İskender Düşman Kalesinde Tek Başına…

Tarihte bir çok efsane vardır. Bunlardan Cengiz Han, Timur ve daha sayabiliriz. Fakat bunların içinde en cesuru Büyük İskender‘di. Bütün savaşlarda ordunun en önde gideni oydu. Hatta öyleki bazı savaşların sonucunu onun korkusuz bir şekilde düşman saflarına saldırması belirlemiştir.

Yine İskender inanılmaz derece de cesurca, ordunun en önünde düşman hatlarına saldırıyordu. Makedon ordusu  Hindistan seferinin dönüşünde karşılarına çıkan yerli halkların direnişlerini bastırıyordu. Fakat Malli(Mahlova ya da Aratta) olarak adlandırılan bölgeye geldiklerinde inanılmaz bir direniş ile karşılaştılar. Bu, savaş yorgunu Makedonların morallerini kötü yönde etkiliyordu. Bu direnişi bir an önce bastırmak isteyen Makedonlar Mallileri köyden çıkararak, çölde avlamaya ve hızla öldürmeye başladılar. Günlükler ilk kez duvarlar arasında yaşayan bütün insanların katledildiğinden söz ediyordu. 

büyük iskenderArkasında örgütlü bir direniş bırakmama isteği, artık İskender’in bir takıntısı haline gelmişti. Saldırılarda devamlı olarak komutayı kendisi ele alıyordu. Yanında üç asker olduğu halde, planlarında gecikmeye yol açan kaleye merdiven kullanarak sura tırmanıyordu İskender. Çok sayıda askerin çullanması sonucu merdiven kırıldığında İskender ve diğer üç asker surların üstündeydi ve etraftaki kulelerden ateş altına alınmıştı.

Oklara açık hedef olmak istemeyen İskender surlardan içeri atlayınca diğer üç askerde onu izlediler. Saldırı karşısında sırtlarını duvara verip kendilerine siper oluşturmuşlardı. Kısa süre içinde askerlerden biri öldü ve İskender de akciğerine giren bir okla ağır bir yara almıştı(daha önceki savaşlarda da İskender bir çok defa yaralanmıştır ). Makedon ordusu içeri girinceye kadar diğer iki asker kalkanlarıyla İskender’i korumuşlardı.

Çok ağır yaralanan İskender hakkında öldüğü yönünde söylenti dolaşmaya başlamıştı. Orduya büyük bir hüzün çökmüştü. Ayrıca hiç bilmedikleri bir coğrafyadaydılar ve burdan İskender olmadan çıkamayacaklarını düşündüklerinde büyük bir korkuya kapılmışlardı. İskender’in yaşadığını söyleyen mektup geldiğinde bunun doğruluğundan kuşkulandılar. Çünkü bu mektubu generallerden birinin yazmış olabileceğini düşündüler.

İskender askerlerinin bir isyana kalkışabileciğini düşündüğünden kalacağı çadırın bir gemiye kurulmasını emretti. Böylece nehrin her iki yanındaki askerler onu görecekti ve onun ölmediğini anlayacaklardı.

İskender’in Atının Çalınması

 Büyük İskender ve BukefalosTarihteki en ünlü at Büyük İskender’in atı Bukefalos’tur.

İskender’in meşhur atı Bukefalos Asya da Zadrakarta denilen şehirde hırsızlar tarafından çalınır. Bunun üzerine yerli halk Makedon askerlerinin aceleci bir saldırısına maruz kaldılar. 

İskender eğer siyah at geri verilmezse göçebelerin çadırlarını yakacağı haberini verir. Bunun üzerine Bukefalos’u çalan hırsızlar atı geri getirirler. Böylece yerli halk ile barış tekrar sağlanır. Beklenenin aksine İskender hırsızlara ödül vererek onları gönderir.

 Bukefalos’un ölümü:

Hindistan’da Kral Porus ile yapılan savaşta İskender’in üzerinden hiç inmediği sevgili atı yaralandı ve öldü (M.Ö.326). Atın öldüğü yerde bir mezar yaptırdı ve mezarın etrafına da bir şehir kurdu ve bu şehre atının ismini verdi (bugünkü Bukefaleia (Jhelum) şehri, Pakistan).

İskender Darius’un Peşinde…

Gaugamela savaşını kazanan İskender daha sonra ilk amacı Darius’u yakalamaktı.

İskender ve ordusu hiç mola vermeden çölün içinde ilerliyorlardı. Gün boyu askerlerin sayısı azalıyordu. Askerler öğle sıcağında sanki robotmuş gibi ilerliyorlardı. Hiç suları kalmamıştı artık. Gözcülerden bazıları küçük bir tulum ya da tolga içinde biriktirdikleri suyu getirmişlerdi. Getirdikleri suyu İskender’e uzattılar.

“Kime getirdiniz bunu?” diye sordu.

“Size.”

Gözleri suya dikili yüzlerce adam toplanmıştı etrafa. Hiç kimse konuşmuyordu. İskender suyu kızgın kuma döktü. “Tek kişinin içmesinin hiçbir yararı olmaz” dedi.

Öğleden sonra yolda kaçakların kaldırdığı toz bulutunu gördüler. Çölde yürüyüş kırk yedi mil sürmüştü. Ama Darius’tan hiçbir işaret yoktu. Göründüğü kadarıyla içinde insan olmayan bir araba bir çift katır tarafından az ilerilerine çekilmişti. Susuz hayvanlar su arıyorlardı ve bir kaynağa doğru gidiyorlardı. Askerler seher vakti bu arabanın içinde kendi subayları tarafından öldürülen Darius’un cesedini buldular. Abartılı jestlerinden biriyle İskender, Büyük Kral(Darius)’un cesedini peleriniyle örttü.

İskender’in suyu yere dökmesi onun askerleriyle adeta bütünleşmiş olduğunun göstergesidir. Şüphesiz İskender askerleri tarafından çok seviliyordu.

Persepolis’in Yakılışı

perseolisPersepolis Pers Kral’ı I.Darius tarafından M.Ö yaklaşık 400 yıllarında kurulmuştur. Persepolis Büyük Kral Darius’un krallığı döneminde yapmış olduğu en görkemli faaliyettir. Persepolis zamanının en mükemmel, en güzel şehriydi. Öyleki o zamanda Yunanlılar böyle bir güzeliği rüyalarında dahi göremezdi diye tasvir edilir.

Persepolis kuruluşundan yaklaşık 1 asır sonra Büyük İskender zamanında yakılmıştır. Genel kabul Persepolisi İskender’in yaktığıdır. Bugünkü İran’da hala bu görüş kabul görmektedir. Otoriteler bunu tekrarlayıp duruyor ve asırlar boyunca ezberletildiği için, Persepolis’i İskender’in yakmış olduğu İskender ile ilgili genel kabul görülen olaylardandır.

Eğer İskender Persepolis saraylarının yakılması emrini verdiyse bunu niçin yapmış olabilirdi? Babil, Susa ve daha sonra Ektabana’da böyle bir şey yapmamıştır.

Yunanlı ve daha sonra da Romalı tarihçilerin bu yangın hakkında değişik bir çok yorumu vardır. Thais (İskender’in subaylarından Ptolemaios’un Atinalı  metresi)’i ön plana çıkaran romantik versiyon, savaş alanlarındaki olaylardan daha çok, insan ruhunun işleyiş mekanizmalarıyla ilgilnen yetenekli yazar Plutarhos tarafından çok iyi sunulmaktadır.

