<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>TARİHTEN NOTLAR</title>
	<atom:link href="http://www.tarihtennotlar.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.tarihtennotlar.com</link>
	<description>&#34;Tarih yazmak, tarih yapmak kadar önemlidir!&#34; - M.K.Atatürk</description>
	<lastBuildDate>Tue, 10 Jan 2012 09:05:01 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.1</generator>
		<item>
		<title>Teşkilat- ı Mahsusa&#8217; yı Enver Paşa Kurmadı</title>
		<link>http://www.tarihtennotlar.com/teskilat-i-mahsusa-yi-enver-pasa-kurmadi/</link>
		<comments>http://www.tarihtennotlar.com/teskilat-i-mahsusa-yi-enver-pasa-kurmadi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 26 Mar 2011 23:11:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>superman</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türk Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[enver paşa]]></category>
		<category><![CDATA[teşkilat-ı mahsusa]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tarihtennotlar.com/?p=2213</guid>
		<description><![CDATA[Arkadaşlar ben bu yazımda bazı şeyleri aydınlatmak istedim eğer daha kapsamlı bilgiler(doğru ve gerçek) istiyorsanız ilk olarak Selman Kayabaşı&#8217; nın ilk Teşkilat sonra Muhafız kitaplarını okusunlar. Orada başbakan bakan gibi önemli şahsiyetlerin isimleri sallamasyon fakat istihbaratta ve PKK&#8217; da geçen isimler kesinlik kazanmıştır. Enver Paşa 15 Eylül 1913 yılında Emirgan&#8217; da Eşref Kuşçu, Fuat  Balkan ve [...]

<br>
Benzer konular:<ol><li><a href='http://www.tarihtennotlar.com/teskilat-i-mahsusa-kurulus-ve-seckin-uyeler/' rel='bookmark' title='Permanent Link: Teşkilat-ı Mahsusa Kuruluş ve Seçkin Üyeler'>Teşkilat-ı Mahsusa Kuruluş ve Seçkin Üyeler</a></li>
<li><a href='http://www.tarihtennotlar.com/ittihat-ve-terakki-kuruluskollarsistem/' rel='bookmark' title='Permanent Link: İttihat ve Terakki Kuruluş &#8211; Kollar &#8211; Sistem'>İttihat ve Terakki Kuruluş &#8211; Kollar &#8211; Sistem</a></li>
</ol>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Arkadaşlar ben bu yazımda bazı şeyleri aydınlatmak istedim eğer daha kapsamlı bilgiler(doğru ve gerçek) istiyorsanız ilk olarak Selman Kayabaşı&#8217; nın ilk Teşkilat sonra Muhafız kitaplarını okusunlar. Orada başbakan bakan gibi önemli şahsiyetlerin isimleri sallamasyon fakat istihbaratta ve PKK&#8217; da geçen isimler kesinlik kazanmıştır.</p>
<p>Enver Paşa 15 Eylül 1913 yılında Emirgan&#8217; da Eşref Kuşçu, Fuat  Balkan ve Süleyman Askeri&#8217; yi çağırdı. Onlara Teşkilat- ı Mahsusa&#8217; yı kendisinin kurmadığını  bu teşkilat Oğuz Kağan&#8217; dan bugüne, Türk&#8217; ün devlet-i müddet fikrini devam ettiren gizli bir teşkilatttı. Kimi Gök-Türk&#8217;ü, kimi Selçuklu&#8217;yu, kimi Osmanlı&#8217;yı, kimi de Türkiye Cumhu&#8217;ni kurmakla görevlendirildi. Nizamülmülk&#8217;ten Gazali&#8217;ye, Selçuk Bey&#8217;den Mevlânâ&#8217;ya, Osman Bey&#8217;den Sultan Abdülhamit&#8217;e, Mustafa Kemal&#8217;den Turgut Özal&#8217;a kadar birçok isme; Teşkilat&#8217;ın gizli sancağı emanet edildi. Pakistan&#8217;da, Afganistan&#8217;da, Lübnan&#8217;da, Azerbaycan&#8217;da, Bosna&#8217;da; Osmanlı Devleti&#8217;nin bakiyesinde kurulan elliye yakın devletin harcında Onlar&#8217;ın gizli faaliyetleri vardı. Her neyse işte o zaman Teşkilat&#8217; ın başında Abdülhamit Hazretleri vardı. Enver Paşa&#8217; ya bir görev vermişti o görev Enver Paşa&#8217; nın o akşam oraya çağırdığı arkadaşlarına Teşkilat&#8217; ta bazı hücrelerin başına geçmesini isteyecekti. Ve yaptı. Enver paşa&#8217; nın görevi Kafkas Hücresini korumaktı, Eşref Bey&#8217; e Hicaz Hücresi verilmiş, Fuat Bey&#8217; e Hindistan Hücresi verilmiş ve son olarakta Süleyman Bey&#8217; ede Bağdat Hücresi verilmişti sonuncusu kimde olduğunu sadece Teşkilat&#8217; ın başı olan Abdülhamit Hazretleri biliyordu. Sonra Eşref Bey&#8217; e Karamürsel adı, Fuat Bey&#8217; Akçakoca adını kullanmalarını teşkilatın istediğini sölüyor.</p>


<br><p>Benzer konular:<ol><li><a href='http://www.tarihtennotlar.com/teskilat-i-mahsusa-kurulus-ve-seckin-uyeler/' rel='bookmark' title='Permanent Link: Teşkilat-ı Mahsusa Kuruluş ve Seçkin Üyeler'>Teşkilat-ı Mahsusa Kuruluş ve Seçkin Üyeler</a></li>
<li><a href='http://www.tarihtennotlar.com/ittihat-ve-terakki-kuruluskollarsistem/' rel='bookmark' title='Permanent Link: İttihat ve Terakki Kuruluş &#8211; Kollar &#8211; Sistem'>İttihat ve Terakki Kuruluş &#8211; Kollar &#8211; Sistem</a></li>
</ol></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tarihtennotlar.com/teskilat-i-mahsusa-yi-enver-pasa-kurmadi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türk Kültüründe Nevruz Geleneği</title>
		<link>http://www.tarihtennotlar.com/turk-kulturunde-nevruz-gelenegi/</link>
		<comments>http://www.tarihtennotlar.com/turk-kulturunde-nevruz-gelenegi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 20 Mar 2011 18:06:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Serkan Köse</dc:creator>
				<category><![CDATA[Medeniyetler Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[gelenek]]></category>
		<category><![CDATA[nevruz]]></category>
		<category><![CDATA[türkler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tarihtennotlar.com/?p=2185</guid>
		<description><![CDATA[Nevruz Bayramı, Türk Milleti&#8217;nin yüzyıllar ötesinden devam edip gelen geleneksel bayramlarından biridir. Nevruz Bayramı, Türk Milli Kültürü&#8217;nde baharın müjdecisi, gece ile gündüzün eşit olduğu ve tabiatın en adaletli günü olarak kabul edilir. Türkler&#8217;in yaşadığı en uzak bölgelerde dahi 21 Mart, Nevruz Bayramı olarak çeşitli yöresel etkinliklerle kutlanır. Tabiat ile iç içe, kucak kucağa yaşayan, toprağı [...]

<br>
Benzer konular:<ol><li><a href='http://www.tarihtennotlar.com/nevruzun-anlami/' rel='bookmark' title='Permanent Link: Nevruz’un Anlamı'>Nevruz’un Anlamı</a></li>
<li><a href='http://www.tarihtennotlar.com/turk-birligi-ve-ataturk/' rel='bookmark' title='Permanent Link: Türk Birliği ve Atatürk'>Türk Birliği ve Atatürk</a></li>
<li><a href='http://www.tarihtennotlar.com/turk-kulturu-uzerine-bir-ani/' rel='bookmark' title='Permanent Link: Türk Kültürü Üzerine Bir Anı'>Türk Kültürü Üzerine Bir Anı</a></li>
</ol>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Nevruz Bayramı, Türk Milleti&#8217;nin yüzyıllar ötesinden           devam edip gelen geleneksel bayramlarından biridir.</p>
<p>Nevruz Bayramı, Türk Milli Kültürü&#8217;nde baharın müjdecisi, gece ile gündüzün         eşit olduğu ve tabiatın en adaletli günü olarak kabul edilir. Türkler&#8217;in         yaşadığı en uzak bölgelerde dahi 21 Mart, Nevruz Bayramı olarak çeşitli         yöresel etkinliklerle kutlanır.</p>
<p><a href="http://www.tarihtennotlar.com/wp-content/uploads/2011/03/nevruz11.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-2197" src="http://www.tarihtennotlar.com/wp-content/uploads/2011/03/nevruz11-300x158.jpg" alt="" width="300" height="158" /></a>Tabiat ile iç içe, kucak kucağa yaşayan, toprağı &#8220;ana&#8221; olarak vasıflandıran         Türk Düşünce Sisteminde &#8220;Baharın gelişi&#8221; elbetteki önemli bir yere sahip         olacaktı.</p>
<p>Kaşgarlı Mahmut, &#8220;Bayram&#8221; kelimesinin anlamını Divan-ı Lügat-it Türk&#8217;te &#8220;Bedhrem, halk arasında gülme ve sevinme, bir yerin ışıklarla ve çiçeklerle         bezenmesi ve orada sevinç içinde eğlenilmesi&#8221; olarak tarif eder.</p>
<p>Bayramlar, insanlar arasında karşılıklı sevgi ve saygının perçinlendiği         günlerdir.</p>
<p>Bayramlar, insanların birbirleriyle olan dargınlıklarını unuttukları, barıştıkları,         kardeşçe kucaklaştıkları gündür.</p>
<p>Bayramlar, toplumlarda milli birlik ve beraberliğin, bir arada yaşama arzusunun         kuvvetlendiği günlerdir.</p>
<p>Bayramlar, milli ve dini duyguların, inançların, örf ve adetlerin uygulandığı,         sergilendiği, bir toplumda millet olma şuurunun şekillendiği, kuvvetlendiği         günlerdir.</p>
<p>Eski Türkler&#8217;le İranlılar&#8217;ın &#8220;yıl-başı&#8221; kabul ettikleri gün, Farsça bir         kelime olan &#8220;Nevruz&#8221; terimiyle ifade olunmaktadır. Ancak kelime anlamı         bakımından &#8220;yeni gün&#8221; demektir. Araplar&#8217;a İranlılar&#8217;dan geçen bu adet,         başta Oniki Hayvanlı Türk Takvimi&#8217;nde görüldüğü üzere Türkler&#8217;de çok eskiden         beri bilinmekte ve bugün törenlerle kutlanmaktadır.</p>
<p>Türkler&#8217;de çok eskiden beri baharın gelişi, tabiatın canlanışı, destanlarda masallarda,         türkülerde şiirlerde, aşıkların kopuzlarında terennüm edilir ve bahardan coşkunlukla         söz edilirdi. Baharın gelişi; suların çoğalması, dünyanın nefesinin ısınması         yani havaların ısınması, türlü çiçeklerin açılması, yeryüzüne yemyeşil bir ipek         kumaşın serilmesi, hayvanların çoğalması olarak yorumlanmaktadır.</p>
<p>Türk topluluklarında Nevruz geleneği yaygındır. Türkler, Nevruz&#8217;u &#8220;Nevruz-ı Sultani,         Sultan Nevruz&#8221; veya Orta Asya Türk topluluklarında görüldüğü üzere &#8220;Sultan Navrız&#8221;         olarak kutlamaktadırlar. Türkler&#8217;de Nevruz&#8217;la ilgili görülen rivayetlerin en         önemlisi bu günün bir kurtuluş günü olarak kabul edilmesidir. Bu bakımdan bu         gün Ergenekon veya Bozkurt Bayramı olarak kabul edilmektedir.</p>
<p>Ergenekon Destanı&#8217;na göre düşmanları Türkleri bir hile ile yenerler ve çoğunluğu         öldürülür yada tutsak düşer. Kurtulanlar kimsenin bilmediği dağlık ,verimli bir         <img src="http://www.akintarih.com/yazilar/nevruz/er.jpg" alt="" hspace="10" vspace="10" width="220" height="294" align="left" />yer olan Ergenekon&#8217;a gelirler. Zamanla nüfusları çoğalınca buradan çıkmak istediklerinde         etrafın demir dağlarla çevrili olduğu görülür. Bunun için büyük ateşler yakıp         dağları eritirler ve tekrar eski yurtlarına dönerler. İşte Türk Kültürüne göre         Nevruz , takvim başlangıcı olan Ergenekon&#8217;dan çıkış günüdür. Bu adet Türkler&#8217;deki         demirciliğin milli sanat olması ve demir kültü ile açıklanabilir. İşte Türk Kültürüne         göre Nevruz, takvim başlangıcı olan Ergenekon&#8217;dan çıkış günüdür.</p>
<p>O günden beri yeni yılın başladığı gece Kök-Türkler&#8217;de adettir, o günü bayram         sayarlar. Bir parça demiri ateşe salıp kızdırırlar. Önce Kağan bunu kıskaçla         tutup örse koyar, çekiçle döver. Ondan sonra beyler de öyle yaparlar. Bunu mukaddes         bilirler, böylece Tanrı&#8217;ya şükretmiş olurlar.</p>
<p>Nevruz, Türkler&#8217;in tabiatın dirilişini alkışladığı, yıl esaslı zaman değişiminin         başlangıcı saydığı, değişmeler için Tanrıya şükrünü ifade ettiği özel bir törendir.         Bu kutlama sarı, kırmızı, yeşilin   yan yana gelmesiyle oluşan sembolleşme ile         tamamlanır gibidir.</p>
<p>Sarı, kırmızı ve yeşili bir inanış ve varlık dünyasını yorumlayış sonucunda yeşili;         dirilik, tazelik gençlik, sarıyı; merkez, hükümranlık, kırmızıyı; Tanrı, koruyucu         ruh, ocak (ev), dirlik, bağımsızlık, hürriyet anlamlarının sembolü halinde yorumlayan         sadece Türk kökenli halkalardır.</p>
<p>Türk boyları, söz konusu bayramda çeşitli eğlenceler düzenlemekte ve bir çok         pratiği de yerine getirmektedirler. Mesela; Nevruz&#8217;da pişirilen özel yemekler,         oynanan oyunlar, güreş müsabakaları, yarışmalar, musiki makamları, şiir söyleme         gelenekleri gibi faaliyetler yüzyıllardan beri yapılmaktadır. Nevruz, bu özellikleriyle         Türk boyları arasında tam manasıyla sanat, edebiyat, spor ve musiki erbabının         hünerlerini gösterdikleri bir bayram haline dönüşmüştür.</p>
<p>Tarihi bakımdan Hun, Göktür, Uygur, Selçuklu, Osmanlı ve Cumhuriyet  döneminde         Nevruz, bir örfi bayram olarak kabul edilmiş, çeşitli eğlence ve merasimlerle         idrak edilmiştir.</p>
<p>Cumhuriyetin ilanından sonra Atatürk&#8217;ün önderliğinde 1922, 1923, 1924         ve 1926 yıllarında Ergenekon Bayramı adıyla kutlanmış, daha sonraki         yıllarda bu kutlamalar mahalli seviyede olmuştur.</p>
<p>Ülkemizin Batısında Mart Dokuzu, Hıdrellez veya  Kakava Şenlikleri adıyla kutlanan         Nevruz Bayramı, bizleri birbirimize daha çok yaklaştırır. Ortak bir kültüre,         birlik ve beraberlik içinde sahip çıkar ve aynı kültürün insanları olarak kaynaşmamıza,         birbirimizi sevmemize yardımcı olur.</p>
<p>Nevruz geleneği ne Sunilikle, ne Alevilikle, ne Bektaşilikle doğrudan bağlantısı         olmayan, İslamiyetten çok öncelere giden bir gelenektir. Yani bir dinin ve mezhebin         bayramı değildir. Bu yüzden herhangi bir şekilde bir mezhep adına, bir din adına,         bir etnik menşe adına bağlı gösterilmesi, istismar edilmesi, bir ayrılık unsuru         olarak takdim edilmeye çalışılması yanlıştır. Tarihin ve kültürün bütün gerçeklerine         aykırıdır.</p>
<p>Milli Kültürü yozlaştırmak, yok etmek, milli kültür unsurları üzerinde şüphe         yaratmak, milli tarih konularında spekülatif yayınlarda <a href="http://www.tarihtennotlar.com/wp-content/uploads/2011/03/ergenekon.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-2198" src="http://www.tarihtennotlar.com/wp-content/uploads/2011/03/ergenekon-235x300.jpg" alt="" width="235" height="300" /></a>bulunmak bugün Türklük         düşmanlarının en çok takip ettikleri metod bulunmaktadır. Kaleleri içerden ele         geçirmek yani ülkeleriparçala, böl, sonra yok et prensibi emperyalist politikaların         hedef seçtikleri ülkelere karşı uyguladıkları genel bir stratejidir. Bu strateji         içinde milli kültür düşmanlığı, milli kültürün dejenere edilmesi, milli kültür         değerleri üzerinde başka sahipler aranması en geçerli bir silah olarak kabul         edilmektedir. Özellikle yurt dışında Türkiye ve Türklük aleyhine faaliyet gösteren         Marksist-Leninist ve bölücü unsurlar sun&#8217;i bir topluma mal edilmeye çalışılan         Ergenekon/ Nevruz Bayramı&#8217;nı Türk kültürü bünyesinden koparmak istemekte ve bu         konuda gayret göstermektedirler. Bu durumda bizlere düşen görev tarihimizi ve         kültürümüzü daha iyi öğrenip sahiplenmek, bu müjde bayramını dostça kardeşçe kutlamaktır.</p>
<p>Atatürk&#8217;ün tarih öğrenmenin önemi üzerine söylemiş olduğu şu söz yukarıda izah         etmeye çalıştığımız konunun önemini daha iyi açıklamaktadır.</p>
<p>&#8220;TÜRK ÇOCUĞU ECDADINI TANIDIKÇA DAHA BÜYÜK İŞLER YAPMAK İÇİN KENDİNDE KUVVET         BULACAKTIR.&#8221;</p>
<p>Nevruz, Türk insanını   birbirine kenetleyen, bağlayan, Ergenekon&#8217;dan demir         dağları eriterek dirilen ataların ruhuyla yanan bir ateştir. Bu  ateş hiç sönmeden         binlerce yıl yandı ve gelecekte de kıvılcımlarından binlerce gönlü tutuşturarak         ortak kültür ocağında binlerce ruhu ısıtacaktır. Avrasya&#8217;nın, Türk aleminin Nevruz         toyu kutlu olsun, Nevruz gülleri geleceğe umutlar taşısın.</p>
<p>21 Mart Nevruz Bayramı, genç nesillerimize mutlaka öğretilmeli ve dünya durdukça         Türk Milleti&#8217;nin geleneksel bayramı olarak yaşatılmalıdır.</p>
<p>NİCE NEVRUZLARDA BULUŞMAK DİLEĞİYLE!</p>
<p>KAYNAKLAR:</p>
<ol>
<li>Meydan Larousse &#8220;Nevruz&#8221; maddesi</li>
<li>Atatürk Diyor ki</li>
<li>Reşat GENÇ:Türk İnanışları İle Milli Geleneklerinde Renkler ve Sarı-Kırmızı-Yeşil</li>
<li>Abdulhaluk M.ÇAY:Türk Ergenekon Bayramı Nevruz</li>
<li>Bahaeddin ÖGEL:Türk Kültürünün Gelişme Çağları</li>
<li>Mehmet Emin BATUR:Nevruz 22 Mart 2004</li>
<li>İsa ÖZKAN:Uygur Efsanelerinde Nevruz</li>
<li>Enver MUHAMMET:Uygurlar&#8217;da Nevruz Geleneği,    Türksoy Dergisi, Mayıs 2003</li>
<li>Hatice Emel AŞA:Nevruz&#8217;un Türk Dünyasındaki İsimleri-Türk Kültüründe         Nevruz, Yeni Avrasya Dergisi Mart-Nisan 2000</li>
</ol>


