Atatürk ile İtalyan Sefiri

Merhaba .Bundan sonra sizlere ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’ten de anılar anlatarak onun düşünce yapısını daha iyi anlaşılmasına vesile olmaya çalışacağım.

Her zaman söylediğim bir şey vardır ki eğer Atatürk’ü öğrenmek istiyorsanız onun tarlada karga kovaladığını değil, kaç yılında ne yaptığını değil onun düşüncelerini, anılarını, karakterini, amaçlarını, ideallerini öğreniniz. İşte o zaman Atatürk’ü tanımış olursunuz. Zaten Atatürk’ünde söylediği bu değimlidir?

Beni görmek demek, mutlaka yüzümü görmek demek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız, bu kafidir (yeterlidir).

M.K.Atatürk

İtalya’nın Akdeniz vilayetlerimize göz diktiği sıralardaydı. İtalyan Sefiri, Atatürk’ün huzurunda, Mussolini’nin bazı iddialarını söylemek cesaretini göstermişti.

Atatürk bir müddet dinledikten sonra:

-Birkaç dakika sonra konuşalım… diyerek öbür odaya geçmiş, tekrar döndüğü zaman, “Harp sahnelerinde harikalar yaratan Başkumandan” olarak, askeri elbiselerini giymiş bulunuyordu.

-Şimdi istediğiniz gibi konuşabiliriz sefir hazretleri dedi.

Sefirin ne hale geldiğini lüzum yok… Rengi atmıştı.

Hakan Er – www.twitter.com/aynaninsirri , www.aynaninsirri.tumblr.com

Teşkilat-ı Mahsusa Kuruluş ve Seçkin Üyeler

Merhaba arkadaşlar.Bu yazımızda Teşkilat-ı Mahsusa‘nın kuruluşuna çok kısaca değinip ardından  Teşkilat-ı Mahsusa’nın üyesi olup yakın tarihimizde büyük işler yapan üyelerini sıralayalım.

1.Dünya savaşı’nın başladığı günlerde seferberlik ilan edilmiştir.Seferberliğin ilan edildiği 11 Kasım gecesi İttihat ve Terakki Teşkilatı Genel Merkezi‘nde tarihi bir toplantı vardı ve üyelerin hepsi hazırdı.Toplantı önemli bir karar gebeydi: Enver Paşa’nın önerisiyle Teşkilat-ı Mahsusa’nın temelleri atılacaktı.Alınan kararda şöyle deniliyordu: “İster savaşa katılalım, ister katılmayalım ordularımızın ileride düşman topraklarındaki hareketlerini kolaylaştırmak için bir Teşkilat-ı Mahsusa kurulmalıdır.Bu teşkilat sayesinde silahlandırılacak çeteler savaş sırasında düşman topraklarına girecekler, düşmanın hareketi ve sayısı hakkında ordularımıza gerekli bilgiyi vereceklerdir.”

Teşkilat-ı Mahsusa yaptıkları, en zor şartlarda bile imza attığı inanılmaz eylemlerle bir döneme mührünü vuran bir örgüttür.Öyle ki dünyanın en gizli teşkilatları arasındadır.Hücre sistemiyle çalışmıştır ve hücre evleri günümüzde dahi belirlenememiştir.Teşkilat’ın kuruluş tarihi hakkında çeşitli görüşler vardır: Cemal Paşa hatıralarında Teşkilat-ı Mahsusa’nın 1913 yılında Batı Trakya’daki faaliyetlerinden söz eder.Doktor Philip Hendrick Stoddard (Teşkilat-ı Mahsusa kitabının yazarı) da Ağustos 1914’te Teşkilat-ı Mahsusa’nın illegal olarak çalıştığını 5 Ağustos 1914’te resmi bir kimliğe büründüğünü belirtir.Kaynakların ortak görüşü ise şudur:

Teşkilat-ı Mahsusa Enver Paşa’nın ve mesai arkadaşı Binbaşı Süleyman Askeri‘nin yönettiği ve İttihat Terakki Genel Merkezi’nin Batı Trakya ile ilgili kararlarını uygulamakla görevli bir örgütün büyüyüp gelişmesiyle oluşmuştur.Kuşçubaşı Selim Sami ve Eşref kardeşler,Çerkez Reşit,Hüsrev sami gibi isimlerin aktif olarak çalıştığı teşkilat, yakın tarihimizin en başta gelen gizemli bir örgütüdür.

