İskender’in Generalini Öldürüşü

Büyük İskenderİskender bazen hiç umulmadık şekilde sinir nöbetine tutuluyordu. Böyle anlarda ne yapacağı önceden kestirilemiyordu. Yine böyle bir anında kendi generallerinden olan Kara Klitos’u (Granikos çayında yapılan savaşta İskender’in hayatını kurtarmıştı. Aynı zamanda babası Philip’in de generaliydi.)  öldürecekti.

İskender Zeus’un adında kurban sunulması emrini vermişti. Etrefında bulunan dalkavuklar “Batı kötüdür, doğu iyi” diyen şarkı söylemeye başladılar. İskender Kara Klitos‘u çağırtmıştı. İçkili olan Klitos “İşte İskender geldi İskender!” diye nara attı.

Kara Klitos geldiğinde “Batı kötüdür, doğu iyi” şarkısı tekrar yankılanmaya başladı. Bunun üzerine çok öfkelenen Klitos elindeki kadehi yere çaldı.  “Etraftaki tepelerde ölen insanlar, onlara gülen sizlerden çok daha iyi insanlardı.” diye bağırdı.

-“Kiminle konuştuğuna dikkat et ” diye yanıt verdi birisi.

Kadehini yeniden doldurup içen cüsseli Klitos gözünü İskender’e dikti:

-“Kouşsana, sende mi onlara(İskender’inilk yola çıkarkenki ordusundan bahsediyor) korkak diyorsun?”

-İskender, “Sakin ol!” diye bağıdı.

Klitos “Artık… özgür doğmuş olan bizler aklımızdakini söyleyemiyoruz.  Artık Philip’in oğluyla konuşamıyoruz…”

Etrafındakiler Klitos’u sakinleştirmeye çalıştılar.  “Geri çekilin” diye haykırdı ve kolunu sinirden kaskatı olmuş İskender’e doğru sallayarak, “Bu kol Granikos çayında İskender’i kurtarmaya yetecek kadar güçlüydü. Şimdiyse Klitos onunla konuşamıyor bile… “

alexajnder-“Konuşsana, söyleyeceğin şeyler için cezalandırılmayacaksın” dedi İskender kızgın bir şekilde.

Klitos ağır konuşmalarına devam etti. Bunun üzerine İskender kılıcını almak için sıçrayıp arkasına döndü. Ama kılıç taşıyıcısı dışarı çıkartılmıştı.

Etraftakiler Klitos ordan çıkardılar. Ama hepsi de İskender’in haykırışını duydular: “Klitos!”

Bunu duyan dev arkadaş çadırın kapısındaki perdeyi çekti ve “İşte, Klitos burda, İskender” dedi.

Muhafızın birinden kaptığı mızrağı sıçrayarak Klitos’a fırlattı İskender.

İskender arkadaşanın yanına gelip mızrağı çıkarmaya çalıştı. Subaylar kralın mızrakla kendini vurabileceğini düşündükleri için hemen mızrağı elinden aldılar. 

İskender bu olay üzerine günlerce yemek yemedi ve bundan dolayı uzun süre ağladı.

Bir Stoacı olan Romalı yazar Arrianus’un kuru satırlarıyla, İskender’in kendine yaptığı işkence biraz olsun anlaşılmaktadır.”Tez canlılığı ya da öfkesi nedeniyle İskender’in büyük hatalar yapmasını garip bulmuyorum. Ogençti ve kaderin itişiyle çok yükseklere çıkmıştı. Kendisine Pers krallarına davranıldığı gibi davranılmasınıı istemesi de garip bir şey değildir.

Etrafına topladığı arkadaşları gibi kralların her zaman arkadaşları olacaktır ve bu arkadaşlar onların üzerinde yanlışlara yönlendirecek etkilerde bulunacaklardır – hem de yaşamsal çıkarlarını düşünmeksizin.

Ama eminim ki eski krallar arasında, yaptığı yanlış işlerden büyük pişmanlık duyan krallardan birisidir. İnsanların çoğu yanlış yaptıklarında  onu sadece eylem olarak savunma hatasını da yapıyorlar. İskender böyle davranmayan tek kişidir.”

Büyük İskender adlı filmdeki bu sahneyi aşağıdaki videodan izleyebilirsiniz. 