<br><p>Benzer konular:<ol><li><a href='http://www.tarihtennotlar.com/nevruzun-anlami/' rel='bookmark' title='Permanent Link: Nevruz’un Anlamı'>Nevruz’un Anlamı</a></li>
<li><a href='http://www.tarihtennotlar.com/turk-birligi-ve-ataturk/' rel='bookmark' title='Permanent Link: Türk Birliği ve Atatürk'>Türk Birliği ve Atatürk</a></li>
<li><a href='http://www.tarihtennotlar.com/turk-kulturu-uzerine-bir-ani/' rel='bookmark' title='Permanent Link: Türk Kültürü Üzerine Bir Anı'>Türk Kültürü Üzerine Bir Anı</a></li>
</ol></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tarihtennotlar.com/turk-kulturunde-nevruz-gelenegi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nevruz’un Anlamı</title>
		<link>http://www.tarihtennotlar.com/nevruzun-anlami/</link>
		<comments>http://www.tarihtennotlar.com/nevruzun-anlami/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 20 Mar 2011 17:04:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>alexander</dc:creator>
				<category><![CDATA[Medeniyetler Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[bayram]]></category>
		<category><![CDATA[ergenekon bayramı]]></category>
		<category><![CDATA[nevruz]]></category>
		<category><![CDATA[nevruzun anlamı]]></category>
		<category><![CDATA[türkler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tarihtennotlar.com/?p=2180</guid>
		<description><![CDATA[Türk dünyasının tamamında ve Türk dünyasına komşu olan coğrafyalarda kutlanan Nevruz, eski takvimlere göre yılın ve baharın ilk günüdür. Yeni takvime göre ise gece ve gündüzün eşit olduğu martın yirmi birine rastlamaktadır. Coğrafya, tabiat şartları, insan meşguliyetleri takvimlerin oluşmasında birinci derece önemli unsurlardır. Türkler genellikle orta iklim kuşağı veya ılıman iklim kuşağı (30°-60° enlemler arasında) [...]

<br>
Benzer konular:<ol><li><a href='http://www.tarihtennotlar.com/turk-kulturunde-nevruz-gelenegi/' rel='bookmark' title='Permanent Link: Türk Kültüründe Nevruz Geleneği'>Türk Kültüründe Nevruz Geleneği</a></li>
</ol>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Türk dünyasının tamamında ve Türk dünyasına komşu olan coğrafyalarda kutlanan Nevruz, eski takvimlere göre yılın ve baharın ilk günüdür. Yeni takvime göre ise gece ve gündüzün eşit olduğu martın yirmi birine rastlamaktadır.</p>
<p>Coğrafya, tabiat şartları, insan meşguliyetleri takvimlerin oluşmasında birinci derece önemli unsurlardır. Türkler genellikle orta iklim kuşağı veya ılıman iklim kuşağı (30°-60° enlemler arasında) adı verilen bir coğrafyada yaşayan, yirminci yüzyılın başlarına kadar genellikle tarım ve hayvancılıkla geçinen bir millettir. Takvimleri de bucoğrafya, tabiat şartları ve meşguliyetlerinden doğmuş ve gelişmiştir. Doğal olarak Nevruz, bütün Türk devlet ve topluluklarında bilinmektedir. Bir başka ifade ile Nevruz‘u tanımayan, yaşatmayan, uygulaması bulunmayan herhangi bir Türk devleti veya topluluğu yoktur. Bu yönüyle Nevruz; birlik, beraberlik ve barışı ifade etmektedir.</p>
<p>Türkiye’de Yılsırtı, Mart Dokuzu, Mart Bozumu, Sultan Nevruz, Gün Dönümü, Yeni Gün, Ölüler bayramı, Nevruz isimleriyle bilinmektedir.</p>
<p>Diğer Türk devletleri ve topluluklarında durum şöyledir: Altay Türkleri Cılgayak bayramı; Azerbaycan Novruz, Ergenekon bayramı, Bozkurt bayramı, Ölüler bayramı; Başkurt Türkleri Ekin bayramı, Doğu Türkistan Yeni Gün, Baş Bahar, Gagavuzlar İlkyaz; Karaçay-Malkar Türkleri Gollu, Gutan, Saban Toy, Tegri Toy; Kazakistan Türkleri Navruz, Nevruz bayramı, Nevruz Köce, Ulus Günü; Kazan Türkleri ve Karapapaklar/Terekemeler Ergenekon bayramı; Kırgızistan Türkleri Noruz; Kumuk Türkleri Yazbaş; Nogay Türkleri Navruz, Saban Toy; Özbekistan Türkleri Nevroz; Tatarlar Nevruz; Türkmenler Teze Yıl; Uygur Türkleri Yeni Gün adlarıyla bu güne özel bir önem vermektedirler.</p>
<p><a href="http://www.tarihtennotlar.com/wp-content/uploads/2011/03/nevruz1.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-2184" title="nevruz1" src="http://www.tarihtennotlar.com/wp-content/uploads/2011/03/nevruz1-300x178.jpg" alt="" width="300" height="178" /></a>Nevruz diğer isimlerle Yılsırtı, Mart Dokuzu, Mart Bozumu, Sultan Nevruz, Gün Dönümü, Yeni Gün‘ün Türk tarihinde ve kültüründe köklü bir geçmişi bulunmaktadır. Türklerin Ergenekon‘dan çıkış gününün yirmi bir marta rastladığı kabul edilmektedir. On İki Hayvanlı Türk Takviminde yıl başı da aynı güne rastlamaktadır . Oğuz Kağan‘ın bu günü kutsal saydığını ve bayram gibi törenlerle karşıladığı bilinmektedir. Türklerin Nevruz kutlamaları Eski Uygur Dönemi nesimlerine de konu olmuştur. Selçuklu Sultanı Sultan Celaleddin Melikşah, devrin uzay bilimcilerini Selçukluların başkenti İsfahan’da toplamış, kendi adıyla anılan Celali Takvimi’ni yaptırmıştır . Şemsi Takvim adıyla İran ve Afganistan’da kullanılan bu takvime göre yılbaşı yirmi bir marttır. Akkoyunlu Hükümdarı Uzun Hasan, Nevruz gününü yılbaşı kabul etmiş, vergileri buna göre düzenlemiştir. Sultan kelimesinin Nevruzla birlikte kullanılması, padişahların halkla birlikte Nevruz kutlamalarına katılmasıyla ilgilidir. Ertugrul Gazi Törenleri, II. Abdülhamid zamanına kadar ( eski takvime göre) mart dokuzu yani Nevruz günü yapılmaktaydı.</p>
<p>Bu tarihi derinlik Divan edebiyatında da işlenmiş, şairler tarafından gazel ve kaside tarzında Nevruziyeler yazılmış, devrin hükümdarlarına ve devlet adamlarına sunulmuştur. Halk şairlerinin Nevruz‘u anlatan Nevruziyeleri ise konuya halkın bakışını yansıtmaktadır. Bunlar içerisinde halk şairi Zaralı Ozan Ali Nebi (Zara Akören köyü 1725-1810)’nin Nevruz Semahı, NevruzIa ilgili pek çok konuyu 18.. yüzyılda gözler önüne sermesi ilgi çekicidir:</p>
<blockquote><p>Bu gün dağlar yeşillendi<br />
Sultan Nevruz safa geldin<br />
Cümle kuşlar hep dillendi<br />
Sutan Nevruz safa geldin</p>
<p>Bu gün bahar eyyamıdır<br />
Nevruz Türk‘ün bayramıdır<br />
Gönülerin sultanıdır<br />
Sultan Nevruz saja geldin</p>
<p>Allah deyü öten kuşlar<br />
Dua eyler dağlar taşlar<br />
Yeşillendi hep ağaçlar<br />
Sultan Nevruz safa geldin</p>
<p>Geçti şita (kış) döndük yaza<br />
Ali Nebi’m vurur saza<br />
Kızanlar düştü alaza (alev)<br />
Sultan Nevruz safa geldin</p></blockquote>
<p>(Adnan Mahiroğulları, Dünden Bugüne Zara, Sivas 1996, s. 1 73)</p>
<p>21 Mart 1919′da Konya’da Ergenekon bayramı’nın kutlandığını devrin gazetelerinden ögrenmekteyiz. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, Ankara Keçiören’de 21 Mart 1922′de Ergenekon bayramı ismiyle düzenlenen bir törene katılmıştır. Sovyetler Birligi’nin dağılmasından sonra bağımsızlığına kavuşan Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Türkmenistan Cumhuriyetleri’nde 21 Mart 1991′den itibaren Nevruz resmi bayram ilan edilmiş ve bayram kutlamaları devlet töreni durumuna getirilmiştir.</p>
<p>Nevruz kutlama ve uygulamaları Türk dünyasında genel olarak ortaklık arz etmektedir. Ateş kültü, su kültü ve atalar kültütemel inanışlardır. Sabahleyin ilk iş olarak ateş yakmak, dışarıda yakılan ateşin üzerinden atlamak gibi uygulamalar ateş kültü ile ilgilidir. Nevruz günü ikinci uygulama olarak çeşmeden su alınıp yola ve eve serpilmesi, geri kalan suyun ev halkınca içilmesi; ırmak, göl ve akarsuların kenarında törenler yapılması, su üzerinden atlanması ise su kültünü yansıtmakladır. Atalar kültü çerçevesinde bu günde eve uğurlu sayılan yaşlı bir kişi davet edilmekte, büyüklere ziyarete gidilmektedir. Mezarlıkta kutlamalar yapılıp atalar anılmaktadır.</p>
<p>Birkaç gün önce evlerin temizlenmesi, özel yemeklerin hazırlanması, yeni elbiseler alınması; Nevruz günü törenler çerçevesinde yapılan yarışmalar ve sportif karşılaşmalar, halk oyunları ve geleneksel seyirlik oyunlarının oynanması yine Türk dünyasının ortak uygulamalarıdır.</p>
<p>İranlılar bu günü Saka Türklerinden alırken kendi dillerinden bir kelime olan Nevruz (yenigün) ismiyle adlandırmışlardır. Türk ve İran kültürünün etkileşimi olan yörelerde bu bayramın Türkçe isimleri arka plana itilmiş, Nevruz ismi genelleşmiş ve öne çıkmıştır. Bütün bunlar dikkate alındıgmda Nevruz‘un Türkler tarafından diger kültürlere geçtigi ortaya çıkmaktadır.</p>
<p>Bu inanış ve uygulamalar binlerce yıl devam etmiştir. Ancak çok çeşitli sebeplerden dolayı 1920- 1 980 yılları arasında, halk kültürü araştırmacıları hariç, Türk Dünyasında ve dolayısıyla Türkiye’de pek gündeme taşınamamış; ihmal edilmiştir. Gündeme gelememesi ve ihmal edilmesi sebebiyle aydınlar ilgisiz kalmış, devlet töreni olarak kutlanmamıştır. Bu gelişmeleri fırsat sayan bazı çevreler Nevruz‘u olumsuz noktalara çekmeye çalışmışlardır. Fakat Türk halkı bu bayramı gönlünde ve köyünde yaşatmaya devam etmiştir.</p>
<p>Türkiye’de Nevruz‘la ilgili en ayrıntılı araştırma, ilk baskısı I985′te yapılan Prof.Dr. Abdulhalük M.Çay’ın Türk Ergenekon bayramı Nevruz adlı eseridir. Diğer Türk Cumhuriyetleri bağımsızlıgını ilan ettiği 1991′den beri Türkiye’de Nevruz konusunda bilimsel çalışmalar artmıştır. Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Atatürk Kültür Merkezi ve Kültür Bakanlığı tarafından Başbakan ve diğer bazı bakanların da katıldığı bilgi şölenleri düzenlenmiş, bildirilerle konu ayrıntılarıyla incelenmiştir. Sunulan bildiriler ve makaleler kitap ve dergi halinde tüm dünyanın hizmetine sunulmuştur. TRT tarafından her yıl Nevruz ile ilgili programlar düzenlenmekte, diğer Türk Cumhuriyetlerindeki törenler naklen yayımlanmaktadır. Türkiye’nin hemen her ilinde Valiliklerce düzenlenen konferanslarda halk Nevruz konusunda bilgilendirilmektedir. Üniversitelerde paneller yapılmakta, Milli Egitim Bakanlığına bağlı okullarda günün anlam ve önemini anlatmak için törenler düzenlenmektedir.</p>
<p>Bütün bu çalışmalarla Nevruz (diger isimleriyle Yılsırtı, Mart Dokuzu, Mart Bozumu, Sultan Nevruz, Gün Dönümü, Yeni Gün); birlik, beraberlik ve bir kültür günü olarak Türk dünyasının hayatında layık oldugu yeri almaya başlamıştır.</p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Kaynak: Nail TAN,TÜRKSOY Dergisi, Mayıs 2003</strong></span></p>


<br><p>Benzer konular:<ol><li><a href='http://www.tarihtennotlar.com/turk-kulturunde-nevruz-gelenegi/' rel='bookmark' title='Permanent Link: Türk Kültüründe Nevruz Geleneği'>Türk Kültüründe Nevruz Geleneği</a></li>
</ol></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tarihtennotlar.com/nevruzun-anlami/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>BİR ERDEM ANITI: MEHMET AKİF!</title>
		<link>http://www.tarihtennotlar.com/bir-erdem-aniti-mehmet-akif/</link>
		<comments>http://www.tarihtennotlar.com/bir-erdem-aniti-mehmet-akif/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 12 Mar 2011 23:33:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nycaglar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarihe Yön Verenler]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[akif]]></category>
		<category><![CDATA[bağımsızlık]]></category>
		<category><![CDATA[ersoy]]></category>
		<category><![CDATA[hürriyet]]></category>
		<category><![CDATA[istiklal]]></category>
		<category><![CDATA[istiklal marşı]]></category>
		<category><![CDATA[marş]]></category>
		<category><![CDATA[mehmet]]></category>
		<category><![CDATA[mehmet akif]]></category>
		<category><![CDATA[mehmet akif ersoy]]></category>
		<category><![CDATA[tbmm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tarihtennotlar.com/?p=2159</guid>
		<description><![CDATA[BİR ERDEM ANITI 20 Aralık’ıdır 1873 yılının. Kale kapılarını zorlayan bir ordu misali bir hareketlenme ve heyecan vardır beyaz örtünün derinlerinde. Bir ses duyulur, bir çığlık; geçmişten bugüne ve hatta geleceğe doğru bir haykırış. Ve nihayet adına yakışan azmiyle en büyük engelini de aşar artık; delerek “Yedi Tepeli Şehir”in kar tabakasını, gülücükler savurur bulutlar arkasından [...]

<br>
Benzer konular:<ol><li><a href='http://www.tarihtennotlar.com/mehmet-akif-ersoy-ve-beklenen-genclik-ruhu/' rel='bookmark' title='Permanent Link: MEHMET AKİF ERSOY VE BEKLENEN GENÇLİK RUHU'>MEHMET AKİF ERSOY VE BEKLENEN GENÇLİK RUHU</a></li>
<li><a href='http://www.tarihtennotlar.com/fatih-sultan-mehmet-hanin-namaz-hakkindaki-fermani/' rel='bookmark' title='Permanent Link: Fatih Sultan Mehmet Han&#8217;ın Namaz Hakkındaki Fermanı'>Fatih Sultan Mehmet Han&#8217;ın Namaz Hakkındaki Fermanı</a></li>
<li><a href='http://www.tarihtennotlar.com/turk-kulturu-uzerine-bir-ani/' rel='bookmark' title='Permanent Link: Türk Kültürü Üzerine Bir Anı'>Türk Kültürü Üzerine Bir Anı</a></li>
</ol>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>BİR ERDEM ANITI</p>
<p>20 Aralık’ıdır 1873 yılının. Kale kapılarını zorlayan bir ordu misali bir hareketlenme ve heyecan vardır beyaz örtünün derinlerinde. Bir ses duyulur, bir çığlık; geçmişten bugüne ve hatta geleceğe doğru bir haykırış. Ve nihayet adına yakışan azmiyle en büyük engelini de aşar artık; delerek “Yedi Tepeli Şehir”in kar tabakasını, gülücükler savurur bulutlar arkasından el sallayan güneşe. Böylece bir çiçek daha hayat bulmuştur bu taşı toprağı altın şehirde. Bembeyaz karları hatta ve hatta gökteki yıldızları kıskandıracak bir güzellikle doğmuştur. Bir kardelen açmıştır bugün Devlet-i Aliye’nin kalbinde.</p>
<p>Yaşamı da doğumundan farklı değildi O’nun. Gönlünü verdiği ülkü denen nazlı geline giden yolda, karşısına sıralanan başı dumanlı dağlara inat onlardan daha yüce; üzerine çullanan beyaz örtüye inat kardelen cesaretinde ve yine bir kardelen azminde geçen, yüzyılların mayaladığı ve dahi kendinden sonraki yüzyıllara maya olacak 63 yıllık bir yaşam.</p>
<p>Mehmet Akif!</p>
<p>63 yıldan asırlara taşan hürriyet pınarının coşkun türküsü: Mehmet Akif.</p>
<p>Balıkesir’de, Konya’da, Kastamonu’da çıktığı mihraptan gönüllerde kıvılcım oluşturarak ateşi Anadolu semasını kaplayan hürriyet meşalesidir Mehmet Akif!</p>
<p>Bağrına saplanan hançerin nefes aldırmadığı bir milletin derin, depderin; yerin yedi kat altından, göğün yedi kat üstüne kadar derin nefesidir.</p>
<p>Mehmet Akif; ulu kartallara sırdaş, ak güvercinlere yoldaş, al bayrağımın ebedi sedasıdır semada.</p>
<p>Gönlüne damlayan gözyaşını kalemine mürekkep kılarak bu millete en güzel hediyeyi veren büyük şairdir Mehmet Akif.</p>
<p>Hak ile batıl arasındaki büyük savaşta kalemimizi imanımızla bileyip kılıçtan keskin eylemeyi öğrendiğimiz ulu öğretmenimizdir Mehmet Akif!</p>
<p>Bölmeden, ayırmadan koskoca bir milleti kucaklayarak; gölgesinde çakalı, kurdu, kuşuyla tıpkı bir bayrak gibi yaşayan hakiki bir münevverdir Mehmet Akif!</p>
<p>Makam, mevki, şan ve şöhreti bir kenara bırakıp Kayışzade Osmanlar’ın Kuran’ı göz nuru ile çoğalttıkları; Galibler’in Naat, Süleyman Çelebiler’in Mevlid yazdıkları; sütunları, kemerleri, kubbeleri ile Sinanlar’ın dönüp geldikleri, kubbelerinden tekbirlerin taştığı ve kubbelerine aminlerin dolduğu, diriliş çağının aşığı ve bu çağın yolcularının at seyisliğine talip olmayı dahi şeref bilmiş mütevazı bir fikir işçisidir Mehmet Akif!</p>
<p>Arkadaş!</p>
<p>Beni, seni, onu -bizi- sevdasında yelken açmaya davet eden sonsuz bir umman; yelkenimizi şişiren, tarihle yaşıt bir bayrağa yeniden can veren, ezelden gelip ebede giden ulu bir rüzgârdır Mehmet Akif!</p>
<p>Yavuz ÇAĞLAR</p>
<p>(Üstad&#8217;ı son yolculuğunda yalnız bırakmayan,  vefayı sadece İstanbul&#8217;da bir semt sananlara tokat mahiyetinde  Akif&#8217;in tabutuna sel olup akan aziz Türk Gençliği&#8217;ne nacizane hediyemdir&#8230;)</p>


<br><p>Benzer konular:<ol><li><a href='http://www.tarihtennotlar.com/mehmet-akif-ersoy-ve-beklenen-genclik-ruhu/' rel='bookmark' title='Permanent Link: MEHMET AKİF ERSOY VE BEKLENEN GENÇLİK RUHU'>MEHMET AKİF ERSOY VE BEKLENEN GENÇLİK RUHU</a></li>
<li><a href='http://www.tarihtennotlar.com/fatih-sultan-mehmet-hanin-namaz-hakkindaki-fermani/' rel='bookmark' title='Permanent Link: Fatih Sultan Mehmet Han&#8217;ın Namaz Hakkındaki Fermanı'>Fatih Sultan Mehmet Han&#8217;ın Namaz Hakkındaki Fermanı</a></li>
<li><a href='http://www.tarihtennotlar.com/turk-kulturu-uzerine-bir-ani/' rel='bookmark' title='Permanent Link: Türk Kültürü Üzerine Bir Anı'>Türk Kültürü Üzerine Bir Anı</a></li>
</ol></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tarihtennotlar.com/bir-erdem-aniti-mehmet-akif/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sürgündeki Şehzade</title>
		<link>http://www.tarihtennotlar.com/surgundeki-sehzade/</link>
		<comments>http://www.tarihtennotlar.com/surgundeki-sehzade/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 31 Jan 2011 21:02:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Serkan Köse</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarihe Yön Verenler]]></category>
		<category><![CDATA[beyazıd]]></category>
		<category><![CDATA[cem sultan]]></category>
		<category><![CDATA[papa]]></category>
		<category><![CDATA[şehzade]]></category>
		<category><![CDATA[şehzade cem sultan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tarihtennotlar.com/?p=2106</guid>
		<description><![CDATA[Fatih Sultan Mehmed’in 3 oğlu vardı. Bunlardan Mustafa, babasının sağlığında bir hastalık sonucu 24 yaşında hayatını kaybetti. Fatih Sultan Mehmed vefât ettiğinde taht için iki vâris geride kalmıştı. Bunlardan biri Sultân II. Bâyezid iken, bir diğer Cem Sultan’dı. Osmanlı şehzadeleri yetişmeleri için çocuk yaşta sancak yönetimlerine gönderilirlerdi. Şehzade Cem de henüz 9 yaşındayken Kastamonu&#8217;ya, 15’indeyken [...]


Benzer konu bulunamadı.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.tarihtennotlar.com/wp-content/uploads/2011/02/cem_sultan.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-2125" src="http://www.tarihtennotlar.com/wp-content/uploads/2011/02/cem_sultan-200x300.jpg" alt="Cem Sultan" width="148" height="223" /></a>Fatih Sultan Mehmed’in 3 oğlu vardı. Bunlardan Mustafa, babasının sağlığında bir hastalık sonucu 24 yaşında hayatını kaybetti. Fatih Sultan Mehmed vefât ettiğinde taht için iki vâris geride kalmıştı. Bunlardan biri Sultân II. Bâyezid iken, bir diğer Cem Sultan’dı.</p>
<p>Osmanlı şehzadeleri yetişmeleri için çocuk yaşta sancak yönetimlerine gönderilirlerdi. Şehzade Cem de henüz 9 yaşındayken Kastamonu&#8217;ya, 15’indeyken de Karaman sancağına çıkarıldı. Şehzade Bayezid’in ise yine 9 yaşındayken Amasya sancagına çıktı. O günkü şartlara göre; şehzadelerin başkente yakın veya uzak sancaklara gönderilmelerinin bir anlamı, bir nevi onların tahta uzak veya yakın tutulduklarına işaret etmekteydi. Tahta davet haberi ulaştığında, başkente yakın olan şehzadelerin padişahlık şansı, diğerlerine göre yüksek oluyordu. Cem Sultan bu yüzden bile tahta yakın oldugu görülüyor.</p>
<div id="attachment_2120" class="wp-caption alignright" style="width: 219px"><a href="http://www.tarihtennotlar.com/wp-content/uploads/2011/02/08cem-akce-886-bursa2.jpg"><img class="size-medium wp-image-2120" src="http://www.tarihtennotlar.com/wp-content/uploads/2011/02/08cem-akce-886-bursa2-300x178.jpg" alt="Cem Sultan'ın bastırdığı akçeler" width="209" height="124" /></a><p class="wp-caption-text">Cem Sultan&#039;ın bastırdığı akçeler</p></div>
<p>Cem Sultan’ın da taht mücadelesi için haklı sebepleri de vardı. Nitekim Bursa’ya geldi, adına para bastırıp,hutbe okuttu. Fatih&#8217;in padişahlığı döneminde doğduğu için tahta geçmesi gerektiğine inanıyordu. Fakat daha sonra İstanbul’dan gelen kuvvetler sebebiyle Konya’ya çekilmek zorunda kaldı. Ardından daha güneye indi, Mısır’a ve derken Hicaz’a…</p>
<p>Akabinde taht için mücadelesini bırakmadı.Bazı teşebbüslerde bulundu, fakat sonra kendisini Rodos Adası’nda, ardından Fransa’da</p>
<div id="attachment_1956" class="wp-caption alignright" style="width: 213px"><a href="http://www.tarihtennotlar.com/wp-content/uploads/2010/08/Zizim-jem-cem-sultan-rodosta.jpg"><img class="size-medium wp-image-1956" src="http://www.tarihtennotlar.com/wp-content/uploads/2010/08/Zizim-jem-cem-sultan-rodosta-264x300.jpg" alt="Zizim-jem-cem-sultan-rodosta" width="203" height="231" /></a><p class="wp-caption-text">Rodos Şovalyelerinin Lideri, Büyük Üstad Pierre d&#039;Aubusson Cem Sultan İle Yemekte </p></div>
<p>ve daha sonra Roma’da Papa’nın karşısında buldu…</p>
<p>Koskoca bir imparatorluğun yıllarca Avrupaya karşı elini kolunu bağladı. Abisi Bayezid&#8217;in şüphe içinde yaşamasına vesile oldu.</p>
<p>Beyazıd verdiği tavizlerle, Cem&#8217;in zapt altında tutulması için azami çaba harcadı, Osmanlı altınları &#8221;Cem&#8217;in masrafları&#8221; adı altında rodos şövalyelerine ve ertesinde papalığa aktarıldı .</p>
<p>Talihsiz şehzade, esaret altında geçen 13 yılın ardından fransaya nakli esnasında vefaat etti. Zehirli bir ustura ile tıraş edilerek öldüğü bilinen hanedanın en bahtsız şehzadenin ölümü ile de sular durulmadı ve cesedi dahi devletler arası çekişmelere neden oldu.</p>
<p>Bayezid kardeşinin ölümünü haber aldığında 3 günlük yas ilan etti. Gıyabi cenaze namazı kıldırdı. Cenazenin Osmanlı topraklarına defni için aradan 4 yıl geçmesi gerekti.</p>
<p><a href="http://www.tarihtennotlar.com/wp-content/uploads/2011/02/cem-sultan.jpg"><img class="size-medium wp-image-2115 alignleft" src="http://www.tarihtennotlar.com/wp-content/uploads/2011/02/cem-sultan-300x283.jpg" alt="" width="171" height="163" /></a>Cem sultanın hayatta kalan oğlu Murad ise babasının vefaatından sonra Rodos&#8217;ta kalarak hıristiyanlığı seçti. Bu şehzade, daha sonra Kanuni Sultan Süleyman tarafından Rodos&#8217;un fethiyle teslim alındı ve öldürtüldü.</p>
<p>Osmanlıda devletin selameti için hac farizası hanedanlığın üyeleri tarafından yerine getirilemezdi. Lakin bunun tek istisnası vardır. O da Cem Sultandır. Osmanlı hanedanında Cem Sultandan başka hiç kimse hacca gitmemiştir.</p>
<p>Cem sultan, Osmanlı tarihinin hüzünlü bir yaprağıdır.</p>
<p>Şehzade, sultan olan abisine hitaben;</p>
<blockquote><p><strong><span style="color: #000000"><em>&#8220;sen bister-i gülde yatasun şevk ile handan<br />
ben kül döşenem külhan-ı mihnette sebeb ne&#8221;</em></span></strong></p>
<p>(Sen neşe içinde gül gibi yaşarken ben dert içinde sürünüyorum, bunun sebebi nedir?)</p></blockquote>
<p>Beyazıd da cevaben demiş ki:</p>
<blockquote><p><strong><span style="color: #000000"><em>&#8220;çün rûz-i ezel kısmet olunmuş bize devlet,<br />
takdîre rıza vermeyesin böyle sebeb ne?<br />
haccü’l-haremeynüm deyüben davi kılırsun<br />
bu saltanat-ı dünyeviye bunca talep ne&#8221;</em></span></strong></p>
<p>(Bana bu saltanat ezelden kısmet olmuş kadere razı olmaman niyedir, Mekke ve Medine&#8217;ye gittiğini iddia edip durursun öyleyse bu dünya saltanatına talebin niyedir?)</p></blockquote>
<p>Nacizane bir kul olan benim şahşi görüşüm ise, devşirmenin Osmanlının temeli olsa bile Türk anadan olan, Türkmen şehzade babasına her yönden çeken -fetihçi, atılgan, divan edebiyarında babası kadar iyi olan- Cem Sultan&#8217;ın tahta geçmesi çok daha iyi olacaktı. Sonrasında Yavuz Sultan Selim ve Kanuni Sultan Süleyman da başa gelemeyecekti. Farklı bir bakışına göre demek ki bir Cem sultan iki tane koskoca cihan padişah eşit misali Allah böyle taktir etmiş, Osmanlının kaderini&#8230;</p>


<p>Benzer konu bulunamadı.</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tarihtennotlar.com/surgundeki-sehzade/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>John Freely : &#8220;Fatih, Kanuni&#8217;den Daha İlginç ve Önemli Biri&#8221;</title>
		<link>http://www.tarihtennotlar.com/john-freely-fatih-kanuniden-daha-ilginc-ve-onemli-biri/</link>
		<comments>http://www.tarihtennotlar.com/john-freely-fatih-kanuniden-daha-ilginc-ve-onemli-biri/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 30 Jan 2011 13:26:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>alexander</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Tarihe Yön Verenler]]></category>
		<category><![CDATA[fatih sultan mehmed]]></category>
		<category><![CDATA[fohn freely]]></category>
		<category><![CDATA[Kanuni Sultan Süleyman]]></category>
		<category><![CDATA[miraç zeynep özkartal]]></category>
		<category><![CDATA[muhteşem yüzyıl]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı imparatorluğu]]></category>
		<category><![CDATA[röportaj]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tarihtennotlar.com/?p=2097</guid>
		<description><![CDATA[Milliyet Gazetesi&#8217;nden Miraç Zeynep Özkartal, Kanuni Sultan Süleyman&#8216;ın yoğun oarak tartışıldığı bugünlerde 50 yıldır Türkiye’de yaşayan, Osmanlı ve İstanbul&#8217;la ilgili birçok kitabı bulunan Amerikalı üniversite hocası John Freely ile Fatih Sultan Mehmed&#8216;i konuştu. İşte Özkartal&#8217;ın o röportajı: John Freely, Kanuni Sultan Süleyman sayesinde &#8220;meşhur oldu&#8221;. Tamam, bu biraz abartılı bir tespit. Ama &#8216;Muhteşem Yüzyıl&#8217; dizisi [...]

<br>
Benzer konular:<ol><li><a href='http://www.tarihtennotlar.com/fatih-sultan-mehmet-hanin-namaz-hakkindaki-fermani/' rel='bookmark' title='Permanent Link: Fatih Sultan Mehmet Han&#8217;ın Namaz Hakkındaki Fermanı'>Fatih Sultan Mehmet Han&#8217;ın Namaz Hakkındaki Fermanı</a></li>
<li><a href='http://www.tarihtennotlar.com/fatih-sultan-mehmed/' rel='bookmark' title='Permanent Link: Fatih Sultan Mehmed'>Fatih Sultan Mehmed</a></li>
<li><a href='http://www.tarihtennotlar.com/kanuni-sultan-suleyman/' rel='bookmark' title='Permanent Link: Kanuni Sultan Süleyman'>Kanuni Sultan Süleyman</a></li>
</ol>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Milliyet Gazetesi&#8217;nden <span style="color: #000000;"><strong>Miraç Zeynep Özkartal</strong></span>, <span style="color: #000000;"><strong>Kanuni Sultan Süleyman</strong></span>&#8216;ın yoğun oarak tartışıldığı bugünlerde 50 yıldır Türkiye’de yaşayan, Osmanlı ve İstanbul&#8217;la ilgili birçok kitabı bulunan Amerikalı üniversite hocası <span style="color: #000000;"><strong>John Freely</strong></span> ile <span style="color: #000000;"><strong>Fatih Sultan Mehmed</strong></span>&#8216;i konuştu. İşte Özkartal&#8217;ın o röportajı:</p>
<div id="attachment_2102" class="wp-caption alignleft" style="width: 160px"><a href="http://www.tarihtennotlar.com/wp-content/uploads/2011/01/john_freely.jpg"><img class="size-thumbnail wp-image-2102" title="john freely" src="http://www.tarihtennotlar.com/wp-content/uploads/2011/01/john_freely-150x150.jpg" alt="john freely" width="150" height="150" /></a><p class="wp-caption-text">John Freely</p></div>
<p>John Freely, Kanuni Sultan Süleyman sayesinde &#8220;meşhur oldu&#8221;. Tamam, bu biraz abartılı bir tespit. Ama <span style="color: #000000;"><strong>&#8216;Muhteşem Yüzyıl&#8217;</strong></span> dizisi ve hakkındaki tartışmalar başladığından beri birçok gazete onun Osmanlı tarihi hakkındaki kitaplarından alıntılara ve görüşlerine yer veriyor. Aslında Freely fizik profesörü, yıllarca Boğaziçi Üniversitesi’nde fizik tarihi dersleri verdi. Ve yazdı. Çoğu İstanbul ve Osmanlı tarihi üzerine tam 50 kitap yazdı hem de!<br />
Sabetay Sevi’den tutun da Cem Sultan’a kadar bu toprakların netameli konularını, portrelerini araştırdı ve bir kaynak yarattı. Geçtiğimiz hafta ise yeni kitabı piyasaya çıktı: Fatih Sultan Mehmed biyografisi &#8220;Büyük Türk&#8221;. Doğan Kitap etiketiyle yayımlanan kitabında, Fatih’e olan büyük hayranlığını aktarıyor Freely. Ona göre Fatih bir &#8220;Rönesans adamı&#8221;.</p>
<p><em>Kitabınızın ilk cümlelerinde Bellini’nin Fatih Sultan Mehmet portresinden söz ediyorsunuz. Fatih’e ilginiz bu portreyi görmenizle mi başladı?</em></p>
<div id="attachment_808" class="wp-caption alignleft" style="width: 212px"><a href="http://www.tarihtennotlar.com/wp-content/uploads/2009/11/405px-Sarayi_Album_10a.jpg"><img class="size-medium wp-image-808 " title="Fatih Sultan Mehmed" src="http://www.tarihtennotlar.com/wp-content/uploads/2009/11/405px-Sarayi_Album_10a-202x300.jpg" alt="Fatih Sultan Mehmed" width="202" height="300" /></a><p class="wp-caption-text">Fatih Sultan Mehmed</p></div>
<p>Evet, tam da böyle oldu. Bu resmi ilk kez 1962’de Londra National Gallery’de gördüm.<br />
O sırada İstanbul’a geleli iki yıl olmuştu. Daha sonra 1999’da yeniden karşılaştık, bu kez İstanbul’da. Yakın arkadaşım Selçuk Altun, Yapı Kredi Bankası’nın yönetim kurulu üyesiydi ve banka, portreyi İstanbul’a getirip sergiledi. Böylece Fatih’in o resmi, 100 yıl sonra İstanbul’a geri dönmüş oldu. Sergi için bir kokteyl yapıldı ve kimse o portreye bakmadı bile. Yanımda iki koruma görevlisiyle ben bakakaldım sadece.</p>
<p><em>Bu portrede sizi bu kitabı yazmaya kadar götüren ne gördünüz?</em></p>
<p>İlginç bir kişilik bir kere. Sultanların, kralların portrelerinde genelde gücün simgesini görürsünüz. Ama burada Fatih’in yüzü, ifadesi farklı. Bir de hikayesini biliyordum tabii. Birini sevmek için onu tanımalısınız. Ama bu Osmanlı sultanları için çok zor. Mektup yazmıyorlar bir kere. Şiirleri var hiç değilse&#8230; Benden 600 yıl önce yaşamış birinin zihninin içine girmeye çalıştım.</p>
<p><em>Neler keşfettiniz?</em></p>
<p>Bir insanın kütüphanesine bakarak onun nasıl biri olduğunu anlayabilirsiniz bence. Fatih’in kitaplarına bakın. Bir sultanın Aristoteles’le, St. Thomas Aquinas’la ne işi olabilir? Fatih Sultan Mehmed, muhteşem bir savaşçıyla olağanüstü bir entelektüelin birleşimi. Öğrenme aşkı var bir kere. Gerçek bir Rönesans adamı. Büyük İskender’de benzer bir kişilik görebilirsiniz. Mesela Atina’yı fethettiğinde diyor ki &#8220;Tek sorun şu: Agamemnon Truva’yı ele geçirdiğinde onu meşhur edecek bir Homeros vardı. Benim ise bir Homeros’um yok.&#8221; Çok etkileyici değil mi?</p>
<p><em>Sanırım siz Fatih Sultan Mehmed’in Türkiye’de hak ettiği değeri görmediğini düşünüyorsunuz.</em></p>
<p>Evet. Hem Türkiye’de hem de batıda. Kanuni Sultan Süleyman’a çok daha fazla önem veriliyor. Halbuki Fatih çok çok daha ilginç ve politik olarak çok daha önemli biri. Sultan Süleyman’ın zamanında imparatorluk kurulmuş, her şey tıkır tıkır çalışıyordu. Ben onun bir stratejist olduğunu düşünmüyorum. Herkes kurulu bir orduyu yönetebilir. Oysa Fatih babasından sonra o orduyu düzenleyen kişi. &#8220;Kanuni ortalıkta Brad Pitt gibi dolaşmıyordu, Hürrem’e aitti&#8221;</p>
<p><em>Peki &#8220;Muhteşem Yüzyıl&#8221; dizisiyle ilgili fikriniz nedir? Seyrettiniz mi?</em></p>
<p>Hayır, o kadar çok şey duydum ki artık seyretmesem de olur. Süleyman haliyle çok meşgul bir adamdı, hayatı seferlerde geçti. Sıradan bir haremi vardı ve sonra Hürrem’e aşık oldu. Herkesi bir kenara itti ve kendini Hürrem’e adadı. Sultan Süleyman ortada Brad Pitt gibi gezmiyordu, Hürrem’e aitti. O öldüğünde oğlu Sarhoş Selim tahta geçti. Diğer şehzadelerin öldürülüp onun tahta geçmesi, Osmanlı’nın kırılma noktasıdır. Selim beceriksiz bir yöneticiydi. Aslında onun da ilginç şiirleri vardır ama benim favorim Deli İbrahim.</p>
<p><em>Fatih Sultan Mehmed’le ilgili en çok tartışılan konu, Hıristiyan olup olmadığıdır. Siz nasıl bir bilgiye ulaştınız dini konusunda?</em></p>
<p>Fatih’in pek dindar olduğu söylenemez. Galata’da St. Pietro Kilisesi’ne gidip ayinleri izlediği, komünyon ekmeğinden yediği biliniyor.</p>
<p><em>Ama kitabınızdan şu sonucu çıkardım: Ne Müslüman ne de Hıristiyandı.</em></p>
<p>Evet, öyle görünüyor. Seremoni seven bir padişah değildi. St. Pietro Kilisesi’ne genelde yalnız gidiyordu. Sultan Süleyman gibi kalabalıklarla dolaşmıyordu.</p>
<p><em>Hakkındaki kaynaklar tatmin edici miydi?</em></p>
<p>ABD’de, İngiltere’de, Almanya’da bu işi yapmaya kalksanız işiniz çok kolay. Ama Türkiye’de daha zor. O dönemler üzerine çalışan çok az tarihçi var. Fatih üzerine belgeler epeyce kısıtlı.</p>
<p><em>Türkçe okuyabiliyor musunuz?</em></p>
<p>Hayır. Türkçem Tarzanca seviyesinde. İhtiyacım olan her şey çevrilmiş, Boğaziçi Üniversitesi’nin harika bir kütüphanesi var. Kampüs içindeyken İngilizce yetiyor ama sokağa çıktığımda, Çiçek Pasajı’na gittiğimde Türkçe konuşuyorum.</p>
<p><em>Kitabı ne kadar sürede yazdınız?</em></p>
<p><a href="http://www.tarihtennotlar.com/wp-content/uploads/2009/11/fatih4.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-806" title="Fatih Sultan Mehmed" src="http://www.tarihtennotlar.com/wp-content/uploads/2009/11/fatih4-300x169.jpg" alt="Fatih Sultan Mehmed" width="300" height="169" /></a>Bir yıl. O sırada üniversitede ders vermeye devam ediyordum çünkü. Şimdi dersim yok, aynı anda dört kitap yazıyorum. Ben işçi sınıfından geliyorum, hayatım hep böyle geçti. Gençken gündüzleri çalışıyor, geceleri okula gidiyordum. Sonra da gündüzleri okula gidip akşamları yazmaya başladım. Karım Dolores harika biri, her şeyi o yapıyor. Onun sayesinde&#8230;</p>
<p><em>Fatih Sultan Mehmed hakkında pek fazla kitap yazılmayan bir padişah. Siz bu biyografiyi yazarken bunun nedenini keşfettiniz mi?</em></p>
<p>&#8220;Büyük Türk&#8221;, Fatih hakkında genel okura hitaben yazılmış ilk kitap. Hem Türk araştırmacılar hem de Batılılar Süleyman’ın daha görkemli olduğunu düşünüyorlar. Fatih çok daha kompleks bir kişilik, kolay değil.</p>
<p><strong>Lise diploması olmayan fizik profesörü</strong></p>
<p>1926 yılında, İrlanda kökenli bir ailenin oğlu olarak New York’ta doğdu. Babası mezarcı, annesi temizlikçiydi. 17 yaşında, henüz lisede okurken II. Dünya Savaşı’na katıldı. Döndüğünde Roosevelt yönetimi, savaşa katılanlara -lise mezunu olmasalar da- üniversite bursu verileceğini söyledi.</p>
<p>Böylece fizik okudu. 1951’de üniversiteden mezun olduktan sonra, dokuz yıl boyunca gündüzleri farklı işlerde çalıştı. Geceleri de New York ve Princeton üniversitelerine devam ederek mastır ve doktorasını tamamladı.</p>
<p>Bu sırada eşi Dolores’le evlendi, üç çocuğu oldu. 1960 yılında İstanbul’a ilk defa Robert Kolej’de fizik öğretmenliği yapmak üzere geldi. 1976’da ayrıldı, 1988’de bu kez Koç Lisesi’ne geldi. 1991-1993 arasında Venedik’ye yaşadıktan sonra Boğaziçi Üniversitesi’ne geri döndü. Çocukları bugün farklı ülkelerde yaşıyor. Orhan Pamuk romanlarının İngilizce çevirmeni olan kızı Maureen Freely İstanbul’u sık sık ziyaret ediyor.</p>
<p><strong>&#8216;ABD’nin insanları aptal. Sarah Palin’e baksanıza!&#8217;</strong></p>
<p><em>İlk geldiğiniz 1960’tan bu yana İstanbul nasıl değişti?</em></p>
<p>Biz buraya geldiğimizde 1,5 milyonluk, çok romantik, çok güzel bir şehirdi. Şimdi ise bir şey güzelse diğeri çirkin.</p>
<p><em>Türkiye ana hedefi olan Batılılaşmayı ne oranda başardı sizce?</em></p>
<p>Batılılaşma burada çok abartılıyor bana kalırsa. ABD’nin insanları aptal, Sarah Palin’e baksanıza! Umuyorum Türkiye onlara benzemek istemiyordur. Bu modernleşme ve batılılaşma sözcükleri Türklere büyüklük taslamak için kullanılıyor. Türkiye’de karanlık güçler var, evet. Ama ABD’de de var.</p>
<p><em>İstanbul hakkındaki en iyi gezi kitaplarından biri sizi Hillary Sumner Boyd ile birlikte yazdığınız &#8220;Strolling Through İstanbul&#8221;dur. Sumner Boyd’un CIA ajanı olduğu söylenir, bu konuda ne biliyorsunuz?</em></p>
<p>Bu bir hurafe. Hillary ajan olacak son kişiydi herhalde. Oxford’da okurken, okulun Troçki kulübünün başındaydı, komünistti. ABD’den gelen herkes için böyle düşünülüyor. Eğer yabancıysan ajansındır.</p>
<p><em>Siz ajan mısınız?</em></p>
<p>Benimle ilgili de bu hurafe çok çıktı. Hatta birisi benim Einstein’in laboratuar asistanı olduğumu bile uydurmuştu. Halbuki en fazla Princeton kampüsünde bir kez karşılaşmışızdır.</p>
<h4><span style="color: #000000;"><em><strong>(Miraç Zeynep Özkartal / Milliyet)</strong></em></span></h4>
<p><span style="color: #000000;"><a href="http://foto.ekolay.net/foto-galeriler/4/22666/Fatih-Kanuniden-daha-ilginc-ve-onemli-biri-1.aspx">Ekolay.net</a>&#8216; ten alıntıdır. </span><span style="color: #000000;"><br />
</span></p>


<br><p>Benzer konular:<ol><li><a href='http://www.tarihtennotlar.com/fatih-sultan-mehmet-hanin-namaz-hakkindaki-fermani/' rel='bookmark' title='Permanent Link: Fatih Sultan Mehmet Han&#8217;ın Namaz Hakkındaki Fermanı'>Fatih Sultan Mehmet Han&#8217;ın Namaz Hakkındaki Fermanı</a></li>
<li><a href='http://www.tarihtennotlar.com/fatih-sultan-mehmed/' rel='bookmark' title='Permanent Link: Fatih Sultan Mehmed'>Fatih Sultan Mehmed</a></li>
<li><a href='http://www.tarihtennotlar.com/kanuni-sultan-suleyman/' rel='bookmark' title='Permanent Link: Kanuni Sultan Süleyman'>Kanuni Sultan Süleyman</a></li>
</ol></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tarihtennotlar.com/john-freely-fatih-kanuniden-daha-ilginc-ve-onemli-biri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>AHİLİK &#8211; CÖMERT KARDEŞLER</title>
		<link>http://www.tarihtennotlar.com/ahilik-comert-kardesler/</link>
		<comments>http://www.tarihtennotlar.com/ahilik-comert-kardesler/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 25 Jan 2011 21:04:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nycaglar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Medeniyetler Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Tarihe Yön Verenler]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[ahi evran]]></category>
		<category><![CDATA[ahilik]]></category>
		<category><![CDATA[medeniyet]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[Selçuklu]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[türk tarihi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tarihtennotlar.com/?p=2080</guid>
		<description><![CDATA[CÖMERT KARDEŞLER Öyle bir bina kurulsun ki temelinde kardeşlik olsun. Öyle bir bina düşünün ki bütün tuğlalar kardeşlikle birbirine tutunsunlar, dahası o binanın tüm tuğlaları evet tüm tuğlaları kardeş olsun. Şimdi sormak istiyorum. Sizce böyle bir bina kolay kolay yıkılabilir mi? Böyle bir bina yüzyıllarca ayakta kalmaz mı? Felsefesi kardeşlik olan, “kardeşim” anlamına gelen “ahi” [...]


