Yavuz’dan Günümüze Ders

Yavuz Sultan Selim Han, Mısır seferine çıkmıştı. Bu sefer, her konuda zor ve çetin geçmişti. Hazine çok sıkıntıya düşmüştü, para bakımından tam takırdı. Hazinedar durumu padişaha arz etmeden önce işi halletme yoluna gitmiş, bir bezirgândan borç para almıştı. Sefer dönüşü bezirgânın parası ödenecekti. Öyle de oldu. Hazine sorumlusu, bezirgânı çağırmış ve borç olarak verdiği miktarı kendisine ödemişti. Bezirgân hazine sorumlusuna şöyle bir teklifte bulunur: Devletin sayesinde servetim çoğaldı. Varis olarak bir oğlumdan başka kimsem yok. Size borç olarak verdiğim parayı devlete bağışlıyorum, karşılığında da oğluma devlette bir iş verin. Bu teklifi hazinedar iyi karşılamış, durumu Padişaha bildirmek üzere huzura çıkmıştı. Hazinedarını dinleyen Yavuz, öfkeyle ayağa kalktı ve bağırdı: “Bana böyle ahlâksız bir teklifle nasıl gelirsiniz?” Bu tekliften dolayı seni de bezirgânı da cezalandırırdım. Ancak benim için, “Servetine tamah ettiği için cezalandırdı.” demelerinden çekindim. Derhal bezirgânın parasını verin ve bir daha da bana böyle yakışıksız tekliflerle gelmeyin. Bezirgânın Yahudi olduğu konusunda tarihçilerin notu vardır.

Yavuz’un bu olayından çıkarılacak çok ders var aslında. Osmanlı Devleti’nin neden uzun ömürlü bir devlet olduğu, neden Türkiye’nin Osmanlı olamayacağını şu küçücük olaydan çıkarmak mümkün olacaktır. Devlet zor anında bir bezirgandan borç almak zorunda kalıyor. Bezirgan tüm servetini bağışlıyor karşılığında oğluna bir memurluk istiyor, tüm servetine karşılık sadece bir memurluk çok bir şey istemiyor gibi. Sizce de öyle değil mi nedir ki tüm servetine karşılık bir memurluk? Ama işte o gün Yavuz’un yaptığı adam kayırma torpil gibi günümüzde ülkemizin kangren olan bürokratik yapısı ve yönetimde beceriksiz insanların görev alması sonucu ülkemizin potansiyelini iyi kullanamamasının ilacıdır. O gün Yavuz’un yaptığını ülkemizde Atatürk’ten sonra hiç kimse yapmadı. Eğer yapmış olsalardı belki yeni bir Osmanlı olacaktık.

Yıllardır bir milletvekilinin kartı, bir bakanın yakınıdır ibaresi, bir bürokratın telefon açması tüm kapıları açıyor. Kapılar açıldıkça ülkemiz küçülüyor, milli sermayemiz kendini bilmezlerin elinde eriyor. İnsanlar siyasete ülkemizi daha iyi yerlere getirmek için değil gücüne güç katmak için, servetine yenilerini katmak için giriyor.

Tüm bunlara dur diyecek bir Yavuz gelecek mi? Ya da bu adam kayırma ne zaman bitecek, milletvekillerinin yeğenleri hiç mi bitmeyecek?

Ey gönül! Başkasından yardım ve dostluk umarak yaşama düşmanında da korkma! Devlet ve saltanat ancak Allah ( c.c.) verdiğidir.

(Yavuz Sultan Selim)

Yayınlayan

kaiser

5 Aralık 1987 yılında Kayseri'nin İncesu ilçesinin Kızılören kasabasında doğdu. İlköğretim ve liseyi Adana'da okudu. YÜksek öğrenimini Kastamonu Üniversitesi Eğitim Fakültesi İlköğretim Matematik Öğretmenliği'de tamamladı. Şu anda atama bekleyen binlerce öğretmen adayından birisi.

“Yavuz’dan Günümüze Ders” için 8 yorum

  1. tüm bunlara dur diyecek bir bir lider önder bekliyoruz …. ve bunun için bizde üzerimize düşeni yapmalıyız Selim Han gibi liderler istiyorsak onlara yakışır olmalıyız….

  2. çok güzel bir örnek ve paylaşım gerçekten, şimdi ise parası olana her yol açık.. paylaşım için teşekkürler…

  3. gerçekten tek kelimeyle harika. eline sağlık. çok ders veriyor bize geçmişteki zeki liderler. ancak bir türlü ders almıyoruz.etrafta yıllardar papağan gibi çözüm üretmeyen,problem üreten siyasetçiler olduğu sürece bu paylaşştığın şey sadece bir biblo parçası gibi yerinde kalacak.biz biblo parçası gibi bunu yeri geldiğinde okuyup vay be ne yapmış yavuz sultan selim han demek yerine bunları yaşasak,birlik olsak bir değil binlerce yavuz sultan selimler gelirrr.umudum her zaman olduğu gibi yine var.Türk oyunlara gelmediği sürece her zaman bağımsızlık ruhunu,özgürlük ruhunu,liderlik ruhunu,önderlik ruhunu hiç bir zaman kaybetmedi her zaman da sürdürecek vesselammmm….

  4. Efkârınız (düşünceleriniz) çok güzel. Ve lakin tahrir ettiğiniz hikayenin kaynağını yazarsanız çok müteşekkir olurum. Zira tarihimizde hiç yaşanmamış ama yaşanmış gibi anlatılan bir sürü vâkıa vardır.

    Dediğim gibi hikayenin kaynağını bana gönderirseniz çok iyi olur.

    Şahsi görüşüm ise böyle bir olayın tezahür etmediği yönündedir.

    1. Ben bu hikayeyi Kastamonu Üniversitesi 1. sınıfta okurken Yrd.doç Muammer Ergün anlatmıştı.Halen orda öğretim üyesi ona ulaşabilirsen kaynağını bulabileceğini zannediyorum.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir