KENDİMİN KENDİME KARŞI SESİ

Belki bu yazıdandan tarih adına, olaylar adına, kişiler adına, bir meselenin izahı adına, bir betimleme bir çözümleme adına bir şey bekleyip bir şey ümit edip okuyabilirsiniz. Ama bu yazıyı belki birçoklarımızın vicdanında hissettiği ama çoğu kez dillendiremediği  duyguların izahı olarak okuyunuz. Bu yazı sizler gibi 21.yy da yaşayan benim, bir gencin kendine karşı sesidir.

Etrafı günahtan ateş çemberleri sarmışken, gençliğim ve gençliğimiz beyhuda boşa harcanırken, duygularım ve duygularımız, zincirlere vurulmuşken, tarihim ve tarihimiz yok sayılırken, acıların, ümitsizliklerin, ağlayanların feryadına bir seda verilmezken ben böyle susacak mıydım?

Yani hakikati haykırma adına, bir yaraya merhem olma adına, bir meselenin ucundan tutma adına bu suskunluğum nedir? Bunca acının, gözyaşının, yaftaların yapıştırılması karşında böyle sus pus mu olmalıydım? Banane deyip bir köşede milletimin gençliğim ve gençliğimizin yangınını seyredecek miydim? Kabristanlarda Fatihlerin, Yavuzların, Eyyubilerin kemiklerini böyle sızlatacak mıydım? Çevremizde yangınları görüpte bir yudum su taşımaz hale geldik. Ne olduğu belirsiz kimseler tarihimize söverken gelenin hatrına geçmize karalar atarken alkışlar olduk. Ben, siz  ve daha çehresini bilmediğim kardeşlerim boş ve önemsiz işlerle meşgul edilirken seyirci haline geldik. Koca bir tarihin mirasçısı iken bu tarihi bilmekten bile gafil hale geldik. Dünyanın dört bir yanında kardeşlerimize ve dindaşlarımıza kan kusturulken biz ekran başında kalakaldık. Gördüğümüz her bir haksızlık karşında susup gözlerimizi yumup geçer olduk. Tarihimiz benliğimiz inançlarımız hiçe sayılırken bizler kendi zevk ve eğlencelerimize dalır hale geldik. Peki bizler böyle mi olmalıydık?

Oysa bizler nerede bir ateş görsek söndürmeliydik. Nerede bir feryat işitsek soluk soluğa koşmalıydık. Nerede bir zulum işitsek hemen orada göğsümüzü açarak siper olmalıydık. Mehmet AKif Ersoy’un da dediği gibi zulmü alkışlamayıp zalimi sevmeyip hakikati haykırmalıydık. Adeta küheylanlar gibi çatlayana kadar koşmalıydık. Koşmalıydık ki ötemizde berimizde  her bir zülme her bir acıya her bir haksızlığa merhem olmalıydık. Laboratuarlarda sabahlamalı, hergün yeni bir şey üretmeli her gün yeni bir hedefin peşinden koşmalıydık. Ayaklarımızda derman kalmayıncayadek öteler koşmalı, ötelere bizi tarihimizi medeniyetimizi Abdülhamitleri, Yunus Emreleri anlatmalıydık. Bu soylu bu asil bu necip milleti zirveye taşıma adına çırpınmalıydık. Böyle susmamalıydık, hakkı ve hakikati anlatma adına daha arzulu olmalıydık, gerimizde koca bir tarih bırakma adına, eserler yapılar bırakma adına, bir iftihar tablosu bırakma adına daha gayretli olmalıydık. Avazımız çıktığınca haykırmalıydık bizi biz yapan şeyleri. Akif’i anlatmalıydık mesela, Nazım’ı söylemeliydik, Sinan’ları söylemeliydik. Heyhat ki bunların çok uzağındayız…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir