorusleri.html' rel='bookmark' title='Permanent Link: Dünya Liderlerinin Atatürk Hakkında Görüşleri'>Dünya Liderlerinin Atatürk Hakkında Görüşleri</a></li>
<li><a href='http://www.tarihtennotlar.com/medeniyetler-tarihi/turk-tarihi/turk-kulturu-uzerine-bir-ani.html' rel='bookmark' title='Permanent Link: Türk Kültürü Üzerine Bir Anı'>Türk Kültürü Üzerine Bir Anı</a></li>
</ol></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tarihtennotlar.com/medeniyetler-tarihi/turk-tarihi/turk-birligi-ve-ataturk.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