Teşkilat’ın kuruluş amacı şuydu:

-Bütün Müslüman alemini bir bayrak altında toplamak, yani İslam birliğini gerçekleştirmek.Bunun yanında bütün Türk Dünyası’nı da siyasi birliğe kavuşturmak, yani Turan Ülküsü’nü gerçek kılmak.Önemli bir İslam büyüğü Emiri efendi ve Türkçülük’ün ideologu   Ziya Gökalp Teşkilat’ın fikirlerinden esinlenmiş, Teşkilat-ı Mahsusa Osmanlı coğrafyasında geniş bir yelpazeye yayılmış, büyük bir ümit kaynağı olmuştur.

Teşkilat-ı Mahsusa başlangıçta oldukça iyi işler yapmış, ama Arap isyanları ve İngiliz altınları zamanla bütün dengeleri değiştirmiştir.Balkanlar’da ve Osmanlı’nın değişik yörelerinde İttihat ve Terakki’nin fedakar subayları sayesinde ayaklanmalar çıkmış, İtilaf devletleri’ni oldukça uğraştırmıştır.

Enver Paşa’nın emri ile Teşkilat-ı Mahsusa’nın başına geçen Kurmay Binbaşı Süleyman Askeri’nin emrinde seçme subay ve askerlerden  oluşan Osmancık Gönüllü Alayı vardı.Yüzbaşı Hayri,Filibeli Halim Cavit,Yüzbaşı Lütfü,Piyade Teğmeni Şehreminili Sadık gibi mümtaz subaylar, Binbaşı Süleyman Askeri Bey’in işini oldukça kolaylaştırıyordu.Burada Teşkilat-ı Mahsusa emrinde çalışan ve yakın tarihimizde önemli işler yapan bazı subayların listesini vermeyi faydalı görüyorum:

  1. Yüzbaşı Yakup Cemil
  2. Emir Abdulkadir el-cezayir’in oğlu, Meclis-i Mebusan İkinci başkanı Emir Ali Paşa
  3. Osmanlı Meclis-i Mebusan üyesi Abdulkadir Gannavi
  4. Dr.Abdurrahman Bey
  5. Yüzbaşı Ali
  6. Müstakbel İstiklal Mahkemesi Başkanı ve Cumhuriyet Dönemi Nafia Nazırı Miralay Ali Çetinkaya
  7. Başbakan Binbaşı Ali Fethi Okyar
  8. İşkodralı Ali Rıza
  9. Teğmen İskeçeli Arif
  10. Teğmen Atıf Kamçıl
  11. Binbaşı Mısırlı Aziz Ali
  12. Padişahın saray görevlilerinden Besim Ağa
  13. Gazzeli Cemal Bey
  14. Mustafa Kemal’in yaverlerinden Cevat Abbas
  15. Yüzbaşı Hacı Emin
  16. Geleceğin Harbiye Nazırı Enver Paşa
  17. Enver Paşa’nın kardeşi Nuri Kıllıgil
  18. Enver Paşa’nın kayınbiraderi Yarbay Nazım
  19. Enver Paşa’nın amcası Kurmay Binbaşı Halil Kut
  20. Enver Paşa’nın yaveri İzmitli Mümtaz
  21. Trablus Mebusu Ferhat Bey
  22. Sapancalı Hakkı
  23. Türk Hava Kurumu başkanı Binbaşı Fuat Bulca
  24. Deli Fuat Paşa’nın oğlu Teğmen İslam
  25. Deli Fuat Paşa’nın oğlu Şehit Reşit
  26. Topçu Yüzbaşı İsmail Hakkı
  27. Jandarma Yüzbaşı Kadri
  28. Kuşçubaşı Eşref
  29. Miralay Neşet
  30. Ünlü Hatip Ömer Naci
  31. Sağlık Bakanı Dr. Refik Saydam
  32. Şeyh Salih eş-Şerif et-Tunusi
  33. Trablusgarplı Süleyman el-Baruni
  34. Askeri Temyiz Mahkemesi Başkanı Bingazili Yusuf Şetvan
  35. Halepli Ethem Paşa
  36. Şeyh Abdulaziz Savaş
  37. Yarbay Çorumlu Aziz
  38. Teşkilat-ı Mahsusa Siyasi Büro Müdürü Dr. Bahaeddin Şakir
  39. Teşkilat-ı Mahsusa Sİyasi Büro Müdürü Mithat Şükrü Bleda
  40. Dördüncü ordu müftüsü Esat Şukayr
  41. Ohrili Eyüp Sabri
  42. Ünlü komitacı Fuat Balkan
  43. Süvari binbaşı Eyüplü Hüsamettin Ertürk
  44. Manastırlı Hüsrev Sami Kızıldoğan
  45. Topçu Yüzbaşı İhsan
  46. Türkistan’daki Teşkilat-ı Mahsusa harekatının idarecilerinden Kuşçubaşı Selim Sami
  47. Kolağası Trabzonlu Rıza
  48. Balkan Savaşı’nda Teşkilat-ı Mahsusa üyelerinden İsmail Canpolat
  49. TBMM üyesi Edremitli Necati Bey
  50. Yüzbaşı Kırkkiliseli (Kırklarelili) Ali Rıza
  51. Yüzbaşı Üsküdarlı Muhtar
  52. İstiklal Savaşı paşalarından Dağıstanlı Nuri
  53. Çerkez Ethem’in kardeşi Tevfik
  54. Eğinli Hasan Rıza
  55. Meclis-i Mebusan Bursa Mebusu Talip Bey
  56. TBMM üyesi Yüzbaşı Giritli Ruşeni
  57. Fas’ta Ticani Hücresi Reisi Hoca Abbas
  58. Tunus Devlet Başkanı Habib Burgiba’nın babası Şerif Burgiba
  59. Arabistan’ın ünlü şeyhlerinden İbnü’r-Reşit
  60. İstiklal Marşı Şairi Mehmet Akif Ersoy
  61. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mareşal Mustafa Kemal Paşa

Sevgilerimle..

Hakan Er – www.twitter.com/aynaninsirri , www.aynaninsirri.tumblr.com

Nutuk’un Gizli Şifresi

Merhabalar. Bu sefer konumuz ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk. Hakkında her türlü görüş bildirilmiş ancak düşmanlarının bile önünde düğme iliklediği yüce insan.. Atatürk öyle bir liderdi ki onu istediğiniz her yönden ele alabilirsiniz. İşte belki de günümüzde Atatürk’ü sadece belli bir kısmından inceleyip kendi görüşüne entegre etmeye çalışanların sebebi budur.

Dediğim gibi Atatürk her yönden ele alınabilecek bir insandır. Yüce bir insandır. İyi ama bir insan nasıl olur da tüm tarihe adını bu kadar ihtişamlı kazıyabilir, her konuda nasıl bu kadar deha olabilir? Şöyle söyleyeyim,  Atatürk hakkında sohbet ettiğim bir reiki master aynı zamanda spiritüel konularda bilgili birisi bana onun seçilmiş bir insan olduğunu söylemişti. Agarta soyundan geldiği (Agarta, Kayıp Kıta Mu’da bir ailedir. Atatürk’ün Mu kıtasını araştırması ne kadar da tesadüftür!). İnşallah o kardeşimizde bu yazıyı okursa aşağıya ayrıntılı bir açıklama yazar ama esas bahsetmek istediğim bu değil. Gazi Mustafa Kemal’in “Nutuk” eserindeki bilimsel olarak ispatlanmış bir şey..

Beyin cerrahı Dr. Muammer Yüksel ile biyofizik uzmanı Dr. Erhan Kızıltan, bir bilimsel araştırma için bir araya gelip çalışmaya baslar.
Bu araştırma için gerekli olan bilgisayar programı Dr. Erhan Kızıltan yazar.

Programın çalışıp çalışmadığını denemek için o sırada bilgisayarda tam metni hazır olarak bulunan Atatürk’ün 15–20 Ekim 1927 tarihleri arasında CHP kongresinde okuduğu Büyük Nutuk’unu programa koyarlar. Bir süre sonra, program Nutuk’un içinde her kelimenin kaçar kez tekrarlandığını ortaya çıkarır. İki bilim adamı,  ilk olarak Nutuk’ta 19’ar kez tekrarlanan kelimeleri ilk kullanım sıralarına göre bir araya getirerek bir metin ortaya çıkarırlar.

19 rakamı Atatürk’ün hayatında önemli bir yer tutmaktadır.

ÇÜNKÜ:

  • Atatürk, 19.yüzyılın bitmesine 19 yıl kala 1881 de doğdu. (1881, 19’un 99 katıdır.)
  • 1881, Rumi takvime göre 1297’ye denk gelir. (1+2+9+7=19
  • Selanik’te doğdu. Selanik sözcüğünün ”ebced” hesabıyla (Arapçada her harfin sayısal bir değeri olduğunu belirten hesap) değeri 171’dır. (171, 19’un 19 katıdır.)
  • Nüfus kütüğünde sıra numarası 19’dur.
  • Nüfus Cüzdan numarası 999814’tü. (Bu sayı 19’un 52’306 katıdır.)
  • İstanbul Harp Okulu’na 1900’de kayıt oldu. (1900,19’un 100 katıdır). Bu sırada yaşı 19’du.
  • Harp Akademi’sine 57. ekşi devre olarak girmiştir. (57, 19’un 3 katıdır.)
  • Atatürk Harp Okulunu 20’nci olarak bitirdi. Subaylardan birisi yabancıydı. Bu nedenle mezun olan 19’uncu subay oldu.
  • Yüzbaşı olarak orduya katılış sırası 38’di. (19’un iki katıdır.)
  • Çanakkale Savaşları’nın zaferle sonuçlanmasında büyük rol oynayan 19.uncu tümeni kurdu.
  • 19 Mayıs 1915′ de albay oldu.
  • Komutanı olduğu alayın numarası da 38′ di. (19’un 2 katıdır.)
  • Komutanı olduğu bir başka alayın numarası 57 idi. (19’un 3 katıdır.)
  • 19 Mart 1916’da tuğgeneral oldu.
  • 19 Aralık 1904’de Yıldız Sarayı’na çağrıldı.
  • 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkarak Kurtuluş Savasını başlattı. O zaman 38 yaşındaydı. (Yani 19’un 2 katı)
  • Atatürk’ü Samsun’a götüren Bandırma vapurunun 19 yolcusu vardı.
  • Samsun’da 19 gün kaldı.
  • 4 Temmuz 1919’da Erzurum’a gitti.19 gün sonra 23 Temmuz’da ErzurumKongre’sini topladı.
  • 4 Eylül 1919 Sivas Kongresi’nden 114 gün sonra 27 Aralık 1919’da Ankara’ya gitti. (19’un 6 katıdır.)
  • Mili Mücadele’ye başlanması için komutanlarıyla yaptığı konuşmanın tarihi 19 Kasım 1919’du.
  • TBMM’nin kurulmasına 19 Mart 1920’de karar verdi.
  • 19 Eylül 1921’de mareşallik ve gazilik unvanı aldı.
  • Gençliğe Hitabe’de 19 cümle vardır.
  • Mustafa Kemal Atatürk adında 19 harf var.
  • 10 Kasım 1938’de öldü. (1938, 19’un 102 katıdır.)
  • 57 yıl yasadı. (19’un 3 katidir.)
  • Yaşının ilk 19 yılında askerliğe hazırlandı. İkinci 19 yılında asker olarak hizmet verdi. Üçüncü 19 yılında ise ülkenin kurtarıcısı ve devlet başkanı olarak görev yaptı.
  • Öldüğünde yatağının altında bulunan otomatik silahta 19 mermi vardı.
  • Cenaze namazı 19 Kasım 1938’de Dolmabahçe Camii’nde kılındı.
  • Atatürk’ün ölümü üzerine silah arkadaşı İsmet İnönü’nün Türk Milletine yazdığı beyanname 19 cümledir.
  • Cenazesinde çalınan Chopin’in cenaze marsının numarası 19′ dur. Bu marsta 19 nota vardır.
  • Miras olarak 19.000 lira bırakmıştır. (Yani 19’un 1000 katı)
  • ”Ne mutlu Türküm Diyene” cümlesi 19 harftir.
  • ”İstikbal Göklerdedir” cümlesi de 19 harftir.
  • İstanbul Akaretler ‘de kaldığı evin numarası 19’dur.

İste bu nedenle, NUTUK’da 19’ar kez tekrarlanan kelimelerden bir metin oluşturan Dr. Muammer Yüksel ile Dr. Erhan Kızıltan, Osmanlıca sözcükleri günümüz Türkçesine çevirir bazı eksik cümleleri, anlamını bozmayacak şekilde tamamlar. Sonuçta ortaya su şaşırtıcı metin çıkar:

”TÜM SEÇKİN TEMSİLCİLER’, MİLLETE HİZMET ETMEK YERİNE, GÖREVLERİNİ YERİNE GETİRMEMEKTEDİRLER. BUNLARIN KANUNLARA BİLFİİL UYMALARI GEREKTİĞİNİ BELİRTİNİZ. ŞUNU SÖYLEYİNİZ: YAKIN ZAMANA KADAR MEVCUT FAALİYETLERİ BAŞKA GÖZLE GÖRMEYE ÇABALAYANLAR ARTIK DURUMUN FARKINA VARMIŞLARDIR. KUMANDANLARIN (ASKERLER VE YÖNETİCİLER) HİZMET ETMELERİNE SİZ ENGEL OLUYORSUNUZ. OLAYLARI TAM OLARAK DÜŞÜNEN HER KİŞİ BUNUN NEDENİNİN, HÜKÜMET OLDUĞUNU GÖRÜR. TÜM BAŞKANLIK SİSTEMİ BİZCE SUİSTİMAL EDİLMEKTEDİR. TOPLANACAK TARAFLAR SAYICA AZ OLSA BİLE AZAMİ SAYIDAKİ DÜŞMANIN KARŞIŞINDA DURMALIDIR. BU ÇAGRIYI YAPMASI GEREKEN YÜZBAŞILARDIR. BÜYÜK ŞEREFLİ CEPHE DÜŞÜNÜLMELİDİR.”

Bu metin 2 bilim adamını çok şaşırtır. Çünkü günümüz Türkiye’si ile ilgili ipuçları vermektedir. Bir başka deyişle Atatürk, 100 yıl önceden Türkiye’de olup bitecekleri görmüş gibidir. Dr. Muammer Yüksel ve Dr. Erhan Kızıltan araştırmaları sırasında 19’ar kez tekrarlanan (Türkçe?) sözcükler de bulur. Bu sözcüklerle oluşturdukları metin ise Türkiye’deki bölücülük hareketinin ne aşamaya geleceğini 100 yıl önceden gösterir gibidir.

”MAKSADIN ANLAŞILIYORDU. TARİHİ VİLAYETİN AHALİSİNİ BÖLÜP DİYARBAKIR KÜRT DEVLETİ’NİN KURULMASINA YOL AÇMAK. MEMLEKETİN İÇİNDE BULUNDUğU DURUM KESİNLİKLE BiRiSiNiN DURUMA MÜDAHALE ETMESiNi GEREKTİRCEKTİR. İÇİNDE BULUNULAN SOMUTSUZ KOŞULLAR GEREĞİNCE BAGIMSIZ GRUPLAR HAREKETE GEÇECEKTİR. YİRMİ VAKİT SONRASINDA BU DEGERLENDİRMEYİ KİM YAPACAK VE EYLEME GEÇECEKTİR.”