 

Cengiz Han’ın Askeri Stratejileri

mongol13. Yüzyılda dünya üzerindeki milletlerin birçoğu bölünmüş haldeydi. Hatta, Moğollar dahi Cengiz Han çıkana kadar birbirleri ile düşman halindeydiler. Moğolların bu hızlı yükselişin temel sebeblerinden biri buydu. Ancak, herşeye rağmen Moğolların askeri disiplinini de gözardı etmemek gerek…

Moğollar, Cengiz Han tarafından tek bayrak altında birleştirilmeden önce göçebe bir hayat tarzına sahiptiler. Savaş stratejilerini genelde süvari ve hafif silahlara dayandırmışlardı. Ancak Cengiz Han’ın tüm kabilelere “dünyayı fethetme” ülküsünü açıklamasının ardından, bu savaş kültürü Çin İmparatorluğu’nun savaş strateileri ile birleşecekti…

mogolaskerleriMoğollar, tek bayrak altında birleştikten sonra “humbaracı, kuşatma silahları ve mancınık” türü ağır teçhizata da önem vermişlerdi. Cengiz Han, bu yeni savaş stratejisini ilk olarak Çin üzerinde denedi. Binlerce Moğol atlısından müteşekkil Moğol ordusu yola çıktığında Çin İmparatorundan gelen mesaj netti:” Bir avuç kumun koskoca denizi yuttuğu nerede görülmüş!” Ama olaylar Çin İmparatorunun düşündüğü gibi gelişmeyecek, Pekin tarihinin gördüğü en acımasız katliamlardan birine tanıklık edecekti…

Moğollarda bir diğer önemli husus, savaşın ardından kazanılan ganimet idi. Moğol ordusu, kendilerine karşı savaşan halkalara istediklerini yapma hakkını buluyorlardı. Hatta, Cengiz Han ordusuna seslenirken aynen şunları söylemiştir: “Dünyadaki en büyük zevk nedir bilir misiniz? Düşmanı ezmek, önünüze katıp kovalamak, eskiden onların olanları almak, onları övenlerin ağıtlarını duymak ve en güzel kadınlarına sahip olmak!

Moğollarda toplumsal barış en önemli yasalardan biriydi. Zaten Moğolların devlet stratejilerinden biri de, bölünmüş devletlere saldırmaktır. Bölünmüş ve içerisinde kavgalar yaşayan toplumlar daha rahat ele geçirilebiliyordu.

Moğollar, bu devlet disiplinini ilerleyen yıllarda Türklere bırakacaklardı. Eğer dünyaya damgasını vurmuş devletlerin siyasi yapısını incelerseniz, hemen hemen hepsinde bu yasaların geçerli olduğunu göreceksiniz…

Cengiz Han’ın Bilinmeyenleri

cengiz_hanDoğarken avucunda tuttuğu kan pıhtısı onun ilerde büyük bir savaşçı olacağının göstergesi olarak yorumlandı. Hayatı bir efsane haline gelecek kişi Cengiz Han’dan başkası değildi.  Ancak, Cengiz Han hakkında bildiklerimiz kaynak yetersizliğinden dolayı çok kısıtlı. 800 yıllık kitabeler, Moğolistan’daki birçok hurafeden dolayı harap durumda.

– Pek çoklarına göre o milyonlarca insanı katleden bir barbar ve şeytanın yeryüzüne inmiş halidir.

– Askeri başarısında, casusları ve istihbarat sistemlerini sistematik bir şekilde kullanması yatıyordu.

– İhaneti asla kabul etmezdi. Kendi düşmanına dahi ihanet edenleri idam etmiştir.(Camoka’nın adamları kendisine ihanet ederek O’nu Cengiz Han’a teslim ettiler. Camoka’nın adamları  Cengiz Han’dan ödül beklerken Cengiz Han onları idam ettirmiştir.)

– Mezarının yeri bilinmesin diye, cenaze törenine katılan herkesin öldürüldüğü söylenir. Halen bile gömüldüğü yer hakkında en ufak bir ipucu yoktur. Moğolistan’da kutsal bir öge olarak görülen Cengiz Han’ın mezarı, “lanet getirecek” gibi hurafeler sebebiyle araştırılamamaktadır.

– Hayatı boyunca 20 milyon insanı öldürdüğü söylenir. Avupalıların canî olarak gördükleri Cengiz Han’a Türkler kısmen de olsa sempatiyle bakarlar…

– Fettetiği topraklar bugüne kadar fethedilmiş en büyük topraklardı. Cengiz Han ölürken sahip olduğu topraklar Büyük İskender’in 4, Roma’nın 2 katıdır. O öldükten sonra oğulları toprakları 2 katına kadar genişletmişlerdir.

-200 kişiden birinin Cengiz Han’ın soyundan geldiği söylenir.

-National Greographic’e göre tarihin en etkili elli politik liderinden biridir.

– Şamanizme inanıyordu. Hayatının ileri dönemlerinde Taoizm ve Budizm ile de ilgilendi. Ünlü taoist rahip Ch’ang Ch’un’dan ölümsüzlüğü istediği, bu isteği reddedilince de inançla arasına mesafe koyduğu rivayet edilir.

– Komünist idare altındaki Moğolistan’da bir tabuydu. Devrimin ardından ise milli sembol haline geldi.

– Hind lider Nehru, İngiltere’den bağımsızlıklarını kazandıkları süreçte, Cengiz Han’ın kitleleri birleştirme kabiliyetinden ilham almıştı.

– Büyük bir tutkuyla istediği “tüm dünyayı fethetme” arzusunu kendisi başaramasa da, oğulları kısmen başaracaklardı. 1258’de İslam dünyasının başkenti konumundaki Bağdat’ı kuşatan Moğollar, tarihin en büyük istilalarından birini yapmış ve halifeye vahşice işkenceler uygulamışlardı…

– Öldürken oğlu Ögedey’i yerine Moğol Han’ı ilan etti.

BBC Cengiz Han belgeselini izlemek için tıklayın.

BBC Cengiz Han Belgeseli

BBC’nin Cengiz Han belgeseli. Savaş sahneleriyle dolu harika bir belgesel.

Bölüm1

Bölüm2

Bölüm3

Büyük İskender’in Askeri Stratejileri

İskender’in babası Philip’in ordusunda mızraklarının boyları 3.5-4 m kadar uzun olan ve pezheteroi ya da phalangitai adlı askerler bulunuyordu. Bu disiplinli askerler phalanx adlı bir sistemle savaşıyorlardı.Falanks(phalanx) birliği normalden 2 kat daha uzun olan ve “sarissa” olarak isimlendirilen mızrakları kullanan askerlerden oluşuyordu. Phalanx’ta ilk sıralardaki askerler mızraklarını öne doğru uzatır ve düşmana mızraktan bir duvar örerlerdi. Bu sayede İskender’in babası Philip Phalanx’a göre daha kısa mızrakları bulunan Yunan şehir devletlerindeki hopliteleri, Trakya kabilelerini ve bölgedeki diğer uluslara karşı üstünlük sağlamıştır.

Büyük iskenderPhilip’in ölümünden sonra yerine geçen İskender Phalanx’ları güçlü champonion süvarileriyle desteklemiş ve ek olarak hypaspiste gibi yeni birimler oluşturarak phalanxlara koruma sağlamıştır. Buna ek olarak İskender ele geçirdiği bölgelerdeki Teselyalı süvariler, Rodoslu sapancılar, giritli okçular gibi birlikleri de ordusuna katmış ve üstün stratejileriyle dağınık ve stratejileri sayı üstünlüğüne dayanan ve daha çok hafif donanımlı birimlerden oluşan Perslileri sayıca az olmasına rağmen yenilgiye uğratmış ve Helenik Uygarlığı başlatmıştır.Daha sonraki dönemlerde orduda fillerde kullanılmıştır.

Alamut Kalesinin Moğollar Tarafından Yakılıp Yıkılması

Bugün Cengiz Han denildiği zaman aklımıza yok edilen şehirler ve yapılan katliamlar gelir. Milyonlarca öldürülen insanlar, yok edilen dünya mirasları ve yeryüzünden silinen zamanının en güzel şehirleri…

alamut-kalesi-tasviriMoğollar islam alemine bir çok zarar vermiştir. Hatta önüne Memlüklüler çıkmasaydı dünyada islam şehri bırakmayacaklardı. Fakat islam alemini Hasan Sabbah’ın kurmuş olduğu ölüm makinesinden kurtaran yine Moğollardır.

Cengiz Han’ın başını çektği ilk dalga hiç kuşkusuz Doğu’nun başına çöken en yıkıcı afetti. Pekin, Buhara veya Semerkant gibi itibarlı şehirler yeryüzünden kazındı ve milyonlarca insan yok edildi.

Alamut’u silip süpüren dalga ise ikinci dalgaydı.Bu önceki kadar kanlı olmasa da, daha yaygın bir istilaydı. Moğol ordularının bir kaç arayla Bağdat’ı Şam’ı Polonya’da Krakow kentini ve Çin’de Sezuan eyaletini yakıp yıkabildikleri düşünülürse, o çağda yaşayanların nasıl bir dehşete kapıldıkları kolayca anlaşılır.

AlamutttYüz altmış altı yıl   boyunca her türlü istilacıya kafa tutmuş Alamut kalesi de teslim olmayı tercih etti! Cengiz Han’ın torunu olan Hulagu Han bu askeri inşaat mucizesini bizzat gelip gözleriyle gördü; efsaneye göre, orada Hasan Sabbah’ın devrinden bu yana el sürülmeden duran ve hiç bozulmamış erzak depoları buldu.

Hulagu Han askerlerine herşeyi yıkmalarını ve taş üstünde taş bırakmamalarını emretti. Yakılan yerlere Alamut’un kütüphanesi de dahildi. Bu kütüphanede binlerce hiç bir kopyası olmayan sayısız eser kül oldu.

Böylece Hasan Sabbah’ın kurmuş olduğu ölüm imparatorluğu sona erdi.