Fenerin toplam yüksekliÄŸi 117 metreydi ve bu yükseklik günümüzdeki 40 katlı binalara eÅŸittir. Ortadan geçen ÅŸafta yakılan ateÅŸin yakıtı konuluyordu. En tepede tunçtan yapılmış gizemli ayna duruyordu. İlk yapımında fenerin damında veya tepesinde Tanrı Poseidon’un bir heykeli vardı.
Åžimdi mimari bir harikadan söz edeceÄŸiz; İskenderiye Feneri, her fener gibi denizcilerin limana güvenle dönmeleri için yapılmıştı. Çağında dünyanın en uzun yapısı olarak biliniyordu. Ama Fener’in gizemli yönü olan ünlü “Ayna” bilimcileri daha çok ilgilendirmektedir. Fenerin ışığını yansıtan aynanın 50 kilometre (35 deniz mili) uzaklıktan görüldüğünü kaynaklar yazmaktadır.
Yeri; İskenderiye Feneri, antik çağın yedi harikası içinde günlük yaşam için kullanılan tek eserdir. Ayrıca yedi harikanın ve gelmiş geçmiş deniz fenerlerinin en yüksek olanı da bu fenerdir.
Åžimdiki İskenderiye kentinin önünde bulunan Pharos Adası (Faros Adası)‘nda. Türkçe’ye Fransızca’dan geçmiÅŸ olan far (mesela otomobil farı) kökü bu adanın adıdır.
Tarih; Büyük İskender’in ölümünden sonra kumandanlarından Ptolemy Soter, Mısır’ı bir dönem yönetti ve İskenderiye’nin kuruluÅŸuna tanık oldu. Kentin kıyısını Pharos Adası yani Firavun Adası kapatıyordu. Kıyıda ve liman giriÅŸinde su altı çok tehlikeli olduÄŸundan bir fenerin yapılması gerekliydi. . İnÅŸaası M.Ö. 285-246 yılları arasında süren Fenerin Tasarım ve ilk çalışmalar Ptolemy Soter’e aittir ama fener, oÄŸlu Ptolemy Philadelphus tarafından bitirilmiÅŸtir. Euclid’in çaÄŸdaşı olan mimar Knidos’lu Sostratus, fenerin ayrıntılı hesaplarını vermektedir. Fener, koruyucu tanrılara, Ptolemy Soter’e ve karısı Berenice’e adanmıştı. Limanın giriÅŸini belirtiyordu. İçinde geceleri ateÅŸ yakılıyor, gündüzleri ise güneÅŸ ışığı bir ayna yardımıyla yansıtılıyordu. Fener, Eski Yunan ve Roma paralarında gösterilmektedir. Araplar Mısır’ı ele geçirince İskenderiye’yi ve iklimini çok beÄŸendiler ve fener yanmaya devam etti. Ama baÅŸkent Kahire’ye taşınınca fenerin bakımı ihmal edildi ve kazayla dev ayna kırılınca da bir daha yenisi yapılamadı. MÖ 956′daki depremde fener zarar gördü ama yıkılmadı. Fakat 1303 ve 1223′te Memlük Sultanı Kayıtbay İskenderiye’nin savunulması için bir kale yaptırmaya karar vererek (Kayıtbay Kalesi), yıkık fenerin tüm taÅŸlarının ve mermerlerinin kalenin yapımında kullanılması emrini verdi.
Tanımlama; Yok olan altı harikadan en sonuncusu İskenderiye Feneri’dir. Bugün yeri tam olarak bilinmiyor. Strabo’ya ve Romalı tarihçi Küçük Pliny’e göre, kulenin dışı tamamıyla beyaz mermerle kaplıydı. Gizemli aynaların yansıttığı ışığın onlarca kilometre uzaktan görüldüğünü yine bu tarihçiler yazıyor. Bazı efsanelerde aynanın yansıttığı güneÅŸ ışınıyla düşman gemilerinin yakıldığı da yazmaktadır. 1166′da Arap gezgini Ebu Haccac el-Endülüsi feneri gezdi ve uzun uzun tanımladı.
 Modern uzmanlar, bu kaynaklardan yola çıkarak, fenerin üç katlı olduÄŸunu söylüyor. En alt kat 55.9 metre yükseklikte ve kare ÅŸeklindeydi. Ortası yukarıya doÄŸru giden rampası olan bir silindir ÅŸeklindeydi veya ÅŸaft vardı. Karenin üstünde 18.30 metre eninde 27.45 metre yüksekliÄŸinde sekizgen bir kule, onun üstünde de 7.30 metre yüksekliÄŸindeki üçüncü kat bulunuyordu. Fenerin toplam yüksekliÄŸi 117 metreydi ve bu yükseklik günümüzdeki 40 katlı binalara eÅŸittir. Ortadan geçen ÅŸafta yakılan ateÅŸin yakıtı konuluyordu. En tepede gizemli ayna duruyordu ve üzerinde alevin bulunduÄŸu bir odası vardı. İlk yapımında fenerin damında veya tepesinde Tanrı Poseidon’un bir heykeli vardı. İskenderiye Feneri, sonraki yüzyıllarda yapılan birçok fenere mimari örnek teÅŸkil etmiÅŸtir. . Yıkılmadan önce yapılan resimleri, dünyadaki deniz fenerlerine yüzlerce yıldan beri örnek olmuÅŸtur. BulunduÄŸu adanın Pharos sözcüğü, Fransızca, İtalyanca ve İspanyolca’da “Fener” yerine kullanılmaktadır.Fenerin en büyük gizemi olan ayna hakkında hiçbir bilgi bulunmuyor. Bu kadar büyük bir aynayı kimin, nasıl yapabildiÄŸini ve hangi tekniÄŸin kullanıldığını hala bilmiyoruz.
 www.bilgiportal.com ‘dan alıntıdır.
Etiketler : Belgesel, Büyük İskender, Darius, Ptolemias, Savaşçılar, tarihtennotlar, truva
Henüz yorum yapılmamış.
Bu yazıya yapılan yorumlar için RSS beslemeleri. TrackBack URL