Benzer konu bulunamadı.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>CÖMERT KARDEŞLER</p>
<p>Öyle bir bina kurulsun ki temelinde kardeşlik olsun. Öyle bir bina düşünün ki bütün tuğlalar kardeşlikle birbirine tutunsunlar, dahası o binanın tüm tuğlaları evet tüm tuğlaları kardeş olsun. Şimdi sormak istiyorum. Sizce böyle bir bina kolay kolay yıkılabilir mi? Böyle bir bina yüzyıllarca ayakta kalmaz mı? Felsefesi kardeşlik olan, “kardeşim” anlamına gelen “ahi” kelimesini örgütlerinin adı kabul eden bir topluluk&#8230; İşte bu topluluk yüzyıllar boyunca varlığını devam ettirmiş, başta ticaret olmak üzere, toplumun her alanında da söz sahibi olmuştur.</p>
<p>Kardeşlik, Ahilik kurumunun temelinde tasavvufi değerlerin yer alması sonucunda vazgeçilmez bir kural olmuştur. Evet, Ahilik kurumunun her bir ferdi kardeşti, onlar kardeştiler. Kardeşlik demek sadece bir anadan doğmak değildir. Sadece aynı kanı taşımak demek, aynı soydan gelmek demek değildir. Ahiler, kardeşliği, cömertliğe, yardımlaşmaya ve dostluğa dayanan bir duygu olarak nitelendirmişler ve yaşatmışlardır. Dini, mesleki, karakterli bir kurum olan “Ahilik”, görüşlerini bilhassa kişiler arasındaki düşmanlıkların kalkmasını ve bu düşmanlıkların yerine kardeşlik duygusunun hakim olmasını teşvik eden Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;den ve Hz. Muhammed&#8217;in hadisi şeriflerinden alır. Ahiler benimsedikleri görüş çerçevesinde tüm insanlar arasında dayanışma ve yardımlaşma kurmaya çalışmışlardır.</p>
<p>Ahiliğin temel öğeleri din ve meslektir. Daha doğrusu Ahilik dini kurallar çerçevesinde mesleki yapılanmadır. Ahilikte temel meslek sahibi olmayan bir ahi tasvir edilemez. Her şahıs, becerisine, imkânlarına göre bir mesleğin maharet ve hünerlerini kazanır, o işin piri olur ve hem kendine hem de topluma katkı sağlar. Mesleği olmayan birinin ne kendine ne topluma faydası olur.<br />
Ahilik gibi bir kurumun oluşturulmasındaki temel amaç insanlığa hizmet etmektir.</p>
<p>Mükemmel toplumlara ancak ahlakla yoğrulmuş, kardeşlikle pişmiş fertler yetiştirerek ulaşabilirsiniz. Fertler mükemmel olursa onlardan meydana gelen topluluklar da mükemmel olur.Bunu gerçekleştirdiğiniz zaman dünyayı düzene sokabilirsiniz. Bu yüzden Ahilikte öncelik,  fertlerin kişiliklerini bir düzene sokmaktadır.</p>
<p>Ahi olmayı seçen birinin üç şeyi bağlanır, üç şeyi açılır: gözü harama, ağzı günah söze, eli zulme bağlanır; kapısı konuklara, kesesi ihtiyacı olanlara, sofrası aç olanlara açılır.</p>
<p>Aslında ahilik başlı başına bir yaşam biçimi oluşturmuştur. Temel ilkeleriyle 300’e yakın görgü kurallarıyla her millete örnek olacak bir yaşam biçimi.</p>
<p>Ahilik; kardeşliktir, adalettir, yardımseverliktir, insan haklarına saygı duymaktır. . Ahilik devletini ve tüm insanları seven, kudretli, şefkatli, çalışkan, yardımsever, ekmeği bol ve sofrası açık iyi insanların birliğidir.</p>
<p>Günümüz dünyasının yükselen onlarca değerinin önemli bir kısmının temelinde ahiliğin ana ilkeleri bulunmaktadır. Tüketici hakları, sivilleşme, kooperatifçilik,  gibi kavramları dünyaya aktaran birikim, ahilik kültürüdür. Bu yönüyle de ahilik, yalnızca Türk Milletinin değil, dün olduğu gibi bugün de bütün dünya toplumlarının örnek alması gereken bir ahlak sistemidir.</p>
<p>Yazımı kardeşliği, eşitliği, Mevlana’nın “Ne olursan ol yine gel!” görüşünü kendisine temel edinmiş güzel bir ahi sözüyle bitirmek istiyorum:</p>
<blockquote><p>“Hak ile sabır dileyip bize gelen bizdendir,<br />
Akıl ve ahlak ile çalışıp bizi geçen bizdendir.”</p></blockquote>
<p>Yavuz ÇAĞLAR</p>


<p>Benzer konu bulunamadı.</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tarihtennotlar.com/ahilik-comert-kardesler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Noel baba ve DEDE Korkut</title>
		<link>http://www.tarihtennotlar.com/noel-baba-ve-dede-korkut/</link>
		<comments>http://www.tarihtennotlar.com/noel-baba-ve-dede-korkut/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 14 Jan 2011 00:30:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ASLAN_BEY</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[dede korkut]]></category>
		<category><![CDATA[nikola]]></category>
		<category><![CDATA[noel]]></category>
		<category><![CDATA[noel baba]]></category>
		<category><![CDATA[oğuzname]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tarihtennotlar.com/?p=2076</guid>
		<description><![CDATA[Bu makalemde  iki adamın hayatını  aktaracağım. Noel babanın gerçek adı piskopz nikoladır  Nikola&#8217;dır.Demrede doğmuştur.Roma zamanında hristiyan olduğu için tutuklanmış.Sonra bırakılmıştır . Peki  bu adamın tonton çoçuklara yardım eden dede ünü nerde doğmuştur. Bu şöyle anlatılır&#8217;Patara&#8217;da(Demrede) önceleri çok zengin olan bir şahıs fakirleşmiş ve kızlarının çeyizini yapamayacak duruma gelmiştir. Çaresizlikten kızlarını satmayı bile düşündüğü bir anda, [...]


Benzer konu bulunamadı.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div></div>
<div>
<div>
<p>Bu makalemde  iki adamın hayatını  aktaracağım.</p>
<div>
<div><a href="http://sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc4/hs1359.snc4/163155_169117923130079_100000956183120_318875_7069759_n.jpg"><img class="alignleft" title="Noel Baba" src="http://sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc4/hs1359.snc4/163155_169117923130079_100000956183120_318875_7069759_n.jpg" alt="" width="183" height="190" /></a></div>
</div>
<p>Noel  babanın gerçek adı piskopz nikoladır  Nikola&#8217;dır.Demrede doğmuştur.Roma  zamanında hristiyan olduğu için tutuklanmış.Sonra bırakılmıştır . Peki   bu adamın tonton çoçuklara yardım eden dede ünü nerde doğmuştur. Bu  şöyle anlatılır&#8217;Patara&#8217;da(Demrede) önceleri çok zengin olan bir şahıs  fakirleşmiş ve kızlarının çeyizini yapamayacak duruma gelmiştir.  Çaresizlikten kızlarını satmayı bile düşündüğü bir anda, Nicholaos  durumu görerek onlara yardım etmeye karar verir. Kendini belli</p>
<div>
<div><img class="alignright" title="Dede Korkut" src="http://sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-ash2/hs300.ash2/58053_169117969796741_100000956183120_318876_345485_n.jpg" alt="" width="119" height="257" /></div>
</div>
<p>etmemek  ve aynı zamanda gururlarını kırmamak için kızların evine gece gider.  Onlar uykuda iken büyük kızın açık olan penceresinden çeyizine yetecek  olan bir kese altını içeri atar. Sabah parayı bulan büyük kız çok  sevinir ve kötü durumdan kurtulur.</p>
<p>Daha sonra ortanca ve  küçük kızın çeyiz paralarını da karşılamak isteyen Nicholaos,  pencereleri kapalı olduğu için bacadan atar. İşte Noel Baba&#8217;nın</p>
<div></div>
<p>yılbaşında hediye bırakma öyküsü böylece doğar. İkonalarda ve resimlerde  de Nicholaos&#8217;ın üç altın top ile gösterilmesi bu yüzdendir.Hem piskopos  Nicola   bir aziz yani hristiyanlıkta evliya gibi bir şeydir. peki Dede  korkut kimdir? Dede korkut ise  bir halk ozanıdır.Oğuznamede  295 yıl  yaşandığı söylenir.GENE Oğuznamede  hz.Muhammed&#8217;e elçi olarak geldiği  söylenir. Sir derya nehrinin  aral gölüne döküldüğü yerde doğduğu Ürgeç  dede diye   oğlu olduğu söylenir.Dede Korkut anladığımız kadarıyla  Hakanların danışmanıdır.570-632 yıllarında yaşadığı rivayet edilir.  Şimdi mukayese edebiliriz.Noel  baba bir  hristiyan  aziz dir. Dede  Korkut ise bir danışman bir evliyadır. Bu makaleyi yazmamın sebebi Noel  babanın  hristiyanlar için kutsi olduğu belirtmek içindir.Dede Korkutun  ise bilinip hatırlanmasıdır.</p>
<div></div>
<div></div>
</div>
</div>


<p>Benzer konu bulunamadı.</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tarihtennotlar.com/noel-baba-ve-dede-korkut/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Padişahların En Ünlü Sözleri</title>
		<link>http://www.tarihtennotlar.com/padisahlarin-en-unlu-sozleri/</link>
		<comments>http://www.tarihtennotlar.com/padisahlarin-en-unlu-sozleri/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 12 Jan 2011 18:59:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>alexander</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı padişahları]]></category>
		<category><![CDATA[padişah]]></category>
		<category><![CDATA[padişahların en ünlü sözleri]]></category>
		<category><![CDATA[padişahların sözleri]]></category>
		<category><![CDATA[ünlü sözler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tarihtennotlar.com/?p=2061</guid>
		<description><![CDATA[Osmanlı padişahlarının en ünlü sözleri. FATİH SULTAN MEHMET Sultan Mehmet 12 yaşına geldiğinde babası Sultan Murat oğluna tahti bırakıp Manisa&#8217;ya inzivaya çekilir.Bu haber üzerine hristiyanlar Osmanlı tahtında bir çocuk olduğu için Haçlı ordusu toplayıp Osmanlının üzerine saldırmaya karar verir. Bu olayı haber alan Sultan Mehmet babasını çağırır fakat babası artık sensin diye gelmez. Bunun üzerine Sultan : [...]

