Vezir hazretlerinden beklediÄŸimiz bir mektup var efendim! – 2

Vezir hazretlerinden beklediÄŸimiz bir mektup var efendim! – 2

PaylaÅŸ

Nizamülmülk, teÅŸkilat hakkında İmam-ı Gazali‘ye bazı bilgiler verdikten sonra, Nizamiye Medreseleri’ni neden kurduÄŸunu detaylarıyla anlattı. Hasan Sabbah‘ın [1] yaymaya çalıştığı Batınilik‘in taraftar topladığını, Ehl-i Sünnet inancına aykırı bu fırka ile mücadele etmenin zaruri olduÄŸunu söyledi:

“Hasan, bizim teÅŸkilatımızın lider kadrosu içindeydi evladım. TeÅŸkilata ihanet edip, kendi örgütünü kurmaya karar verdi. İnandığı sapık düşüncelerle taraftar toplamaya ve bu düşünceleri yaymaya çalışıyor. Kendisinin Mehdi olduÄŸunu ve gerçek İslam’ı anlattığını söylüyor. Kur’an’ın hükümlerini yok sayıyor. Asıl gayesi, İslam devletlerini ortadan kaldırmak ve kendi hükümetini tesis etmek. Karşısındaki en büyük engelin, bizim teÅŸkilatımız olduÄŸunu biliyor ve bize karşı büyük bir savaÅŸa hazırlanıyor.”

Nizamülmülk, son cümlesinden sonra kaseyi eline alıp bir yudum daha demir hindi ÅŸerbeti içti. Kızgın ve tedirgin gözlerle “Hasan’ı hafife almamak lazım evladım!” dedi…

[1]Hasan Sabbah, Nizamülmülk’ün TeÅŸkilat’a aldığı isimlerden biriydi. TeÅŸkilat’tan ayrılıp, HaÅŸhaÅŸiler adı verilen, tarihin en gizemli örgütünü kurdu. Adamları, Nizamülmülk de baÅŸta olmak üzere, Büyük Selçuklu Devleti’nin birçok yöneticisine ve Abbasi hanedanının üyelerine suikast düzenledi. Amaçları, OrtadoÄŸu’ya hükmedecek büyük bir İsmailiye devleti kurmaktı. İngilizce’deki assasinate (sukiast) kelimesinin, tarikatın Arapça ismi olan haÅŸhaÅŸilikten uyarlandığı söyleniyor. Zamanında kullandığı metodların birçoÄŸu, günümüzdeki istihbarat ve terör örgütleri tarafından örnek alınmaktadır.

“TeÅŸkilat’ın kullandığı askeri teknikleri çok iyi biliyor. İki yüze yakın arkadaşımıza suikast düzenledi. İki hafta evvel, yatağımın kenarına saplanmış bir hançerin gölgesinde uyandım. Belli ki Hasan, bana mesaj veriyor!”

“Babam, Gazneli Mahmut’un bu fırkalarla mücadele ettiÄŸini anlatırdı efendim. Ehl-i Sünnet inancını yaymak, belki de bu iÅŸin en ciddi tedavi yoludur.”

“NiÅŸabur’a, sizi bu iÅŸe vazifeli kılmak için geldim evladım. Talebelerinizden kılıca yeteneÄŸi olanları bana emanet etmenizi, kaleme yeteneÄŸi olanları BaÄŸdat’a götürmenizi münasip görüyorum. İtikat ve mantık dersleri kuvvetli, hitabet ve ikna kabiliyetleri yüksek alimler yetiÅŸtirmekle mükellefsiniz. Bugünden sonra, Nizamiye Medresesi’ne baÅŸ müderris [2] olarak tayin edilmiÅŸ bulunuyorsunuz.”

[2] BaÅŸ müderris, bugünkü anlamıyla rektörlük demektir. İmam-ı Gazali, BaÄŸdat’a gittikten sonra Ehl-i Sünnet karşıtı fırkalar Batınilik ve Mutezile ile mücadeleye baÅŸlar.YetiÅŸtirdiÄŸi talebeler, OrtadoÄŸu’nun her tarafına yayılıp, iktidarı ele geçirmek için dini kullanan fırkalara karşı halkı bilinçlendirir. Gazali’nin, İslam dünyasında fikir ve düşünce ayrılıklarına yazmış olduÄŸu İhya-u Ulumuddin, bu amaçla kaleme aldığı eserlerin en meÅŸhurudur.

