Geç Hititler

Hitit

Bu makale National Geographic Ocak 2009 sayısında yayınlanmış olan Geç Hititler adlı yazıdan faydalanılarak hazırlandı.

2008 yılında Gaziantep yakınlarındaki Zincirli Höyük’te, kraliyet yapılarından uzakta, şehir duvarlarının dışında kazı yapan arkeologlar, İÖ 8. yüzyıla tarihlenen bir stel(Üzerinde yazıt, bezeme ya da her ikisi birden bulunan, dik olarak zemine yerleştirilen dar taş levha) ortaya çıkardı. Stel, 363 kilo ağırlığında, 91 santimetre yüksekliğinde ve 61 santimetre genişliğindeydi. Kazıyı yapan arkeologlar steli “türünün ilk örneği” olarak tanımladı. Gün ışığına çıkarılan parça, dönemin ölü gömme gelenekleri ile ilgiliydi ve ölümden sonraki yaşama dair bilgi veriyordu. Zincirli’deki diğer stellerin aksine yazıt ve betimleme aynı eser üzerinde yer alıyordu.

Arkeologlar stel üzerinde resmedilmiş kişinin büyük olasılıkla yakılmış olduğunu düşünüyor. Stelin üzerindeki yazıda, ölen kişinin ruhunun ölümden sonra taş levhada yaşamaya devam ettiğine dair bir inançtan söz ediliyor. Belki de Ön Asya kültürlerinde ilk kez ruhun vücuttan ayrı olarak düşünüldüğü gerçeği ile karşı karşıyayız:
Ben Kuttamuva, Panamuva’nın hizmetkârı, halen yaşarken, kendim, bu stelin üretimini denetledim. Bu steli, ebedi bir odaya yerleştirdim ve o odada bir ziyafet düzenledim: Hadad (Fırtına Tanrısı) için bir boğa… Samas (Güneş Tanrısı) için bir koç… ve bu stelde yaşayan ruhum için bir koç (adadım?).”

Yazıt, Kuttamuva’ya, himayesinden birine ya da resmi bir görevliye aitti. Sonradan kutsal bir mezara dönüştürülmüş küçük bir odada orijinal yerinde bulunmuştu.

HititlerYazıtı, Kuttamuva bizzat kendisi kaleme almıştı ve kendisini İ.Ö 8. yüzyılda Zincirli (Sam’al) kralı Panamuva’nın hizmetkârı olarak tanımlıyordu. Stelin, Kuttamuva’nın evinde bulunduğu düşünülüyor. Yazıt, Fenike alfabesinden uyarlanmış bir yazı sistemi ile Batı Sami dilinde yazılmıştı. Bu, Arami diline ve İbranice’ye yakın bir dildi. Zincirli krallığının İbranilerle aynı dili ve kültürel özellikleri paylaşıyor olması bilim insanlarının dikkatini çekti. Ama asıl ilginç olan, stel sahibinin ve kralın adlarının Sami dilinde olmamasıydı. Bu da, o dönemdeki etnik grupların ve bölgeye Hitit İmparatorluğu zamanında göç etmiş olan Hint–Avrupa kökenli halk gruplarının varlığına işaret ediyordu.

Geç Hitit krallıkları İÖ 1. binyılın ilk dönemlerinde Akdeniz’in doğusu, Kuzey Suriye ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde varlık gösteriyordu. Bu devletlerin politik, sosyal ve kültürel tarihinin yazılabilmesi için yürütülen kazılar ve araştırmalar yeterli olmasa da politik ve stratejik açıdan ne denli önemli olduklarının altını çizmek gerekir. Bu şehir devletlerinin bilinmeyen özelliklerine karşı duyulan merak, karanlık noktaları açığa çıkarmak için duyduğumuz heyecanı körüklüyor…

Kendim de Gaziantep’li olduğumdan hemen sizinle bunu paylaşmak istedim:). Güneydoğu da toprak altında müthiş bir kültür yatıyor. Bunların zamanla gün yüzüne çıkarılıp bizlerle ulaşmasını umut ediyorum…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir