BBC Eski Dünyanın Kayıp Şehirleri – KARANLIK HÜKÜMDARLARIN ŞEHRİ HATTUŞAŞ

Dünyanın en kudretli imparatorluklarından Hititlerin başkenti Hattuşaş…Sonsuza dek yaşaması için kurulan bir medeniyetin, tarihten silinişinin hikayesi…Yeni ve gizemli bir ordu, Babil’e beklenmedik bir şekilde saldırmıştı. Şehirde terör estiriyorlardı. Hattuşaş’ın bu karanlık savaşçıları, acımasız bir yetenekle, önlerine çıkan her şeyi yıkıp geçiyorlardı. Misyonları, dünyanın görüp geçirdiği en büyük imparatorluk haline gelmekti. Ama bunu bir kez başardıktan sonra, bu acımasız ordu ve kurdukları muazzam imparatorluk yok oluverdi. Yok oluşları da, çıkışları kadar gizemliydi. 3000 yıl boyunca, tarih kitaplarında, hatta mitlerde ve efsanelerde bile izlerine rastlanmadı. Ta ki, bu kayıp dünyanın parçaları bir bir ortaya çıkmaya başlayana dek…

Sonsuza dek yaşaması için kurulan bir medeniyetin, tarihten nasıl silindiğinin hikayesi ve Karanlık Hükümdarların Şehri Hattuşaş.

Bölüm1

Bölüm2

Bölüm3

BBC Eski Dünyanın Kayıp Şehirleri – PİRAMİTLERİN LANETLİ VADİSİ

Onlar, dünyadaki son büyük piramit ustaları arasında yer alıyordu. Onlarınki, tarihin en gizemli medeniyetlerinden biriydi. And Dağları’ndaki ıssız bir vadide yaşayan Lambayeque halkı, piramit inşa etme tutkusuna kapılmışlardı. Ama bu tutkuları dehşete dönüştü. Şehir, dökülen kanların ve vahşetin pençesine düştü. Ardından da bütün medeniyet dünya yüzeyinden silindi. Kısa süre önce, bu müthiş medeniyetin o beklenmedik sona nasıl sürüklendiğini açıklayacak kanıtlar, gün ışığına çıktı. Kanıtlar, bu halkı kayıtsızlığa iten korkuyu da açıklıyordu. Antik çağın en büyük harikalarından bazıları hala gizemini koruyor..

Tarihin en şaşırtıcı medeniyetlerinden biri Lambayeke halkı…Devasa piramitleri nasıl inşa ettiler? Sonra neden bir anda bırakıp gittiler? Piramitler vadisi Tucume.

Bölüm1

Bölüm2

BBC Eski Dünyanın Kayıp Şehirleri – FİRAVUN’UN YOKOLAN BAŞKENTİ

Antik çağın en büyük harikalarından bazıları hala kayıp. Binlerce yıl önce yok oldular ve şuan üzerine bastığımız toprakların altındalar.

Eski Mısır `daki onca dünya harikasının en görkemlilerinden biri Büyük Ramses `in başkenti Piramses`ti. Firavun , bu başkenti kurmak için bir servet harcamıştı. Ama uzun zaman önce şehrin tamamı ve hazineleri kayıplara karıştı. Piramses`in kayıp şehri, bir efsane haline gelmişti. Kayıplara karışan ve 3000 yıl sonra tekrar keşfedilen şehir arkeoloji tarihinin en garip bilmecelerinden biri oldu. Çünkü yanlış yerde ortaya çıkmıştı…Arkeologları bile şaşırtan Piramses’in binlerce yıllık ilginç hikayesi.

Bölüm1

Bölüm2

Cengiz Han’ın Askeri Stratejileri

mongol13. Yüzyılda dünya üzerindeki milletlerin birçoğu bölünmüş haldeydi. Hatta, Moğollar dahi Cengiz Han çıkana kadar birbirleri ile düşman halindeydiler. Moğolların bu hızlı yükselişin temel sebeblerinden biri buydu. Ancak, herşeye rağmen Moğolların askeri disiplinini de gözardı etmemek gerek…

Moğollar, Cengiz Han tarafından tek bayrak altında birleştirilmeden önce göçebe bir hayat tarzına sahiptiler. Savaş stratejilerini genelde süvari ve hafif silahlara dayandırmışlardı. Ancak Cengiz Han’ın tüm kabilelere “dünyayı fethetme” ülküsünü açıklamasının ardından, bu savaş kültürü Çin İmparatorluğu’nun savaş strateileri ile birleşecekti…

mogolaskerleriMoğollar, tek bayrak altında birleştikten sonra “humbaracı, kuşatma silahları ve mancınık” türü ağır teçhizata da önem vermişlerdi. Cengiz Han, bu yeni savaş stratejisini ilk olarak Çin üzerinde denedi. Binlerce Moğol atlısından müteşekkil Moğol ordusu yola çıktığında Çin İmparatorundan gelen mesaj netti:” Bir avuç kumun koskoca denizi yuttuğu nerede görülmüş!” Ama olaylar Çin İmparatorunun düşündüğü gibi gelişmeyecek, Pekin tarihinin gördüğü en acımasız katliamlardan birine tanıklık edecekti…

Moğollarda bir diğer önemli husus, savaşın ardından kazanılan ganimet idi. Moğol ordusu, kendilerine karşı savaşan halkalara istediklerini yapma hakkını buluyorlardı. Hatta, Cengiz Han ordusuna seslenirken aynen şunları söylemiştir: “Dünyadaki en büyük zevk nedir bilir misiniz? Düşmanı ezmek, önünüze katıp kovalamak, eskiden onların olanları almak, onları övenlerin ağıtlarını duymak ve en güzel kadınlarına sahip olmak!

Moğollarda toplumsal barış en önemli yasalardan biriydi. Zaten Moğolların devlet stratejilerinden biri de, bölünmüş devletlere saldırmaktır. Bölünmüş ve içerisinde kavgalar yaşayan toplumlar daha rahat ele geçirilebiliyordu.

Moğollar, bu devlet disiplinini ilerleyen yıllarda Türklere bırakacaklardı. Eğer dünyaya damgasını vurmuş devletlerin siyasi yapısını incelerseniz, hemen hemen hepsinde bu yasaların geçerli olduğunu göreceksiniz…

Napolyon Bonapart

Napolyon Bonapart (Fransızca Napoléon Bonaparte) (15 Ağustos 1769 – 5 Mayıs 1821), Fransız Devrimi’nin generali, 11 Kasım 1799’den 18 Mayıs 1804’e kadar Fransa Konsülü olarak Fransa Cumhuriyeti’nin ilk başkanı, sonrasında da 18 Mayıs 1804 ile 6 Nisan 1814 arasında Napolyon I adını alarak Fransa İmparatoru ve İtalya Kralı olmuştur.

Napolyon’un hayatını, yaptığı savaşları anlatan bu belgesel Discovery Channel tarafından hazırlandı.

Bölüm1

Bölüm2

Bölüm3

Büyük Petro

Rusya’yı Avrupa’nın güçlü devletleri arasına sokabilmek için güçlü bir ordu ve denizlerde hakimiyetin gerekli olduğuna inanan Petro, orduyu baştan aşağı yenileme ve bir donanma kurma hamlesine girişti. Öncelikle kendisinin merak sardığı denizciliği Ruslara sevdirmeye çalışan Petro, Rusya’nın güneyinde büyük tersaneler inşa ettirdi. Buralarda çalıştırmak üzere, başta Hollanda ve Venedik’ten olmak üzere Avrupa’nın birçok ülkesinden gemi yapım ustaları getirtti. Bu arada kendisi de, kimliğini gizleyerek çıktığı uzun bir Avrupa gezisinde, ilgi alanına giren bilim ve zanaat dallarıyla ilgili bilgi edindi. Hollanda’da gemi yapım tezgahlarında marangozluk yaptı. İngiltere, Fransa, Hollanda, Almanya’yı dolaştığı bu seyahat Petro için bir okul niteliği taşıdı. Avrupa’nın gelişmiş ve güçlü ülkelerindeki uygulamaları Rusya’ya taşımak ve ülkesinde köklü reformlar yapmak isteyen Petro için bu seyahat bir dönüm noktası oldu.

Discovery Channel’in Muhteşem Eserler ve Büyük Liderler adlı belgesel serisinden.

Bölüm1

Bölüm2

Bölüm3

Kanuni Sultan Süleyman

Ordularıyla Arabistan çöllerinden Viyana kapılarına kadar yürüyen, mimarlık zaferleri ile Rönesans Avrupası’nı kendine hayran bırakan, zorlu bir savaştan sonra bile oturup aşk şiirleri yazabilen Kanuni Sultan Süleyman’ın hikayesi.

Avrupa ona Muhteşem lakabını takmıştır. Discovery Channel ‘in hazırladığı bir belgeseldir.

Bölüm1

Bölüm2

Bölüm3

BBC – Cortes

Hernán Cortés (1485–2 Aralık 1547), İspanya adına Meksika’yı fetheden denizcidir. Hernando veya Fernando olarak da bilinir, ancak tüm mektuplarını Hernán Cortés ismiyle imzalamıştır.

Bugünkü Peru olan İnka topraklarını fetheden Francisco Pizarro’nun ikinci dereceden kuzenidir. Küba’nın İspanyollarca fethedilmesinde görev almış ve başarısı buradan geniş bir arazi ve yerli köleler ile ödüllendirilmiştir.

Yeni Dünya’nın zenginliğini anlamış, Küba valisinden anakıtaya sefer yapmak için yardım istemiştir. Vali, kıtayı kendisi fethetmek istediği için sadece ticaret yapmasına ve keşif yapmasına izin vermiş, ancak Cortes valiyi kandırarak Meksika’yı fethetmiştir.

Aztek topraklarına çıkarma yapmasından sonra, ordusunda firar olmaması için, tüm gemilerini batırtmıştır. Yanında topçu, zırhlı süvari, zırhlı piyade ve tüfekçi birlikleri dahil, 40.000 e yakın bir ordu topladığı bilinmektedir. Çoğu rivayete göre bu sayıyı yerli kabilelerden topladığı adamlarla 100.00’e çıkardığı sanılmaktadır. Bazı kabile yerlileri, Aztek’lerin düşmanı oldukları için Cortes’e Tenochtitlan’ın yolunu göstererek, şehri bulmasına yardımcı olmuşlardır. Aztek İmparatoru Montezuma karşısındaki bu güce ilk başlarda direnmemiş, hatta onlara başkent’te kilise kurmalarına bile izin vermiştir.

Ama sonraları şehirdeki bazı yerli savaşçılar, Cortes’in şehirde istila ve yağma sebebiyle bulunduğunu anlamış ve isyan çıkarmışlardır. Çıkan isyanda imparator Montezuma başından yaralanmış ve kısa süre sonra ölmüştür. Cortez yanındaki birlikleriyle zor koşullarda ayrıldığı şehri, asıl ordusuyla kuşatmış ve uzun bir saldırı ve yıkımdan sonra şehri ele geçirmiştir.

Yerli halkı katletmesiyle de bilinir. Altın ve değerli mücevherler için dünyadaki en büyük soy kırımlardan birini yapmıştır. Azteklerin baş şehri Tenochtitlan’ı (O günün şartları içinde 700.000 nüfusu ile İstanbul ve Paris’ten sonra en büyük 3. şehir olarak bilinir) yerle bir etmiştir. Barbarlığı ile bilinir, çok serttir ve acımasızdır. Bu yüzden kendisinden korkulan ve istenilmeyen bir kişi olmuştur. İspanya’ya çağrılıp, yetkileri azaltılmıştır. 1541’de ülkesine dönüp Türklere karşı açılan Cezayir seferine katılmış; ölümden zor kurtulmuştur. Unutulmuş bir kişi olarak hayatı sona ermiştir.

BBC’nin savaşçılar serisinin devamı. İspanyol denizci Cortes’in Amerika’ya altın bulmak için gidişinin öyküsü

Bölüm1

Bölüm2

Bölüm3

BBC – Spartakus

Önderlik yeteneğiyle dikkati çeken Trakyalı bir köle olan Spartaküs, bir olasılığa göre Roma ordusundan kaçmış, haydutluk yaparken yakalanmış ve köle olarak satılmıştı. Spartaküs M.Ö. 73’te kendisiyle birlikte Capua’daki gladyatör okulundan kaçan 77 arkadaşıyla Vezüv Yanardağı’na sığındı. Küçük bir Roma ordusunca kuşatılan kaçaklar, bir uçurumdan aşağı inerek Romalı askerleri şaşırtıp kaçmayı başardılar.

Spartaküs, kendisine katılan ve sayıları 100 bine ulaşan kaçak köle ve gladyatörlerle Lucania’ya doğru yürüdü. Amansız bir çatışma sonucunda Publius Varinius’u yendi ve Thuria ile Metapontion kentlerini yağmaladı. Spartaküs artık Güney İtalya’ya egemen olmuştu. Roma Senatosu birden tehlikenin farkına vardı. M.Ö. 72’de iki konsülün yönetimindeki güçler Spartaküs’ün üzerine gönderildi. Spartaküs onları yendikten sonra kuzeye, Alpler’e doğru yürüyüşe geçti. Gallia Cisalpina valisi onu durdurmaya çalıştıysa da, yenilgiye uğradı. Köle ordusu artık Alpler’i geçebilir ve güvenlik içinde dağılabilirdi. Ne var ki, kimse İtalya’dan ayrılmak istemedi. Spartaküs, ister istemez güneye yürümek durumunda kaldı. Lucinia’ya geri dönen ordu, orada ilk kez Marcus Crassus’a yenildi.

Spartaküs, Sicilya’ya geçmeyi tasarlayarak Messina’ya çekildi. Onları kaçırmaya söz veren korsanlar sözlerinde durmadı. Crassus köleleri kuşattıysa da, Spartaküs kuşatmayı yararak çekildi. Daha sonra, M.Ö. 71’de, savaşmakta direnen köleler Romalılarca kılıçtan geçirildi. Romalı general Pompeius, Spartaküs’ün ordusundaki çok sayıda kaçağı yakalayıp öldürdü. 6000 kişiyi tutsak alan Crassus, Appia Yolu boyunca tümünü çarmıha gerdirdi. Spartacus’un cesedi ise asla bulunamadı.

BBC’nin savaşçılar serisinini devamı. Gladyatör olan Spartakus’un Roma’ya baş kaldırışının hikayesi.

Bölüm1

Bölüm2

Bölüm3