Yabancı Düşünürlerin Osmanlı’ya Bakışı

Yabancı Düşünürlerin Osmanlı’ya Bakışı

Yazı Boyutu ( Arttır | Azalt )

Dünyanın gelmiÅŸ geçmiÅŸ en büyük impartorluklarından biri olan Osmanlı İmparatorluÄŸu yüzyıllar boyunca büyük bir coÄŸrafyada hüküm sürmüştür. Bu baÅŸarısı yabancılar tarafından büyük hayranlık uyandırmıştır.  Adı, tarihteki büyük kumandanlar arasında anılan Napolyon Bonaparta, Saint Helena adasında hapiste bulunduÄŸu sırada “Kimler büyük adamdır?” diye sormaları üzerine, o, Fatih Sultan Mehmedi kastederek: “Büyüklükte ben onun çırağı bile olamam. ‘Neden?’ derseniz, bana pek acı gelen bir gerçeÄŸi açıklamam icap eder ki, o da ÅŸudur: Ben kılıçla fethettiÄŸim yerleri, hayatta iken geri vermiÅŸ bir bedbahtım. O ise, fethettiÄŸi yerleri nesilden nesile intikal ettirmenin sırrına ermiÅŸ bir bahtiyardır. demiÅŸtir.

Osmanlı

Yabancı düşünürlerin Osmanlı hakkındaki görüşleri :

-Corci Zeydan  : “Müslümanların gösterdiÄŸi adalet, hoÅŸgörü, ibadet ve takva, büyük baÅŸarılarının en büyük sebeplerindendir.”

-Çiro Truhelka : ”Müslüman Türklerle vahÅŸet isnat edenler, onları kıskananlar ve çekemeyenlerdir. Bu milletin Balkanlarda ve Avrupa’da vahÅŸet göstermiÅŸ olduÄŸu iddiası, iftiraların en iÄŸrencidir. Müslüman Türkler Avrupa’ya mazbut bir din ve gayet mükemmel bir devlet teÅŸkilatlarıyla gelmiÅŸ, yerleÅŸtirdikleri ülkerleri medenileÅŸtirmiÅŸlerdir.”

-Grenard            : ” Osmanlı İmparatorluÄŸu’nun kuruluÅŸu insanlık tarihinin en hayrete deÄŸer ve en büyük olaylarından biridir.”

-Gibbons            : ” HoÅŸgörüleri, ister siyâset, ister hâlis insaniyet neticesiyle meydana gelmiÅŸ olsun, Osmanlıların, yeni zaman içinde milliyetlerini tesis ederken dîni, hürriyet ilkesinin siyâsetinin temel taşı olarak kabul eden ilk millet olduÄŸu îtiraz kabul etmez bir durumdur. Hıristiyan dünyâsındaki arası kesilmeyen din savaÅŸları ve engizisyona raÄŸmen, Osmanlı idaresinde Hıristiyan ve Müslümanlar, ahenk ve uygunluk, içerisinde yaşıyorlardı.”

-D’ohsson            : “Kur’ân-ı kerîmi tanıyanların zihnine ve hâfızasına nakÅŸedilmiÅŸ olan prensipler, onları yeryüzündeki insanların en insâniyetlisi en hayırseveri hâline getirmiÅŸtir. Bütün bu faziletlere raÄŸmen Ecnebilerin (Avrupalıların) barbar demesi, yırtıcı bulması, savaÅŸlarına göre hüküm vermesinden ileri gelir. Gerçekten Müslümanlar canlarını esirgemeden savaşırlar, düşmanları aynı zamanda dinlerinin de düşmanıdır. Bu ÅŸecâat Türklere sâdece dinlerinden deÄŸil, aynı zamanda millî karakterlerinden gelir. Ama bir milletin gerçek karakteri savaÅŸ alanının silah gürültüleri arasında tayin edilemez. Türkleri gerçekten tanımak isteyenler, onların faziletlerini deÄŸerlendirmeli, törelerin karakter ve fiillerindeki tesirlerini muhâkeme etmeli, onları barış zamânındaki örf ve âdetleri içinde incelemelidir. Filhakika Türkler, savaÅŸta ne kadar sert, ne kadar maÄŸrûr ve yırtıcı iseler, barışta da o kadar sâkindirler. En büyük kahramanlıkları gösteren, gözlerini kırpmadan ateÅŸe atılan bu insanlar, günlük hayatlarına döndükleri zaman gerçek karakterlerini alırlar. O zaman onların beÅŸerî duygularla dolu hayırsever kimseler olduÄŸu anlaşılır. İçlerinde en kötüsü en hasisi bile yine de bir vazife olarak iyilik etmekten çekinmez.”

-Toynbee             : “Osmanlı Türklerinin bu kadar küçük bir baÅŸlangıçtan, o kadar elveriÅŸsiz ÅŸartlar altında, bu derece sürekli bir devlet haline eriÅŸmesi, dünya tarihinin en fevkalede tezahürlerinden biridir. Osmanlıların Yakın DoÄŸu’da yerlerine geçen Avrupalı veya yerli hiç bir devlet, bu bölgeyi Osmanlılar kadar iyi idare edememiÅŸtir. Avrupa devletleri Osmanlılardan aldıkları ülkeleri ancak zulümle yönetebilmiÅŸlerdir. ”

-Benoist Mechin : “Sultan Süleymân öyle bir orduyu emri altında bulunduruyordu ki; kuruluÅŸu ve silahları bakımından, dünyânın bütün diÄŸer ordularından dört asır ilerideydi… Her Türk askeri yalnız başına seçkin bir Avrupa taburuna bedeldi.”

-Edmondo da Amicis : “PaÅŸasından sokak satıcısına kadar istisnâsız her Türk’te vakâr, ağırbaÅŸlılık ve asillik ihtiÅŸamı vardır. Hepsi derece farkları ile, aynı terbiyeyle yetiÅŸtirilmiÅŸlerdir. Kıyâfetleri farklı olmasa, İstanbul’da bir baÅŸka tabakanın olduÄŸu belli deÄŸildir… İstanbul’un Türk halkı, Avrupa’nın en nâzik ve kibar cemâatidir. En ıssız sokaklarda bile bir yabancı için küçük bir hakârete uÄŸrama tehlikesi yoktur. Namaz kılınırken bile bir Hıristiyan, câmiye girip Müslüman ibâdetini seyredebilir. Size bakmazlar bile, küstahça bir bakış deÄŸil, sizinle ilgilenen mütecessis bir nazar dahi göremezsiniz. Kahkaha ve kadın sesi duyamazsınız. FuhuÅŸla ilgili en küçük bir tezâhüre şâhit olmak imkân dışıdır. Sokaklarda bir yerde birikmek, yolu tıkamak, yüksek sesle konuÅŸmak, çarşıda bir dükkânı lüzûmundan fazla iÅŸgâl etmek, ayıp sayılır.”





Benzer Konular :

  1. Osmanlı Padişahlarının Resulullah Sevgisi
  2. Osmanlı Tarihinde İlkler
  3. Anzak Askerlerinin Türk Askerleri Hakkındaki Görüşleri
  4. Fatih Sultan Mehmed

Yazar : alexander

Büyük İskender Hayranı .

Yorum yok »

Henüz yorum yapılmamış.

Bu yazıya yapılan yorumlar için RSS beslemeleri. TrackBack URL

Yorum yap