Bu metinde yer alan ”YİRMİ VAKİT” ifadesini ilgi çekici bulan iki bilim adamı bir araştırma yapar. Vardıkları sonuç şaşırtıcıdır. Güneydoğu ‘da bir Kürt devleti kurmak için yola çıkan Abdullah Öcalan PKK’yı 1978’de kurmuştur. Öcalan 1999’da yakalanmıştır. Bir başka deyişle eylemlere başladığı yıl ile yakalandığı yıl arasında 21 sene vardır. Bu da Atatürk’ün ”YİRMİ VAKİT” deyimine uygun bir zamandır. İki bilim adamının yorumuna göre bu 20 vakit dolmuştur. Ve ülkenin bölünmesini engellemek için eyleme geçilmesi zamanı gelmiştir. Nutuk ‘u iki bölüm halinde kitaplaştırıldığını göze alan Dr. Muammer Yüksel ile Dr. Erhan Kızıltan, kitabin ‘belgeler’ bölümünde de 19’ar kez geçen sözcükleri arayıp bulur ve yeni bir metin ortaya çıkarır.

”DÜŞÜNDÜKLERİNİ AÇIKÇA SÖYLEYEN PEK ÇOK KİŞİNİN ORTAK FİKRİ; HÜKÜMETİN BUGÜN DÜNYAYA YAKIN DURMASININ ASIL NEDENİNİN, SEÇİMLE KENDİLERİNE VERİLEN GÜCÜ KULLANARAK, SİSTEME RESMEN AYKIRI FİKİRLERİ UYGULAMAYA CALIŞMASIDIR. GERCEK YÜZÜ BELLİ OLMAYAN AZINLIKTA OLAN YÖNETİM MERKEZİ<, GERCEK YÖNETİMİN, ANKARA’NIN DİKKATINİ ÇEKMEK ZORUNDADIR. RÜŞVETÇİ VALİLERİN (YÖNETİCİLER) CUMHURİYET İLKELERİ YERİNE<, KENDİ ÇIKARLARINA YÖNELMELERİ MÜDAHALEYİ GEREKTİRİR.”

Dr. Muammer Yüksel ile Dr. Erhan Kızıltan bu son metni günümüz Türkiye’sini anlattığını düşünüyor. İki bilim adamı bu çalışmayı kitap haline getirdi. Kitap’tan çıkan ve ”NUTUK’DAKİ GİZLİ HİTABE” adını taşıyan kitabın önümüzdeki günlerde epey tartışma yaratacağı ortada. Çünkü kitapta Atatürk’ün Gençliğe Hitabe’sinin hangi anlama geldiği ve hitabedeki uyarıların hangi zaman diliminde geçerli olacağı da yine 19 formülü ile açıklanıyor.

Sonuç olarak;

ZAMANININ İLERİSİNDEKİ ADAM OLARAK NİTELENEN ULU ÖNDER MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ÜN 100 YIL ÖNCE YAZDIĞI NUTUK, GÜNÜMÜZ TÜRKİYE’SİNİN İÇİNDE BULUNDUĞU DURUMU ÇOK NET OLARAK ORTAYA KOYUYOR.

Hakan Er – www.twitter.com/aynaninsirri , www.aynaninsirri.tumblr.com

Dünya Liderlerinin Atatürk Hakkında Görüşleri

John F.KENNEDY (A.B.D.Başkanı, 10 Kasım 1963)
“Atatürk bu yüzyılın büyük insanlarından birinin tarihi başarılarını, Türk halkına ilham veren liderliğini, modern dünyanın ileri görüşlü anlayışını ve bir askeri lider olarak kudret ve yüksek cesaretini hatırlatmaktadır… Çöküntü halinde bulunan bir imparatorluktan özgür Türkiye’nin doğması yeni Türkiye’nin özgürlük ve bağımsızlığını şerefli bir şekilde ilan ve o zamandan beri koruması, Atatürk’ün Türk halkının işidir. Şüphesiz ki, Türkiye’de giriştiği derin ve geniş inkılaplar kadar bir kitlenin kendisine olan güvenini daha basarı ile gösteren bir örnek yoktur.”