Nizamülmük, Gazali’ye yeni vazifesini söyledikten sonra, yanında getirdiÄŸi Divan-ı Lügati’t Türk’ün[3]  el yazması bir örneÄŸini genç imama hediye etti. Hükümranlığın Türk milletine geçtiÄŸini, bu yüzden KaÅŸgarlı Mahmut’a Türkçe sözlük hazırlatıldığını anlatan Nizamülmük, sözlüğün içinden bir sayfa çevirip seslice okumaya baÅŸladı:

“Ben Buhara’nın sözüne güvenilir imamlarından birinden ve baÅŸkaca NiÅŸaburlu bir imamdan iÅŸittim.İkisi de senetleri ile bildiriyorlar ki, peygamber, ahir zaman karışıklıklarını ve OÄŸuz Türklerinin ortaya çıkacaklarını söylediÄŸi sırada, ‘Türk dilini öğreniniz, çünkü onlar için uzun sürecek egemenlik vardır’ buyurmuÅŸtu.Bu söz doÄŸru ise -sorguları kendilerinin üzerine olsun- Türk dilini öğrenmek çok gerekli bir iÅŸ olur.Bu doÄŸru deÄŸil ise, akıl bunu emreder.”

“Mahmut Bey, büyük iÅŸ yaptı evladım!”

[3] KaÅŸgarlı Mahmut, Türkçe’nin en büyük eserini tamamladıktan sonra, bunu ilk olarak Abbasi Halife’sine sunmuÅŸtur. Tarih kitaplarında, “çok iyi silah kullandığı” yazılan KaÅŸgarlı Mahmut, eserini tamamladıktan sonra DoÄŸu Türkistan’a gitmiÅŸtir.Aynı tarihlerde yazılan ve Karahanlı hükümdarına sunulan ikinci bir eser, Yusuf Has Hacip’in Kutadgu Bilig’idir. Kutadgu Bilig, Türk edebiyatının ilk siyasetnamesidir.Yusuf Has Hacip’in türbesi KaÅŸgar’dadır.

Dış kapıya kadar misafirine eşlik eden Gazali, kudretli baş vezirin sağ elini eline alıp başparmağının ucunu öptü.

“İşimiz hükümetle deÄŸil, hikmetle evladım; unutmayasın!”

“Peki efendim.”

Atına doÄŸru yürümeye baÅŸlayan Nizamülmülk’ü büyük bir hayranlıkla izlerken, Gazali “EttiÄŸin dualar kabul oldu Karaca!” diye söyleniyordu… “Vezirin mektubundan önce, kendisi geldi!”

Genç mürit, duyduÄŸu sözden sonra bir Gazali’nin gözlerine, bir de hocasının hürmet ettiÄŸi zata baktı.Elindeki deÄŸneÄŸi yere atıp hızlı adımlarla atın olduÄŸu aÄŸaca doÄŸru koÅŸmaya baÅŸladı.

“Karaca Ahmet!”

Gazali’nin, Nizamülmülk’ü rahatsız etmeyecek kadar kızgın sesi, genç müridin yüreÄŸini birkez daha titretti. OlduÄŸu yerde kalan ve yüzünü tekrar hocasına çeviren Karaca Ahmet, gözlerini efendi hazretlerinin gözlerine kilitledi:

“En büyük dileÄŸim, devlet-i ebed müddet için hizmet etmektir efendim!”

“Bizde bulamadığın ne ki,bize gelene gidersin evlat!”

Bookmark and Share




Benzer Konular :

  1. Vezir hazretlerinden beklediÄŸimiz bir mektup var efendim! – 1
  2. Farklı Açılardan Hasan Sabbah
  3. Üç Arkadaş


1 Yorum »

  1. Not: Hasan Sabbah’ın meÅŸhur fedailerinden İbni Tahir, Sabbah’ın emri üzerine Gazali’nin öğrencisi Osman gibi ve Gazali adına mektup taşır gibi Nizamülmülk’ün yanına gider ve çok ince uçlu ve çok küçük bir zehirli hançer ile Nizamülmülk’ü öldürür. Bkz. Bartol – Fedailerin Kalesi Alamut

    comment-bottom

Bu yazıya yapılan yorumlar için RSS beslemeleri. Geri İzleme URL'si.

Yorum yap