persepolisPersepolis’te bulunan İskender , sevgililerini de getirmelerine izin verdiği içkili bir toplantıda subaylarını ağırladı. Bu kızların en ünlüsü, daha sonra Mısır Kralı olan Ptolemaios’un metresi  Thais’ti.Ziyafet sürerken Thais bir Atinalı olduğu için hoş görülebilecek cüretli bir konuşma yaptı. Pers saraylarında içki içiyor olmasının, Asya’da binbir güçlükle orduyu takip etmesinin bir ödülü olduğunu söyledi. Ancak eline bir meşale alıp, daha önce Atina’yı yakan Kserkses(Eski Pers Kralı)’in içinde oturdukları salonunu yaksaydı çok daha iyi olacaktı. O anda orada bulunan herkes kızın kaprislerini alkışladı. Kral kafasına bir çelenk koyduktan sonra eline bir meşale aldı. Kalabalık İskender’in peşinden dans ederek ve şarkı söyleyerek salonu dolaşmaya ve tavandan sarkan kumaşları tutuşturmaya başladı. Sarayın dışındaki Makedonlar olanları gördüklerinde ellerinde meşalelerle içeri daldılar. Bu yıkımda, krallarının barbarlar arasında kalmak için istekli olmadığını ve eve dönmeye eğilimli olduğunun işaretini gördükleri için büyük bir zevkle onlarda yangını yaktılar.

Bu manzara yüzyıllar boyunca şairlerle oyun yazarlarının ilgisini çekmiştir.

Bu olaya  daha sonraları mantıksal bir açıklma getirmeye çalışan diğer yaklaşımlar, ya yüzyıl önce Yunanistan’ın yıkılmasının öcünü almak istediğini yada Persepolis’i, Asyalıların moralini bozmak veya eski Pers hanedanın uzaklaştırıldığını ve yeni bir kralın egemenliğini tanımaları gerektiğini anlamaları için yaktığı ileri sürülmektedir.

Gaugamela Savaşı

AlexanderDaha önce yazdığım İskender’in İssos zaferi adlı yazıda İskender’in Persleri nasıl yendiğini anlatmıştım. Bu defa ise İskender’in Perslerle olan ikinci büyük savaşı anlatacağım. Bu savaş Gaugamela savaşıdır ve bu yer bugünkü Kuzey Irak sınırları içindeki Erbil kentindedir.

Perslerin kralı Darius savaştan önce savaş arabalarının rahat hareket edebilmesi için bütün alanı düzleştirmiştir. Ordusunun sayısı hakkında çeşitli rakamlar söylenmekte ama bana en mantıklı 250 bin geldi. Perslerin yaklaşık 250 bin kişilik ordusuna karşılık İskender’in ordusu yaklaşık 45 bin civarındaydı. Fakat buna rağmen saldıran taraf İskender olmuştur.

İlk bakıldığında İskender için birçok dezavantaj vardır. İskender de ütün bunların farkındadır. Fakat İskender savaşın kaderinin Perslerin kralı Darius’un cesaretine bağlı olduğunu bilmektedir. Bundan dolayı taktiklerini Darius üzerine kurmuştur.

Ordusunu diagonal olarak yerleştirir. Bunu gören Darius ordusunu kanatlara doğru göderirken merkezi zayıf bırakmıştır ve bu İskender’in olmasını istediği şeydi. Böylece İskender askerlerine merkeze doğru saldırmalarını emreder. Bunu gören Darius korkuya kapılarak savaştan kaçar.

İssos savaşı

Darius savaştan kaçınca kısa sürede Pers orduları dağıldı.

İskender tarihin kaydettiği en inanılmaz savaşlardan birini kazanmıştır. Bunu başaran İskender’in askeri taktiklerinin yanında çok inanmış olmasıdır. Savaş günü uyandığında savaşı çoktan kazandıklarını askerlerine söylemiştir.

Savaşın taktiksel detayları için videoyu izleyin. 

Büyük İskender Belgeseli

Bu belgesel Büyük İskender’in Asya’yı fethedeşini ve dünyaya hakim olmasını konu alıyor.

Discovery Channel yapımı.