Franklin ROOSEVELT (A.B.D.Başkanı, 10 Kasım 1938)
“Benim üzüntüm, bu adamla tanışmak hususundaki şiddetli arzumun gerçekleşmesine artık imkan kalmamış olmasıdır.


(General Mc ARTHUR)
“Asker-devlet adamı, çağımızın en büyük liderlerinden biri idi. Kendisi, Türkiye’nin, dünyanın en ileri memleketleri arasında hak ettiği yeri almasını sağlamıştır. Keza O, Türklere, bir milletin büyüklüğünün temel taşını teşkil eden, kendine güvenme ve dayanma duygusunu vermiştir.”


Franklin ROOSEVELT (1928, ABD Başkanı )
“Sovyet Rusya Hariciye Nazırı Litvinof ile görüşürken kendisine onun fikrince bütün Avrupa’nın en kıymetli ve en ziyade dikkate değer devlet adamının kim olduğunu sordum. Bana Avrupa’nın en kıymetli devlet adamının Türkiye Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal olduğunu söyledi.
(Albert LEBRUN, Fransız Cumhurbaşkanı)
“Akıllı ve barışçı yöntemlerle gerçekleştirdiği eseri halkların tarihinde izlerini bırakacaktır. ”


BRIAND (Fransız Başbakanı, 1921)
“Yeni Türk Devleti ile Ankara Andlasması’nın imzalanması nedeniyle; “Bizi arkadan vurdu, dağ başındaki haydutlarla, Mustafa Kemallerle anlaştı” diyenlere Fransız Başbakanının Mecliste verdiği cevap: Dağ başındaki haydutlar diye isimlendirdiğiniz kahraman Mustafa Kemal ve O’nun tüm askerleri burada olsalardı, teker teker hepsinin heykellerini dikerdik. Böylesine kahraman bir andlasma imzalamaktan gurur duyuyorum.”


Winston CHURCHILL (İngiltere Başbakanı, 1938)
“Savaşta Türkiye’yi kurtaran, Savaştan sonra da Türk Milletini yeniden dirilten Atatürk’ün ölümü, yalnız yurdu için değil, Avrupa için de büyük kayıptır. Her sınıf halkın O’nun ardından döktükleri içten gözyaşları bu büyük kahraman ve modern Türkiye’nin Ata’sına değer bir görünümden başka bir şey değildir”.


Emanullah HAN (Afgan Kralı)
“O büyük insan yalnız Türkiye için değil, bütün doğu milletleri için de en büyük önderdi.”


Bayan Sucheta KRIPALANI (Hint Parlamento Heyeti Başkanı)
“Atatürk, yalnız Türk Milleti’nin değil, özgürlüğü uğruna savaşan bütün milletlerin önderiydi. O’nun direktifleri altında siz bağımsızlığınıza kavuştunuz. Biz de o yoldan yürüyerek özgürlüğümüze kavuştuk.”


Ben Gurion (İsrail Başbakanı, 1963)
“Mustafa Kemal Atatürk, kuşkusuz 20. yüzyılda dünya savaşından önce yetişen en büyük devlet adamlarından biri, hiçbir millete nasip olmayan cesur ve büyük bir inkılapçı olmuştur.”


Eyüp Han (Pakistan Cumhurbaşkanı)
“Kemal Atatürk, yalnız bu yüzyılın en büyük adamlarından biri değildir. Biz Pakistan’da, O’nu geçmiş bütün çağların en büyük adamlarından biri olarak görüyoruz. Askeri bir deha, doğuştan bir lider ve büyük bir yurtsever…”


Kalinin (Sovyet Başbakanı)
“Şöhreti bütün cihana yayılmış olan tecrübeli başkanın yönetimi herkesin sevgi ve saygısını çeken büyük Türk Milleti’nin milli bağımsızlığını devamlı bir başarı ile kuvvetlendirmiş ve yeni milli yapısını yaratmıştır.”


KERAMA (Lübnan Başbakanı, 10 Kasım 1963)
“Büyük adamlar, kuşaklarının başındadır. Türk Milleti’nin başındaki büyük ve dahi Atatürk, politika ve savaş alanlarında yılmayan büyük ve yurtsever bir insandı.”