<br>
Benzer konular:<ol><li><a href='http://www.tarihtennotlar.com/yavuz-sultan-selimden-notlar/' rel='bookmark' title='Permanent Link: Yavuz Sultan Selim&#8217;den Notlar'>Yavuz Sultan Selim&#8217;den Notlar</a></li>
<li><a href='http://www.tarihtennotlar.com/yavuzdan-gunumuze-ders/' rel='bookmark' title='Permanent Link: Yavuz&#8217;dan Günümüze Ders'>Yavuz&#8217;dan Günümüze Ders</a></li>
<li><a href='http://www.tarihtennotlar.com/osmanli-padisahlarinin-resulullah-sevgisi/' rel='bookmark' title='Permanent Link: Osmanlı Padişahlarının Resulullah Sevgisi'>Osmanlı Padişahlarının Resulullah Sevgisi</a></li>
</ol>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Osmanlı padişahlarının en ünlü sözleri.</p>
<h3><span style="color: #000000;">FATİH SULTAN MEHMET</span></h3>
<div id="attachment_809" class="wp-caption aligncenter" style="width: 226px"><a href="http://www.tarihtennotlar.com/wp-content/uploads/2009/11/07.jpg"><img class="size-medium wp-image-809" title="Fatih Sultan Mehmed" src="http://www.tarihtennotlar.com/wp-content/uploads/2009/11/07-216x300.jpg" alt="Fatih Sultan Mehmed" width="216" height="300" /></a><p class="wp-caption-text">Fatih Sultan Mehmed</p></div>
<blockquote>
<div id="haber-detay">
<p>Sultan Mehmet 12 yaşına geldiğinde babası Sultan Murat oğluna tahti bırakıp Manisa&#8217;ya inzivaya çekilir.Bu haber üzerine hristiyanlar Osmanlı tahtında bir çocuk olduğu için Haçlı ordusu toplayıp Osmanlının üzerine saldırmaya karar verir. Bu olayı haber alan Sultan Mehmet babasını çağırır fakat babası artık sensin diye gelmez. Bunun üzerine Sultan :</p>
<p>Mehmet babasına şu tarihi mesajı yollar:</p>
</div>
<p>Baba,<br />
Eğer Padişah siz iseniz geliniz ve ordunun başına geçiniz ,<br />
yok eğer padişah ben isem size emrediyorum gelip ordunun başına geçiniz.</p></blockquote>
<blockquote><p>İmparatorunuza Söyleyin. Şimdi ki Osmanlı Padişahı Öncekilere Benzemez. Benim Gücümün Ulaştığı Yerlere, Sizin İmparatorunuzun Hayalleri Bile Ulaşamaz.</p>
<p>Ya Ben Bizans&#8217;ı Alırım; Ya da Bizans Beni.</p></blockquote>
<blockquote><p>Fatih Olmasaydım Ulubatlı Hasan Olmak İsterdim.</p></blockquote>
<blockquote><p>Yapmak İstediğimi Sakalımın Bir Teli Bile Bilseydi, Sakalımın O Telini Hemen Koparır ve Yakardım.</p></blockquote>
<blockquote><p>Bu Dünya Ölümlüdür. Her Fani Gibi Bende Ölümü Tadacağım.</p></blockquote>
<blockquote><p>Dünya Devleti Ebedi Değildir. Fani Cihanda Hiç Kimse de Ölümsüz Değildir. İnsanların Dünyada Nefesleri Sayılıdır ve Ölümsüzlük Kapısı Kapalıdır.</p></blockquote>
<blockquote><p>Şeyhim Akşemseddin Hazretleri İle Beraber Yaptığım Zikrin Lezzetine Dünyaları Bile Değişmem. Eğer Şeyhim İzin Verseydi Zikir Yolunu Tercih Eder, Saltanatı Terk Ederdim.</p></blockquote>
<h3><span style="color: #000000;">YAVUZ SULTAN SELİM</span></h3>
<p><span style="color: #000000;"> </span></p>
<div id="attachment_855" class="wp-caption aligncenter" style="width: 212px"><a href="http://www.tarihtennotlar.com/wp-content/uploads/2009/12/yavuz-sultanselim.jpg"><img class="size-medium wp-image-855" title="yavuz sultan selim" src="http://www.tarihtennotlar.com/wp-content/uploads/2009/12/yavuz-sultanselim-202x300.jpg" alt="yavuz sultanselim" width="202" height="300" /></a><p class="wp-caption-text">Yavuz Sultan Selim</p></div>
<blockquote><p>Yavuz Sultan Selim Padişah olmadan önce Şah İsmail&#8217;in ülkesine gider ve saraya girmenin yollarını arar.Birden aklına Şah İsmail&#8217;in satrancı çok sevdiği geLir ve köylerde kasabalarda santranç oynayarak nam salar.</p>
<p>Şah İsmail bu kişiyi merak eder ve sarayına çağırır.Yavuz Sultan Selim ve Şah İsmail satranca başlarlar.Biraz zaman geçtikten sonra Yavuz Sultan Selim Şah İsmail&#8217;i Şah Mat eder ve yener.</p>
<p>Şah İsmail bu duruma kızar ve Yavuz Sultan Selime ; &#8220;Sen Nasıl Şah&#8217;ını Şah Mat Etme Cürretinde BuLunursun&#8221; diyerek tokat atar.</p>
<p>Yavuz Sultan Selim özür diler ve ülkesine döner. Aradan zaman geçer ve Şah İsmail ile Yavuz Sultan Selim bir savaşta karşı karşıya gelir.</p>
<p>Yavuz Sultan Selim, Şah İsmail&#8217;i yener. Ardından o meşhur şiirini yazar:</p>
<p>Sanma Şahım / Herkesi Sen / Sadıkhane / Yar OLur<br />
Herkesi Sen / Dost mu Sandın / BeLki oL / Ağyar OLur<br />
Sadıkhane / BeLki oL / aLemde / Serdar OLur<br />
Yar OLur / Ağyar OLur / Serdar OLur / DiLdar OLur</p>
<p><span style="color: #000000;">Şiirin tercümesi şöyledir:</span></p>
<p>Şahım Sen Herkezi Sadık Yar Sanma<br />
Sen Herkezi Dost mu Sandın BeLki O Düşman OLur<br />
Sadık OL BeLki O ALemde Komutan OLur<br />
Yar OLur, Düşman OLur, Komutan OLur, SevgiLi OLur.</p></blockquote>
<h3><span style="color: #000000;">KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN</span></h3>
<blockquote><p>Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi.<br />
Olmaya devlet cihanda, bir nefes sıhhat gibi.<br />
Saltanat dedikleri bir cihân kavgasıdır.<br />
Olmaya baht ü saadet dünyada vahdet gibi.</p></blockquote>
<h3><span style="color: #000000;">II. ABDULHAMİT</span></h3>
<p><span style="color: #000000;"> </span></p>
<div id="attachment_1139" class="wp-caption aligncenter" style="width: 214px"><a href="http://www.tarihtennotlar.com/wp-content/uploads/2010/01/abdulhamit.jpg"><img class="size-medium wp-image-1139" title="abdulhamit" src="http://www.tarihtennotlar.com/wp-content/uploads/2010/01/abdulhamit-204x300.jpg" alt="" width="204" height="300" /></a><p class="wp-caption-text">II. Abdülhamid</p></div>
<blockquote><p>Beni evhamlı sanıyorlardı HAYIR!<br />
Ben sadece gafil değildim, o kadar.</p></blockquote>
<blockquote><p>Kırk yıl şu devletlerin birbirine düşmesini bekledim. Onlar birbirlerine düştü, şimdi ben tahtta değilim.</p></blockquote>
<blockquote><p>Tarih değil,hatalar tekerrür ediyor!</p></blockquote>
<blockquote><p>Düşmanımın kurtuluş reçetesi öldürmek içindir.Esaretin bir çeşitide borçlandırmadır.</p></blockquote>
<blockquote><p>Savaş yalnız sınırlarda olmaz .Savaş bir milletin topyekün ateşe girmesidir.Eğer bu bütünlük sağlanmamışsa zafer tesadüfi,yenilgi kaderdir.</p></blockquote>
<blockquote><p>Bir karış dahi olsa vatan toprağını satmam,zira bu vatan bana değil milletime aittir.<br />
Milletim de bu toprakları ancak aldığı fiyata verir.<br />
Çünkü bu topraklar kanla alınmıştır, kanla verilir!</p></blockquote>
<blockquote><p>İcabı halinde donanmayı kaybetmemek için canımı vermeye hazırım.</p></blockquote>
<h3><span style="color: #000000;">OSMAN GAZİ</span></h3>
<p><span style="color: #000000;">Padişahların özlü sözleri kadar Türk tarihine damgasını vuran bir de vasiyet vardır; Osman Gazi&#8217;nin oğlu Orham Gazi&#8217;ye yazdığı vasiyet&#8230;</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Osman Gazi&#8217;nin 1326’da Söğüt’te vefat etmeden önce oğlu Orhan Gazi’ye yaptığı bu vasiyet tam bir siyasetnâme niteliğindedir.</span></p>
<blockquote><p>&#8220;Ey oğul! Her işten önce din işlerine dikkat et. Zira farizaya (farzlara) dikkat, din ve devletin güçlenmesine sebeptir. Din işlerini; dikkatli olmayan, itikadı bozuk ve doğru yoldan ayrılmaya yönelen, büyük günahlardan kaçınmayan, helala-harama dikkat etmeyen sefihlere ve ayrıca tecrübesiz kişilere bırakma, devlet idaresinde bu gibi kişilere iş verme! Zira yaratandan korkmayan, yaratılandan hiç korkmaz. Büyük günah işleyen ve bunu devam ettiren kimsede sadakat olmaz. Böyle kişilerin sadakati olsa ümmeti olduğu Peygamber-i Zişan&#8217;ın sadık tebligatı üzere hareket eder de şer&#8217;i şerifin dışına çıkmazdı. Allah&#8217;ın (c.c) hakkını ve kulların hukukunu gözet!.. Ve senden sonrakilere böyle nasihat etmekten geri durma, adalet ve insafa riayet ile zulmü kaldırmaya devam ile her bir işe teşebbüs de Allah&#8217;ın yardımına güven. Halkını düşman istilasından ve zulme uğratılmaktan koru!. Haksız yere hiç bir ferde layık olmayan muamelede bulunma!.. Halkı taltif et, hepsinin rızasını kazan&#8221;.</p></blockquote>
<p><span style="text-decoration: underline;">Kaynak : <a href="http://haber.mynet.com/detay/foto-analiz/padisahlarin-en-unlu-sozleri/518353/1#haber-baslik" target="_blank">mynet.com</a></span></p>


<br><p>Benzer konular:<ol><li><a href='http://www.tarihtennotlar.com/yavuz-sultan-selimden-notlar/' rel='bookmark' title='Permanent Link: Yavuz Sultan Selim&#8217;den Notlar'>Yavuz Sultan Selim&#8217;den Notlar</a></li>
<li><a href='http://www.tarihtennotlar.com/yavuzdan-gunumuze-ders/' rel='bookmark' title='Permanent Link: Yavuz&#8217;dan Günümüze Ders'>Yavuz&#8217;dan Günümüze Ders</a></li>
<li><a href='http://www.tarihtennotlar.com/osmanli-padisahlarinin-resulullah-sevgisi/' rel='bookmark' title='Permanent Link: Osmanlı Padişahlarının Resulullah Sevgisi'>Osmanlı Padişahlarının Resulullah Sevgisi</a></li>
</ol></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tarihtennotlar.com/padisahlarin-en-unlu-sozleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dünyanın Akışını Değiştiren Satranç Oyunu ve Şah-Mat Hamleleri</title>
		<link>http://www.tarihtennotlar.com/dunyanin-akisini-degistiren-satranc-oyunu-ve-sah-mat-hamleleri/</link>
		<comments>http://www.tarihtennotlar.com/dunyanin-akisini-degistiren-satranc-oyunu-ve-sah-mat-hamleleri/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 25 Oct 2010 18:41:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Hakan Er - Stratejist</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[Bizans]]></category>
		<category><![CDATA[çanakkale]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[enver paşa]]></category>
		<category><![CDATA[II.wilhelm]]></category>
		<category><![CDATA[isa]]></category>
		<category><![CDATA[lenin]]></category>
		<category><![CDATA[misyonerlik]]></category>
		<category><![CDATA[patrik]]></category>
		<category><![CDATA[şah-mat]]></category>
		<category><![CDATA[satranç]]></category>
		<category><![CDATA[thaless]]></category>
		<category><![CDATA[truva]]></category>
		<category><![CDATA[truva atı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tarihtennotlar.com/?p=2025</guid>
		<description><![CDATA[Misyonerlik yamyamlıkla başladı. Fransa İngiltere&#8217;ye kazık atarken ABD doğdu. Thaless, Güneş Tutulması&#8217;yla savaşı bitirdi. Çanakkale, Lenin&#8217;i iktidara getirdi. II. Wilhelm, Enver Paşa&#8217;yı yarattı. Truva Atı mat etti. Bizans, aralık kapıya yenildi. İsa&#8217;yı çarmıha geren tembel hahamlar Hristiyanlığı doğurdu. Patrik asıldı, kapı hâlâ kapalı. Bu siyasi satranç, tarihin bütün zamanlarında oynanmış, halen de oynanmakta, gelecekte de [...]