Bölüm1

Bölüm2

Bölüm3

Büyük İskender’in Askeri Stratejileri

İskender’in babası Philip’in ordusunda mızraklarının boyları 3.5-4 m kadar uzun olan ve pezheteroi ya da phalangitai adlı askerler bulunuyordu. Bu disiplinli askerler phalanx adlı bir sistemle savaşıyorlardı.Falanks(phalanx) birliği normalden 2 kat daha uzun olan ve “sarissa” olarak isimlendirilen mızrakları kullanan askerlerden oluşuyordu. Phalanx’ta ilk sıralardaki askerler mızraklarını öne doğru uzatır ve düşmana mızraktan bir duvar örerlerdi. Bu sayede İskender’in babası Philip Phalanx’a göre daha kısa mızrakları bulunan Yunan şehir devletlerindeki hopliteleri, Trakya kabilelerini ve bölgedeki diğer uluslara karşı üstünlük sağlamıştır.

Büyük iskenderPhilip’in ölümünden sonra yerine geçen İskender Phalanx’ları güçlü champonion süvarileriyle desteklemiş ve ek olarak hypaspiste gibi yeni birimler oluşturarak phalanxlara koruma sağlamıştır. Buna ek olarak İskender ele geçirdiği bölgelerdeki Teselyalı süvariler, Rodoslu sapancılar, giritli okçular gibi birlikleri de ordusuna katmış ve üstün stratejileriyle dağınık ve stratejileri sayı üstünlüğüne dayanan ve daha çok hafif donanımlı birimlerden oluşan Perslileri sayıca az olmasına rağmen yenilgiye uğratmış ve Helenik Uygarlığı başlatmıştır.Daha sonraki dönemlerde orduda fillerde kullanılmıştır.

İskender’in Attalos’a Çıkışı

Büyük İskender filminden o sahneİskender‘in babası Philip‘in komutanlarından Attalos’un kızı ile düğününde (o sırada kraliçe İskender’in annesi Olympias ‘tur.)  Philip salonda bulunanların onuruna kaldırır. Bu arada yeteri kadar sarhoş olan Attalos ayağa fırlayarak  ve pek emin olmayan bir sesle “Krallık çiftinin, damadın erkekliğinin ve gelinin güzelliğinin onuruna kadehimi kaldırıyorum. Tanrıların Makedonya tahtına yasal bir varis vermelerini diliyorum, “ dedi.

Bu, o anda söylenebilecek en talihsiz cümleydi, çünkü Makedon soyluları arasında Kraliçe’nin(İskender’in annesi Olympias) sadakatsizliğine ilişkin söylentiler  dolaşıyordu; bu durum da Prens’in(İskender) soylu kanına gölge düşürüyordu.

Olympias’ın (Makedon geleneklerine göre kraliça düğünde bulunmak zorundadırlar) yüzü bir ölü gibi bembeyaz oldu. Attalos’un dediklerini açık seçik işiten konuklar sessizliğe büründüler ve kıpkırmızı kesilerek ayağa fırlayan , öfke nöbetlerinden birine tutulduğu belli olan İskender’e baktılar. 

” Rezil herif! ” diye bağırdı. “Köpek soyu! Ben neyim peki? Piç miyim?  O söylediklerini geri al, yoksa seni domuz gibi keserim!” Tehditlerini yerine getirirceğini kanıtlarcasına kılıcını kınından çekti.

İskender’in, kayınpederine bu biçimde davranmasını ve düğününü bozmasına alınan Philip içtiği şarabın etkisiyle kılıcını çekip oğlunun üzerine yürüdü. Konuklar çığlık çığlığa bağırmaya başladılar, dansözler kaçıştılar, aşçılar kopmak üzere olan kasırgadan korunmak için masaların altına sığındılar.

İstifini bozmandan dimdik duran İskender’e vurmak için bir sedirden ötekine atlamaya çalışan Philip’in ayağı kaydı; masa örtülerini, yiyecekleri devirerek kıpkırmızı bir şarap gölünün ortasına  düştü. Ayağa kalkmaya çalışıtı ama yeniden yüzüstü düşüp yuvarlandı.

İskender babasına doğru yürüdü ve kılıcını ona uzattı; salon derin bir sessizliğe bürünmüştü. Attalos ise kül gibi bembeyaz olmuştu. “Şuna bir bakın!” diye alaycı bir kahkaha attı İskender. “Avrupa’dan Asya’ya geçmek isteyen şu adam daha yuvarlanmadan bir sedirden ötekine atlayamıyor.”

Philip “Seni geberteceğim!” diye bağırmaya çalışıyordu. İskender dışarı çıkarak oradan uzaklaştı.

Bu olaydan sonra İskender sürgüne yollandı. İlerleyen aylarda babası İskender’i affederek tekrar saraya çağırdı.

Akhilleus ve İskender

iskender_belgesel

Bu iki isim bize erken yaşta ölen ama dünyanın gördüğü en iyi komutanlarını, savaşçılarını hatırlatıyor .  Her ikiside günümüzde bir çok insanın kahraman olarak gördüğü kişiliklerdir. Yaptıkları şeyler bu ilgiyi hak ediyor.

Bir çoğumuzun bildiği gibi Akilleus Truva savaşında erken yaşta ölmüştür.  İskender ise henüz 33 yaşında sıtma hastalığından (Çoğularına göre aslında çok güvendiği komutanları onu arsenik ile zehirlenmiştir.)  hayata veda etmiştir. Bu iki tarihi karekter arasında birçok benzerlik vardır. Hatta İskender Akhilleus’un soyundan gelmektedir (İskender’in annesi Olympos Akhilleus’un soyundandır).

İskenderin kahramanı, Truva Savaşı’nın kahramanı Akhilleus’tur. İskender hemen hemen her gece Homerosun yazmış olduğu İlyada Destanını okumaktır. O’da İlyada da anlatılan destanlardan çok etkilenmiştir. Bir gün Akhilleus kadar tüm dünyada tanınan biri olmak istemiştir. Sonunda bunu başaracak hatta Akhilleus’u bile gölgede bırakacaktı. O daha da öteye gidecek ve yaşadığı dönemde tanrı olarak görülen ilk ve son kral olacaktı. Perslerin krallarının da tanrı olduğunu soyleyebilrsiniz ama onlar ve diğer krallar tanrı-kral olarak sıfat kazanmışlardır.

İskender dünyanın gördüğü en cesur insandır . O bütün savaşlarda ordunun en önünde savaşa girmiştir. Bir çok imkansız gibi görünen savaşı kazanmıştır. Bu savaşları kazanmasında düşmalarının zaafının etkisinin yanında İskender’in o inanılmaz inancı, cesareti bu zaferleri kendisine getirmiştir. O sonsuza kadar hep hatırlanacaktır.

Tiros Kuşatması

Bu kuşatma İskender’in oynadığı çok büyük bir kumardır. Çünkü bir ada olan Tiros bununla kalmayıp çok sağlam surlara sahipti. Kuşatma 7 ay sürmüştür.

İskender’in böyle bir kuşatmaya kalkışması için heralde kendisne ilahi bir ilham gelmiş olsa gerek .  İskender’in sınırları zorlayan emirleri aslında onun kararlılığını yansıtıyordu. Sonunda da tarihin belki en büyük teknlojik zaferi kazanılmıştır.  Çünkü bu kuşatmasının başarılı olmasınının en büyük etkeni İskender’in yapmış olduğu kuşatma silahlarıydı. Kullanılan kuşatma silahlarından bazıları türünün ilk örnekleriydi. Ama isminin başındaki Büyük ismini sonuna kadar hakkettiğini İskender bize bir kez daha göstermiştir.

Bu zaferin sonunda İskender’in mühendisi olana Deiades daha sonraları, “İskender’in yardımıyla Tiros’u aldım” diyecektir.