Benzer konu bulunamadı.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<ol>
<li>Misyonerlik yamyamlıkla başladı.</li>
<li>Fransa İngiltere&#8217;ye kazık atarken ABD doğdu.</li>
<li>Thaless, Güneş Tutulması&#8217;yla savaşı bitirdi.</li>
<li>Çanakkale, Lenin&#8217;i iktidara getirdi.</li>
<li>II. Wilhelm, Enver Paşa&#8217;yı yarattı.</li>
<li>Truva Atı mat etti.</li>
<li>Bizans, aralık kapıya yenildi.</li>
<li>İsa&#8217;yı çarmıha geren tembel hahamlar Hristiyanlığı doğurdu.</li>
<li>Patrik asıldı, kapı hâlâ kapalı.</li>
</ol>
<p>Bu siyasi satranç, tarihin bütün zamanlarında oynanmış, halen de oynanmakta, gelecekte de oynanacak. Bütün tarih zamanlarından ve dünyaya yaygın çeşitli ülke ve siyasilerin değişik hamlelerinden seçilen sayfalara aktarılan örnekler, siyasetin sürrealist satrancı konusunda aydınlatıcı olacaktır.</p>
<p><strong><span style="color: #000000;">YAMYAMLIK</span><br />
</strong></p>
<p>Geçmiş yüzyıllarda Afrika&#8217;da fıkramsı bir hamle beklenmedik gelişmelere neden olmuş.Geçmiş yüzyıllarda yiyecek sıkıntısı çeken Afrikalı kabileler, yiyecek içinİngiltere&#8217;den yardım istemişler. Yardım uzun süre gelmeyince, ortalıkta dolaşıpduran İngiliz misyon şefini önce rehin almışlar, sonra da yemişler.Elçileri yenen İngilizler, bu durum karşısında çok sinirlenerek telgrafçekmişler hemen Afrikalılara:<em><span style="color: #000000;">&#8220;Vay yabaniler vay! Bizim büyükelçiyi nasıl yersiniz?&#8221;</span></em> Cevap göndermiş hemen Afrikalılar:<em><span style="color: #000000;">&#8220;Haşlama!..&#8221;İngilizler diretmiş:&#8221; </span></em>Derhal 1000 sterlin tazminat göndermezseniz, araştırma uzmanlarımızı gönderipgerekeni yapacağız.<em><span style="color: #000000;">&#8220;Afrikalı şef telgrafı alınca &#8220;ugh&#8221; demiş. Sonra hepsi birden &#8220;ugh&#8221; , &#8220;ugh&#8221;</span></em> demişler.Ve tamamı, tazminatı denkleştirmek için civar kabilelere dağılmışlar. Kabile üyeleri akşam dönünce, toplanabilen miktarı gören şef, acele telgraf göndermişİngilizlere:<em><span style="color: #000000;"> &#8220;Bizde 75 sterlin çıktı. Kusura bakmayın, siz de bizimkini yiyin!..&#8221;</span></em>Uluslar arası müdahale imkanı bulunmaya İngilizler, derhal uzmanlarını Afrika&#8217;ya göndermiş. Göreve başlayan bu din misyonerleri, bazı kabilelerde köleyığınları yaratma gibi faaliyetler oluşturmuşlar. Bu arada Afrika halklarınınbeslenme sorunundan hareketle, Afrikalının aç bırakılarak kontrol edilmesi siyasetiyerleşmiş Batı&#8217;da&#8230;</p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>İNGİLİZ –FRANSIZ KAZIKLARI</strong></span></p>
<p><strong><span style="color: #000000;">Amerikan Bağımsızlık Savaşı</span></strong> dönemlerinde, Fransızlarla İngilizler birbirlerine kazıkatıp duruyorlardı. Her ikisi de birbirlerinin uluslar arası çıkarlarının altınıoymakla meşguldüler. İngilizlere karşı <span style="color: #000000;"><strong>Amerikan Bağımsızlık Savaşı</strong></span> başlayınca,Fransızlar İngilizlere kazık atmak için, Amerikan devrimcilerine askeri uzmanlarını ve teknolojilerini gönderdiler; ama bu kazık, bu kadarla kalmadı.Hem askeri uzmanları ve teknolojileriyle Amerikalıların Bağımsızlık Savaşı&#8217;nı kazanmalarını sağladılar hem de İngilizlere kazık atalım derken geleceğin ABD&#8217;sinin kurulmasına neden oldular.İngilizler bu kazığı not etmişlerdi.Fransız monarşisinin, Fransız devrimcilerine karşı savaş başlayınca İngilizlerde Fransız devrimcilerine el altından para yardımı yapmaya başladılar&#8230;Görünüşte Fransız hanedanına onlar da bir kazıkla karşılık vermiş olacaklardı.Ne ki, Fransız devrimcilerine el altından yardım etmeleri bununla kalmadı; Fransa&#8217;da kırallık yıkıldı, cumhuriyet doğdu ve yeryüzünde her şeyi değiştiren Fransız İhtilali meydana geldi.</p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>THALESS&#8217;İN HAMLESİ</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong><a href="http://www.tarihtennotlar.com/wp-content/uploads/2010/10/thales.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2031" title="thales" src="http://www.tarihtennotlar.com/wp-content/uploads/2010/10/thales.jpg" alt="Thales" width="192" height="262" /></a>İ.Ö. 500</strong></span> sonlarında <span style="color: #000000;"><strong>Med Kralı Sik****&#8217;le</strong></span> ve <span style="color: #000000;"><strong>Lidya Kralı Alyat</strong></span> uzun yıllardan beri savaşıyorlardı. Henüz dünyanın yuvarlak olduğu ve güneşin çevresinde döndüğü bilinmeyen o dönemlerde, savaş gittikçe kızışıyordu. Savaş öylesine uzun sürmüşki, her iki ülkenin de halkı perişan olmuş, yiyecek bulma güçlüğü, ticaret yapma güçlüğü son haddine varmıştı.Yurttaşlar, <em><span style="color: #000000;">&#8220;Bu savaşlardan tanrılar bile usandı&#8221;</span></em> deyip duruyorlardı. Genel hoşnutsuzluk her yerde yükselince, her iki kral da halkı avutacak, onlara savaşı unutturacak çareler aramaya başladılar. Önemli olan halka savaşmayı unutturmaktı, yoksa savaşın kendisi devam etmeliydi tabii. Sonra akıllarına bilgin <span style="color: #000000;">Thaless </span>geldi. Bilgin <span style="color: #000000;"><strong>Thaless</strong></span>, o sıralarda,<span style="color: #000000;"><em> &#8220;Gündüzün geceye dönüşeceğive yıldızların görünüvereceğini&#8221; </em></span>söylüyordu. Bu dedikodu, halkın dikkatini savaştan uzaklaştırabilirdi.<span style="color: #000000;"><strong>Bilgin Thaless</strong></span>&#8216;i çağırıp bu söylentinin ne zaman gerçekleşeceğini sordular<span style="color: #000000;"><em>.&#8221;Yarın&#8221;</em></span> dedi Thaless. İki kral, halkı ve askerleri meydana topladı.Halk veaskerler savaştan usandıklarından, dedikoduların söylenti olduğunu bile bile eğlenip beklemeye başladılar.O gün,<span style="color: #000000;"><strong> 28 Mayıs 585</strong></span>&#8216;te Güneş tutuldu. Gün geceye döndü. Yıldızlar göründü vebeklenmeyen bir sonuçla, savaş bitti. Askerler ve krallar o kadar şaşırıpkorkmuşlardı ki, beş yıldır süren bu kanlı savaşı beklenmeyen bir şekilde durdurmuşlardı.Bilgin <span style="color: #000000;"><strong>Thaless</strong></span>, Güneş&#8217;in o gün tutulacağını biliyordu. O, güneş&#8217;in o yıldakitutulmasını öngören ilk bilgindi.Aslında evrendeki bu gerçeği halka duyurmak istiyordu.Ama bu olayın savaşı bitirebileceğini aklından bile geçirmemişti.Gözler önüne serilen bu hamlelerle sonuçları, mekanik düzenekleri andırıyor.Bilindiği gibi,<span style="color: #000000;"><em> &#8220;Bir yere çarptırılan bir nesne, diğer nesneleri harekete geçiripzincirleme etkiler sonunda mumu yakan kibriti ateşleyerek ortalığınaydınlanmasına neden olacak mekanizmayı harekete geçirir&#8221;.</em></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>ÇANAKKALE HAMLESİ</strong></span></p>
<p>Anafartalar savunmasında düşmanın 15 dakika durdurulması Rusya&#8217;da Çar&#8217;ın devrilip yerine <span style="color: #000000;"><strong>Lenin</strong></span>&#8216;in iktidara geçmesine yardımcı oldu. Almanya, <span style="color: #000000;"><strong>1.Dünya Savaşı</strong></span> öncesinde,Rusya&#8217;da Çar&#8217;ın politikalarından hoşnut değildi ve uluslar arası çıkarlarına uygun görmüyordu. Bu nedenle Lenin&#8217;i ve partisini el altından desteklemeyebaşladı.<span style="color: #000000;"><em> &#8220;Lenin iktidara geçerse, Rusya 1.Dünya Savaşı&#8217;ndan çekilebilirdi&#8230;&#8221;</em></span><span style="color: #000000;"><strong>1914</strong></span>&#8216;te İngilizler, Yeni Zelandalıları yanlarına alarak Fransız ve İtalyanlarlaÇanakkale Boğazı&#8217;ndan geçerek İstanbul&#8217;u işgal edip oradan da Karadeniz yoluylaRus Çarı&#8217;na, Lenin&#8217;e karşı yardım etmeye gidiyorlardı. Alman armadası,gemilerin yolunu açık denizde kesecekken, onları Çanakkale&#8217;de Türk taburlarıdurdurdu. İngilizlerin bu hamlesi, Conk Bayırı ve Anafartalar&#8217;dakiçarpışmalarda beklenmeyen ve değişik sonuçlar üretti:İleride Türk bağımsızlık savaşını başlatacak olan Mustafa Kemal doğdu. 300 bin asker hayatını kaybetti. <span style="color: #000000;"><strong>Mustafa Kemal</strong></span>&#8216;in Anafartalar savunmasında 15 dakikada İngiliz ve Fransızları durdurması bir anlamda <span style="color: #000000;"><strong>Lenin</strong></span>&#8216;in Rusya&#8217;da iktidara gelmesini kolaylaştırdı. Böylece İngilizlerin başlattığı bir hamle, üç ayrı sonucu doğurmuş oldu.</p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>ÇAPRAŞIK HAMLELER</strong></span></p>
<p>19. yüzyıldaki çapraz hamlelerde ise <span style="color: #000000;"><strong>Osmanlı</strong></span>&#8216;nın üstünde Fransa&#8217;nın ağırlığı hissedilmeye başlanmıştı. Bu hamleye tepki olarak İngilizler Osmanlı&#8217;ya karşı olan Yunan başkaldırısına destek çıktılar. Başka köşede Bismark, Osmanlı&#8217;da Tanzimat&#8217;ın Batı hayranlığını, Batı düşmanlığına çevirmek için Türk ırkçılığını ve dinsel gelenekçiliği desteklemeye başladı. Çünkü Tanzimat, Paris&#8217;e dönüktü. Aynı nedenle başka bir zaman diliminde, <span style="color: #000000;"><strong>II.Wilhelm</strong></span> sık sık Osmanlı&#8217;yı ziyaret ederek,hal hatır sormaya başladı. Sonuçta Osmanlı savaşlarda ünlü <span style="color: #000000;"><strong>KRUPP </strong></span>toplarını kullanmaya başlayacaktı. <span style="color: #000000;"><strong>II.Wilhelm</strong></span>&#8216;in bu hamlesi, sonuç olarak Enver Paşa ırkçılığını da yükseltmişti. Enver Paşa iki Alman zırhlısına Odessa&#8217;yı bombalatırken, Osmanlı&#8217;nın 1.Dünya Savaşı&#8217;na gireceğini aklından geçirmiş miydidersiniz.</p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>TRUVA&#8217;DAKİ HAMLE – MAT</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong><a href="http://www.tarihtennotlar.com/wp-content/uploads/2010/10/truvaatı.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2032" title="truva atı" src="http://www.tarihtennotlar.com/wp-content/uploads/2010/10/truvaatı.jpg" alt="Truva atı" width="272" height="185" /></a>Truva Savaşı</strong></span>&#8216;nda, Akhalı Menelaos, zengin Truva&#8217;yı yıkabileceğine düşünde görse inanmazdı. Onun tahta atı, <span style="color: #000000;"><strong>Truva Savaşı</strong></span>&#8216;nda siyasi bir satrancın hamlesidir. Truva Kalesi&#8217;nin önüne bıraktırdığı tahta at, satrançtaki hamlenin taşıdır.<span style="color: #000000;"><strong>Menelaos </strong></span>bu taşla hamle yapmıştır. Bu, bilinçli bir hamledir.Galibiyetin getirdiği coşkuyla çılgına dönmüş olan Truvalılar, <span style="color: #000000;"><strong>Menelaos</strong></span>&#8216;unbıraktığı bu hediyeyi ganimet kabul edip içeri aldılar. Bu son hamlenin sonuçlarını akıllarına bile getirmediler. Belki Akha&#8217;lı <span style="color: #000000;"><strong>Menelaos </strong></span>da tam olaraksonucu düşünemiyordu. Tahta atın içine gizlediği askerlerini bile gözden çıkarmıştı çekilirken. <span style="color: #000000;"><strong>Menelaos </strong></span>her büyük komutanın sahip olduğu şansa sahipti. Truvalılar coşku ile içtiler, eğlendiler ve yerlere serildiler. Sabaha karşıaskerler atın içinden çıkarak kapıyı açtılar. İşte bu şansla <span style="color: #000000;"><strong>Menelaos</strong></span>&#8216;un hamlesi zincirleme sonuç getirdi. Truva Düştü!</p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>BİZANS&#8217;TA SON HAMLE</strong></span></p>
<p><a href="http://www.tarihtennotlar.com/wp-content/uploads/2010/10/istanbul_fetih.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-2036" title="istanbul_fetih" src="http://www.tarihtennotlar.com/wp-content/uploads/2010/10/istanbul_fetih.jpg" alt="İstanbul'un fethi" width="279" height="181" /></a>İstanbul fetih edilirken, Bizans ordusu içinde değişik milletlere ait askerlerin hepside kutsal Bizans&#8217;ın Osmanlı&#8217;ya karşı savunması için gelmişlerdi. Kuşatmanın sonuna doğru Osmanlı toprakları Edirnekapı ve Topkapı&#8217;da çok büyük gedikler açmıştı.Artık içerideki Bizanslılar dışarıdan görülebiliyor, şehir son anlarını yaşıyordu.Bizans ordusundaki Cenevizli bir komutan, kalan güçleri yaptığı bir planla kapıların dışındaki Osmanlı askerlerini arkadan çevirip, yok etmek ve gedik açmak için<span style="color: #000000;"><em> &#8220;Rum ateşi&#8221; </em></span>desteğinde kapılardan birini açtırdı (<span style="color: #000000;">Kserkoporta</span>) ve dışarıhamle yaptı. Ama kendi adamları yaralandı.Kapalı olan kapılar açılarak kendi yaralı askerleri içeri alındı. Sonra telaşlakapılar tam olarak kapatılamadı.Surların dışındaki iki yeniçeri kapının yarı açık olduğunu fark ettiler. Bizans askerleri, Topkapı yönünde mazgalları boşaltıp Topkapı&#8217;da savaşan diğeraskerlere yardıma gitmişti. İki yeniçeri diğer yeniçerileri de çağırarak içeridaldılar ve esas kanlı savaşların cereyan ettiği Topkapı&#8217;ya doğru hızla koşmayabaşladılar. Topkapı surunda savaşan Bizanslılar, yeniçerilerin içeride ve arkalarında olduğunu fark edince onlara doğru döndüler.MAT! Her şey bitmişti.Cenevizli komutan, yapmış olduğu hamlenin sonucunu rüyasında görse inanmazdı.</p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>FİLİSTİN HAMLESİ</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong><a href="http://www.tarihtennotlar.com/wp-content/uploads/2010/10/hzisa_çarmıha_gerilişi.jpg"><img class="size-full wp-image-2035 alignright" title="hzisa_çarmıha_gerilişi" src="http://www.tarihtennotlar.com/wp-content/uploads/2010/10/hzisa_çarmıha_gerilişi.jpg" alt="Hz. İsa'nın çarmıha gerilişi" width="106" height="137" /></a>HZ. İsa</strong></span>; hahamların cemaatlerine hizmette kusurlarının olduğu, çalışmadıkları vealdıkları paraları hak etmediklerini söyleyince, hahamlar İsa&#8217;yı çarmıhagerdirdiler. Romalılara bu hamleyi yaptırırken, sonuçlarının Hristiyan dinini doğuracağını düşlerinde görseler inanmazlardı. Hele bu hamlenin Miladi Tarihi doğuracağını hiç düşünmemişlerdi.</p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>PADİŞAHIN HAMLESİ</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>1821 </strong></span>yılında Osmanlı padişahı, Rusya çarlığıyla casusluk yaptığından şüphelendiği Rum Ortodoks Patriği Grigorius&#8217;u bir emriyle patrikhanenin kapısına astırdı.Günümüzde bu kapı hala kapalıdır. Padişah, Yahudi halkına, Grigorius&#8217;un ölüsünü Sarayburnu&#8217;ndan denize atmalarını emretti. Padişah&#8217;ın Yahudi halkı emri yerine getirdiler, aradan geçen zamanla bu hamlenin sonuçlarıyla Mora Yarımadası&#8217;ndaki Rumlar 6 bin Yahudi&#8217;yi katlettiler.</p>
<p>İnsanoğlu,dünyada çeşitli coğrafyalarda hamlelerini halen sürdürüyor. Yaptığı hamleler dünyanın değişik yerlerinde değişik sonuçlara yansıyor. Irak&#8217;ta ve Afganistan&#8217;daki satrancın sonuçları yüzyılımız sonlarına doğru, hatta belki deoraya kalmadan beklenmeyen sonuçlar yaratacak.</p>
<p>Hakan Er - <a href="http://www.twitter.com/aynaninsirri">www.twitter.com/aynaninsirri</a></p>


<p>Benzer konu bulunamadı.</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tarihtennotlar.com/dunyanin-akisini-degistiren-satranc-oyunu-ve-sah-mat-hamleleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

